Reklamı Kapat

Hasretle beklenen gelir mutlaka!

Bismillâhirrahmânirrahîm;

TARİHİN tabii seyri içindeki günlük telâşlar, koşuşturmalar hep unutulur. Geriye, sadece şefkat, merhamet, adalet, başkaları için fedakârlık yapma gibi “insanî değerler” kalır. Ayasofya, böylesine “kalıcı”, büyük mânâyı temsil ediyor.

Ayasofya, Fetih’ten sonra 481 yıl cami olarak kullanıldı. 1934’te içimizden “bazıları” tarafından müzeye çevrildi. Tarihî mânâyı yok sayan bu durum Müslümanları üzdü. “Volkan gibi lav atmış, ne susmuş, ne sönmüşüm, / Ben bu iman yolunda çılgınlara dönmüşüm” diyen Osman Yüksel Serdengeçti, Ayasofya hasretiyle yazdığı şiirinden dolayı 1953’te idamla yargılandı.

1965’te MTTB’nin Sultanahmet Meydanı’nda düzenlediği Ayasofya Mitingi’nde konuşan Necip Fazıl, 20 Haçlı Seferi’ni göğsünde püskürten milletimizin tarihî özelliğini vurgulamış, gençlere ümit vermişti: “Bekleyin gençler!.. Biraz daha rahmet yağsın… Her yağmurun arkasında bir sel vardır…” Ve diğer Ayasofya sevdalıları!..

Millî Görüş Hareketi’nin aksiyona geçmesiyle hız kazanan Ayasofya mücadelesi teşkilâtlı, yaygın, kararlı ve kalıcı bir gündem oluşturdu. Erbakan Hoca’nın ısrarlı, yılmayan, vazgeçmeyen, hedefe kilitlenen kararlı tutumuyla, milletimizin sahiplendiği bir dava haline dönüştü. MGV ve AGD’nin organizesiyle en büyük stadyumlardan ses verdi.

1980’nin 12 Eylül’ünde Erbakan Hoca tutuklanmış, mahkeme süreci başlamıştı. Mahkeme “suç unsuru” bulamadığı için “berat” kararı verdikten sonra, polis ordusuyla takibe alınmış, 6’dan fazla insanla bulunması halinde, yeniden tutuklanacağı tehdidi ile karşı karşıya kalmıştı. Hoca, o günlerde bile Ayasofya’yı unutmadı.

BİR GÜN MUTLAKA!

ERBAKAN Hoca, çok sıkıntılı günlerinde bile kadrolarına kesin talimat verdi: “29 Mayıslarda, bir evin damında bile olsa Fetih kutlaması yapılacak. Fetih anlayışı ve Ayasofya görevimiz unutulmayacak!”

Fetih kutlamaları prensip olarak İstanbul’un en büyük stadında yapılırdı. Çok kere, çeşitli bahanelerle İstanbul’da yapılmasına izin verilmezdi. Çareler aranır, araya insanlar konur, mutlaka bir ilde yapılması için izin alınırdı. Gaziantep, Konya, Urfa, Sivas, Eskişehir, Sakarya, Elâzığ, Ankara, Kocaeli gibi iller fetih kutlamalarına ev sahipliği yaptı.

Fetih sevdalıları yılmaz, vazgeçmez; uzun yolculuklarla her sene biraz daha bilenirdi. Yolculuklarda yapılan konuşma, okunan marş ve ezgileri dinlemeliydiniz! Kalpler heyecanlanır, zihinler berraklaşır, gönüller ferahlardı. “Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın” sloganındaki mânâya o kadar inanmışlardı ki! Bu söylem, “Bir gün mutlaka!” şeklinde tamamlanırdı.

Miting ve kutlamalarda, 7’sindeki gençlerle, 77’sindeki dedeler aynı heyecanı duyardı. On binlerce genç, Ayasofya önlerinde, seher vakitlerinde fetih namazları kılardı. Olayın kamuoyunca sahiplenilmesi için 14 milyon imza toplayarak yetkililere ulaştırdılar. Bu, ne büyük delikanlıca duruştu Yarabbi!

Her sene bıkmadan, usanmadan fetih kutlamalarına katılan fetih erlerine derlerdi ki: “Boşuna uğraşıyorsunuz! Statlarda slogan atmakla Ayasofya açılmaz.” Halisane niyetler boşa gitmedi. Seher vakitlerinde yapılan toplu yakarışlar fetih neslinin kabul edilmiş duası oldu. Vakti gelince zincirler kırıldı; Ayasofya yeniden aslî hüviyetine döndü.

İMAN VARSA, İMKÂN VARDIR

MİLLÎ Görüşçülerin yarım asırlık destanlaşmış Ayasofya mücadelesini yakından izledim. Kutlama ve mitinglere katıldım. MGV ve AGD her sene fetih kutlamalarına katılım için illerdeki şubelerine hedefler verir; şubeler de bu hedeflere ulaşmaya çalışırdı. Bu mücadelede Muğla’da yaşadıklarımı ömrümce unutamam.

1997’den sonra Muğla MGV’ye yerli halktan sahip çıkacak bir kardeşimizi bulamadık. Üniversiteli gençler eliyle çalışmalarımızı yürüttük. Ortalama 10 yıllık süreçte şube başkanlığına sahip çıkan Nedim Akdeniz, Ali Aslan, Ali Cengiz, Ramazan Özdemir başkanlarımı aslan yürekli kahramanlar olarak selâmlıyorum.

Efsanevî olaylar yaşadılar. Fetih kutlamaları için otobüs kaldıramıyor, yol parası bulamıyorlardı. Fetih sevdalıları aralarında 1’er, 2’şer lira topluyor; oluşan parayla 2-3 arkadaşını yolcu otobüsleriyle “temsilci” olarak kutlamalara gönderiyorlardı.

Genel Merkez, destek için İzmir’in teşkilâtçı hocası Mustafa Eraz’ı Muğla’ya gönderdi. Muhterem Eraz’ı dinleyelim: “Terminale indiğimde karşıladılar. ‘Başkanım, evimiz yakın, yürüyüverelim’ dediler. Yarım saat yürüdük. Evlerine vardığımda tencerede 4 gün önceden kalma makarna var. Gençlere moral verdim. İkramlarda bulundum.”

Efsanevî hizmetler hep imkânsızlıklar içinde yapıldı. “İman varsa, imkân vardır” anlayışıyla! AGD’nin Şubat 2020’deki rapor müzakerelerinde, bir şube başkanımız, “Başkanım! Paramız yok” deyince, Genel Başkan Salih Turhan, “Arkadaşlar! Biz de hiçbir programımızı kasadaki hazır parayla yapmadık. Görevleri paylaştık, sonuçlandırdık” demişti.

Ayasofya, zincirlerin kırılması hasretiyle yananların halisane çalışmaları sayesinde açıldı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 28 Temmuz 07:31


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Fındık fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?