Reklamı Kapat

'İstanbul Sözleşmesi kalmalı!’ Diyenler kimler?

Bazı ‘etkili’ baskı gurupları ‘İstanbul Sözleşmesi feshedilmesin’ diye bu aralar Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’ne müthiş baskı yapıyor. Neden mi;

1- Bunlar, kendilerini Türkiye’nin en etkili ve de güçlü Sivil Toplum Kuruluşu (STK) olarak görüyorlar. Direk söyleyemiyorlar ama ‘vesayet’ mekanizmasının yeniden işletilmesini talep ediyorlar. (Bkz. lütfen; “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” diyen tayfanın alayı...)

2- Bunlar, kendilerini hükümetler yıkıp hükümetler kuran/kurduran güçler olarak lanse ediyorlar. 12 Eylül öncesinde hatta sonrasında, hoşlarına gitmeyen hükümetler ve başbakanlar hakkında, en ‘iri’ gazetelere sayfa sayfa aleyhte ilan/lar verdikleri, ‘çete’ oluşumlarına gittikleri hâlâ hatırlarda.

3- Bunlar, hoşlarına gitmeyen hükümetler ve başbakanlar hakkında yurtdışında tezvirat yapmaktan çekinmeyen, -zira, bunların bir kısmı varlığını yurt dışına borçludur, çoğunlukla oralardan nemalanırlar, yerli ve milli değildirler- yurt içinde de bilmem kaçlı çeteler kuran odaklardır.

4- Bunlar, esasen kendi ve ilişkili oldukları ağa babalarının menfaatleri ve çıkarları dışında kimsenin gözünün yaşına bakmayan, toplumu, yoksulu, mazlumu, mağduru hiç sallamayan, gündemlerine almayan çıkar ve baskı guruplarıdır.

***
İşte, ‘İstanbul Sözleşmesi illa da kalmalıdır’ diyenler bunlardır...

80 YAŞINDAKİ MİLLİ GÖRÜŞÇÜ NEYİ MERAK ETTİ?

80 yaşındaki bu Milli Görüşçünün kim olduğunu ve meziyetlerini size anlatacağım ama…
Önce bir haberin ayrıntılarından bahsetmek istiyorum;
Haber şu; ‘Metal yiyen bakteriler gerçekmiş…’
Haberden azıcık daha ayrıntı vermek istiyorum;

* Bilim insanları bir asırdan uzun bir süredir var olduğunu düşündükleri ancak varlığını kanıtlayamadıkları metal yiyen bakterileri tesadüf eseri keşfetti.

* Bakteri, California Teknoloji Enstitüsü’nde (Caltech) tebeşire benzer bir manganez türüyle yapılan başka bir deney sırasında bulundu. Dr. Jared Leadbetter, deneyden sonra manganez bulaşmış bir kavanoza, çözülmesi için ofisindeki lavabosunda su doldurdu. Dr. Leadbetter, birkaç ay sonra kampüse döndüğünde, kavanozun koyu bir maddeyle kaplandığını gördü. Açıklamasında, “Kendi kendime ‘Bu da ne?’ dedim. Bunun uzun zamandır aranan mikroplardan kaynaklanmış olabileceğini düşündüm. Bunu anlamak için sistematik testler yaptık” dedi.

* Araştırmacılar daha sonra bu siyah maddenin oksitlenmiş manganez olduğunu ve bunun büyük olasılıkla çeşme suyunda bulunan bakteriden kaynaklandığını keşfetti. Dr. Leadbetter, “Yer altı sularında bu canlıların akrabalarının olduğuna dair bulgular mevcut” dedi ve yaşadıkları Pasadena kentinin sularının bir kısmının yerel kayaklardan geldiğini söyledi.

* Yeni araştırma, bu bakterilerin, karbondioksiti biokütleye dönüştüren kemosentez için manganez kullandığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu buluşun yer altı sularını ve manganez oksitle tıkanan su sistemlerini daha iyi anlamalarına yardımcı olacağını belirtiyor.

* Şu cümleler de Dr. Leadbetter’e ait: “Çevre mühendisliğinde içme suyu şebekelerinin manganez oksitle tıkandığına dair geniş bir literatür var. Ama bu malzemenin nasıl ve neden oluştuğu hep bir muamma olarak kalmıştır. Birçok bilim insanı, bunun enerji kaynağı olarak manganez kullanan bakterilerden kaynaklanmış olabileceğini düşünüyordu ama şimdiye kadar kanıtımız yoktu.”

