Reklamı Kapat

Kuram ve uygulama

Kuram (théorie, nazariye), basitleştirerek ifade edilirse, herhangi bir konuda akıl ve duyumun soyut düzlemde zihnin incelemede, araştırmada, irdelemede ve yargıda bulunma etkinliğidir, denebilir. Zihnin etkinlikte bulunurken, kaçınılmaz olarak yine birtakım ilkelerden, kavramlardan ve kurallardan hareket etme ya da dayanma gereği duyar. Dayanak alınan ilkeler, kavramlar ve kurallar, kimi zaman verili olabileceği gibi, zihni etkinlikte bulunanın ilk defa ortaya koyduğu ya da önerdiği biçiminde de olabilir. Zihin, dolayısıyla insan niçin ve neden böyle bir yol izler?

Bu ve benzer sorular sorma ve bu sorulara cevap bulmaya çalışma bile, zihnin soyut düzlemde inceleme, araştırma, irdeleme ve yargıda bulunmasını içerir. Nitekim düşünce, bilim ve sanat alanında kuram olarak belli bir süre kabul edilmiş olanın, daha sonra yeterli görülmemesi veya bütünüyle reddedilmesi bundan dolayıdır. Fakat yetersiz görülünceye veya ret edilinceye kadar o kuram geçerliliğini ve etkisini sürdürür. Kaldı ki, ortaya konulan herhangi bir kuramın bazı kimseler veya kurumlar ya da toplumlar tarafından ret edilmesi, onun doğruluğunu ve geçerliliğini ortadan kaldırmaz. Aksine, o kurama rağmen yapılan uygulamalar, ret edenlerin, açık ya da gizli zarar görmelerine yol açabilir. Mesela Gökbilim (Astronomi) alanında Yer Merkezli ve Güneş Merkezli iki farklı kuram anlamlı bir örnektir. Yer Merkezli Kuram, Aristoteles’in “hareket” tanımını esas alarak, Dünyanın sabit olduğu önermesinden hareket ediyordu ve Mısırlı Gökbilimci Ptolemaus (Batlamyus) ona son şeklini vermişti. Batı Ortaçağı’nda Kilise bu kuramı Hıristiyanlığın evren, doğa veya dünya tasavvuru şeklinde yorumlayarak ona bir inanç ilkesi boyutu kazandırmıştı. Arada karşıt görüşler bulunsa da, asıl olarak XVII. yüzyılda Galilei Galileo, söz konusu kuramın dayandığı “hareket” ilkesini farklı açıklamak suretiyle Güneş Merkezli Kuramı ortaya koymak suretiyle yeni bir evren, doğa ve dünya tasavvurun yolunu açmıştır.

Dünya ölçeğinde düşünce sistemi tanımlamasından, tasnifine, yapılan ayrım temelinde düşünce sistemlerinin nitelik, özellik ve farklarına kadar yapılacak tespitlerde, işte kuram ve uygulamaya yüklenen anlam ve önemin belirleyici olabileceği düşünülebilir.

Genel olarak ve sıkça başvurulan düşünce sistemi tasnifinde “Batı Düşünce Sistemi” ve “Doğu Düşünce Sistemi” üst başlığı ağırlıklı olarak kullanılagelmiştir. Böyle bir tasnifin düşünce etkinliğini belirginleştirmek suretiyle kolay kavramaya ortam hazırlaması bakımından belli bir yarar sağladığı söylenmelidir. Ayrıca, böyle bir ayrımın kabul edilmesi, gerçekten kabul edilen düşünce sistemlerinin konu öncelikleri, bunların getirdiği nitelik ve özellikler bakımından birtakım farklılıkların tespitinin yapılabilmesine imkan vermektedir. Öte yandan, bu ikili ayrıma bağlı kalınarak, her birinin tarihi süreç içinde geçirdiği evrimi, gelişme, duraklama, değişim ve dönüşüm şartlarını, imkanlarını, daha önemlisi evrelerini belirlemek mümkün olabilmektedir. İşte bütün bunların gerçekleştirilmesinde kuram ve uygulamanın, düşünce sistemini daha doğru, daha anlamlı ve daha verimli kavramaya göz ardı edilemeyecek imkanlar sağladığı, sağlayabileceği hesaba katılmalıdır.

Ne var ki, tasnife tabi tutulan ve üst başlık olarak ortaya konulan bu sistemleri incelemeye başladığımızda, içeriklerini oluşturan olguların bir yeniliği bir tarafa, birbirleriyle ortak sayılacak nitelikler bile göstermemesi, söz konusu düşünce sistemleri hakkında genel bir kabule varmayı güçleştirebileceği söylenebilir. Sözgelimi Doğu Düşünce Sistemi içinde yer alan Çin düşüncesiyle Hint düşünceleri arasında, yerine göre uzlaştırılamayacak karşıtlıklar vardır. Aynı şekilde, biraz geriye gidildiğinde, Sümerler ile Babilliler, Hititler ile Asurlular arasında bile uzlaştırılamayacak farklılıklar söz konusu olabilmektedir. Hele inançlar temelinde yaklaşıldığında, ayrımlar, karşıtlıklar bütünüyle belirginleşebilmektedir.

Konuyu irdelemekte yarar vardır diye düşünüyorum.

İdrak edeceğimiz Kurban Bayramı vesilesiyle tüm dostların, tanıdıkların ve değerli okuyucu kardeşlerimin bayramını tebrik eder, barış, sağlık ve afiyetler dilerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Temmuz 07:41


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Fındık fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?