Reklamı Kapat

Suriye’nin Toprak Bütünlüğü?

Türkiye’nin Suriye’de Fırat’ın batısına dönük hassasiyetini, YPG/PYD’yi Fırat’ın doğusuna yerleştirerek bypass eden ABD, şimdi işi daha ileri noktalara götürmeye çalışıyor. Bilindiği gibi ABD’li petrol şirketi Delta Crescent Energy ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) yani PYD/YPG’nın çatı yapılanması olan örgüt arasında petrol anlaşması imzalandı. Anlaşma petrol sahalarının modernizasyonunu ve çıkarılan petrolün ticaretini kapsıyor. Bu anlaşmanın Başkan Trump’a yakın olan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham tarafından duyurulmuş olması ise ilginç. Çünkü Graham zaman zaman ABD yönetimi ile Türkiye arasında köprü görevi üstleniyor. Graham ile birlikte ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi şu anda Suriye Özel Temsilcisi olan James Jeffrey de Suriye’de çok aktif figür haline geldiler. Her ikisi de Türkiye’yi çok iyi tanıyor ve her gelişmeyle yakından ilgileniyorlar. Her ikisi de Türkiye’de üst düzeyde kabul edilip muhatap alınıyorlar. Türkiye’nin nabzını iyi tuttuklarına inanıldığı için Türkiye’nin rahatsız olacağı düşünülen her gelişmede ön sırada onları görebiliyoruz.

Hem Jeffrey hem de Graham Türkiye’nin Suriye üzerinden sıkıştırılması ve Suriye’nin bölünmesi için çalışmalar yürütürken, bu aslında Türkiye’nin ABD tarafından kuşatılmasının sadece bir bölümünü veya bir boyutunu içeriyor. Malum olduğu üzere Amerika, Doğu Akdeniz’de hidrokarbon aramalarında Güney Kıbrıs ile de anlaşmalar yapmış ve tercihini net olarak Güney’den yana koymuştu. Noble ve Exxon Mobil şirketleri hâlihazırda Güney ile yaptıkları anlaşmalar çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyorlar. Bunun yanında Amerika’nın Yunanistan’da yeni üsler edinmesi ve özellikle sınırımızın yanı başındaki Dedeağaç’ta üs kurması da mutlaka fotoğrafın bütünü üzerinden değerlendirilmelidir.

Tekrar Suriye’ye dönersek şunu söyleyebiliriz; SDG ile ABD’li şirketin yaptığı bu anlaşmanın derin siyasi ve sosyal sonuçları olacağı ortadadır. Suriye’nin toprak bütünlüğü iddiası bu anlaşmayla beraber ciddi olarak yara almış durumdadır. Bu saatten sonra siyasi çözüm çabaları da aynı ölçüde anlamsız bir hale gelebilecektir. Amerika zaten 50 bin TIR’ın üzerinde silah desteğiyle YPG/PYD’ye desteğini göstermişti. Şimdi bu anlaşmayla beraber ABD bölgede yerel müttefik olarak gördüğü YPG/PYD’ye ekonomik olarak bağımsızlık sağlamayı hedefliyor.

Diğer taraftan Amerika bu konunun “terörün finansmanı” tartışmasına dönüşmemesi için Delta şirketine Hazine’den, hareket serbestisi anlamına gelen, güvence olarak kabul edilen OFAC lisansı bile vermiş.

Peki, nedir bu lisans, neden önemli kabul ediliyor? Bu soruya aslında basit bir internet araştırması bile cevap verebiliyor. Wikipedia’ya göre OFAC; “Dış Varlıklar Kontrol Ofisi, ABD Hazine Departmanı’nın bir finansal istihbarat ve icra kuruluşudur. ABD ulusal güvenliği ve dış politika hedeflerini desteklemek için ekonomik ve ticari yaptırımları uygular.”

Yani Amerika bu lisansla hem Delta Crescent şirketine, hem de YPG/PYD’ye “yapacağınız her türlü faaliyetinizde arkanızdayım” mesajı veriyor. Seçilen şirketin adında “Crescent” yani “Hilal” ibaresinin geçmesi özel olarak bölge için algısal bir çalışma mı, yoksa öyle mi denk geldi, onu da merak içeren küçük bir not olarak ilave etmiş olalım.

Sonuç olarak Suriye’de şunu artık net olarak görebiliyoruz. Amerika Suriye’deki fiili bölünmüşlük durumunu geri dönülmesi zor bir noktaya taşımak adına her türlü kritik adımı atmayı hedefliyor. 1991 sonrası Irak’ta yaşanan bütün gelişmelerin izdüşümünü bu adımlarda görmek mümkün. Çok zor, hatta mümkün değil diyenleriniz olabilir ama Kürt meselesinden tutunuz diğer bölgesel sorunlara kadar bütün problemlerin Türkiye, İran, Irak ve Suriye tarafından birlikte, doğru bir zeminde ve adalet temelinde çözülmesi dışında kalan her seçenek bu ülkeler için dolaylı falan değil doğrudan tehdittir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?