***
Şimdi…
Adı, Memduh Tekin… Milli Görüş sevdalısı…
Kastamonu/Çatalzeytin ilçesinde yaşıyor. Memduh amca geçenlerde aradı ve yukarıda ayrıntılarını verdiğim haberle alakalı aldığı notları iletti ve bir merakını da aktardı. O da şu;
“Erbakan hocamızın yıllar önce ABD tarafından tanklarımızın çürümesi için mikrop bulaştırdığı şeklinde açıklaması vardı. Araştırır mısınız?”

***
Memduh Tekin… Milli Görüş sevdalısı ve sıkı bir Milli Gazete okuru…
80 yaşında… Ama hala okuyor, yazıyor, araştırıyor, arıyor ve soruyor...
Kısacası bu kutlu yolda koşturmaya devam ediyor.
Daha ne olsun…

FABRİKALAR İŞTE BÖYLE KAPATILDI!

Mustafa Ceyhun…
Erzincan, Doğu Gazetesi’nde çarpıcı bir yazı kaleme aldı. Erzincan’daki fabrikaların nasıl birer birer kapılarına kilit vurulduğunu acı/acıtıcı cümlelerle ifade etti. Okuyalım mı;

* “Müteveffa başbakanımız Adnan Menderes’in yadigârı, büyük Erzincan Ovası üzerine kurulan şeker fabrikamız vardı. Arazileri üzerine şeker pancarı tarlaları, her türden sebze ve meyve bahçeleri, kümes ve büyükbaş hayvan çiftlikleri ve toptan perakende satışları vardı.”

* “Ayrıca bağlı takım tezgâhları makine fabrikası vardı. Daha evvel şeker fabrikamızın birçok bölümü Erzurum iline aktarıldı, bizim pancarımız sayesinde Erzurum ili bizden fazla kesim yapar oldu. Sonunda Erzurum iliyle birleştirilerek özelleşti. İnsanlar aileleriyle birlikte başka illere göç ettiler.”

* “Keza Adnan Menderes tarafından, büyük bir arazi üzerine kurulan iplik (Bobinaj) ve dokuma fabrikasına bağlı satış mağazaları ve lojmanları vardı. Öylesine yoğun bir iş ortamına sahipti ki, işçiler 3 vardiya halinde çalışıyordu, çünkü başka ülkelere de TIR’larla seri ihracatlar yapılıyordu.”

* “Sonradan ilave edilen ve yüzlerce insanın çalıştığı Tercan ayakkabı fabrikası da kapatıldı, bir anda yok oldu. Yine insanlar aileleriyle birlikte başka illere göç ettiler. Keza iş adamlarımızda bu dar çevre nedeniyle onlar da başka illere göç ettiler.”

* “Rahmetli Başbakan Necmettin Erbakan tarafından temelleri atılan organize sanayideki takım tezgâhları fabrikasının temelleri de elimizden alındı. Yıllar içerisinde diğer kuruluşlar da ya başka illere aktarıldı ya da yok oldular.”

 “Bu memleket depremler nedeniyle kan kaybeden, küçük bir nüfusu olan bir şehirdi, bütün fabrikalar satılsaydı yine bizim fabrikalarımız kalmalıydı...”

***

Nasıl! Yukarıdaki satırlar yeteri kadar acı ve de acıtıcı değil mi?
Not: Bugün Kurban Bayramı. Bütün okurlarımın Kurban Bayramı’nı tebrik ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Resülü Küçük - İstanbul sözleşmesini savunan tipler, bunu kadına şiddetin önlenmesi içinse mesele yok, ama bu sapıklığı bir insan hakkı gören ahmaklar, bundan faydalanan sapıklar, bu anlaşmayı düzenleyen küresel güç odakları, siz bunu İsrail de uyğulayında görelim yada buradaki adamınız. İsmail Cem ipekçi yahudisi İsrail e gltsinde görelim. Kim olursa olsun şiddet tasvip edilen bir şey değil, en büyük insan hakkı budur. Bunun için aklı başında olan tarafların bir araya gelip adım atmalı, yoksa bu sapkın ve avanesi işi azıtacak toplumun huzurunu bozacak.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 01 Ağustos 10:54


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Fındık fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?