Bugün günlerden Ayasofya!

Bugün günlerden 24 Temmuz 2020, Cuma…

Ayasofya Camii hasreti bugün sona eriyor.

* Çağ açıp çağ kapayan ve Peygamberimiz Efendimiz’in (sav) övgüsüne mazhar olan İstanbul’un fethinin sembolü Ayasofya Camii!

* Hilal’in haç’a galebe çalmasının sembolü Ayasofya Camii!

* Cennetmekân Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri’nin cebinden verdiği para ile satın aldığı ve vakfiyesine bağışladığı Ayasofya Camii!

* Fatih Sultan Mehmet’in, “Cami dışında kullananlara lânet olsun” dediği Ayasofya Camii!

* 86 yıl amacı dışında, hem de sahte bir imza ile müze olarak kullanılan, cami olarak açılmayı hasretle, özlemle bekleyen Ayasofya Camii!

* Erbakan Hoca’nın, sürekli gündeminde bulunduğu ve mutlaka cami olarak ibadete açılması gerektiğini çok güçlü vurgularla ifade ettiği, Ayasofya Camii.

* “Önce ahlak ve maneviyat” sözünü şiar edinmiş Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Genel Merkezi’nin 2013 baharında cami olarak ibadete açılması için çok anlamlı bir kampanya başlattığı, Ayasofya Camii!

* AGD’nin büyük özveri ve gayretlerle bu kampanya neticesinde uğruna iki ay içinde ülke genelinde 10 milyon imzayı topladığı ve yetkili makamlara teslim ettiği, Ayasofya Camii!

***

Bugün günlerden 24 Temmuz 2020, Cuma…

86 yıl aranın ardından Ayasofya Camii hasreti bugün sona eriyor. Mü’minler, bugün Cuma namazında Ayasofya Camii ile kucaklaşıyor. 

Hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum…

İŞTE, ALIN SİZE BİR ÖRNEK

“Kadın cinayetlerini önlemede yetersiz kaldığı / faydasız olduğu ortada iken, birileri, İstanbul Sözleşmesi’ni layüs’el (sorumsuz) kılmak için bunu bulunmaz fırsata çevirmekte her nasılsa çok mahir davranıyorlar!” dedim ya, hani!

Alın size canlı canlı bir örnek;

Kendilerini “etkili” olarak gören bir dernek şöyle bir açıklama yaptı:

“Vicdanı olan herkesi sarsan her bir kadın cinayeti ve kadına yönelik erkek şiddeti, İstanbul Sözleşmesi’nin ne kadar yaşamsal olduğunu gösteriyor.”

- Sormak gerekmiyor mu; İstanbul Sözleşmesi şu kadar süredir yürürlükte, hangi yaraya merhem olmuş! Şiddet elbette olmasın. Şiddet elbette önlensin. Ama bu Sözleşme hangi şiddeti önlemiş!

 Açıklama devam ediyor;

“Kadına yönelik şiddet hem dünyada hem de ülkemizde kanayan bir yara ve bir insanlık suçudur. Kadınların çeşitli bahanelerle şiddete maruz kalması ve yaşam haklarının elinden alınması maalesef her gün sarsıcı örnekleriyle karşımızdadır. Kadınların ve çocukların hayatını karartan cinayet, tecavüz, taciz vakaları, zorla ve erken evlilikler kadını kadın olduğu için ayrımcılığa maruz bırakan zihniyet yapısının yansımalarıdır…”

- İyi, güzel (!) diyorsunuz da arkadaş, bu memlekette cinayet, tecavüz, taciz vakalarına karşı olmayan bir tek Allah’ın kulu var mı? Kim bunları istiyor? Hiç kimse! Peki, bu fiillerin önünü kesecek olan, Avrupa’nın dayatmaları mı? Hatırlatmak istiyorum, İstanbul Sözleşmesi’ni artık kendileri de istemiyor?

Devam ediyorlar açıklamaya;

“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 2012 yılında tüm siyasi partilerimizin ittifakıyla İstanbul Sözleşmesi’ni onaylaması dünyaya örnek ve öncü bir adım olmuştur. Bugün, 34 ülke bu sözleşmeyi uygulamaktadır. İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamış olmak, kadına şiddet eyleminin hiçbir mazereti olamaz demektir…”

- Bu cümlelerin hangi birini düzeltelim. Deveye sormuşlar, “Neren eğri?”. “Nerem doğru ki?” demiş. İstanbul Sözleşmesi’nin, toplum yapımıza dinamit koyması şöyle dursun, kadına şiddeti engellemediği/engelleyemeyeceği ortada. Şiddetin önlenmesi daha köklü toplumsal adımlara bağlı. Maneviyat alanında yapılacak düzenlemelere bağlı. Ekranlardan lağım diziler akarken, gençlik tamamen internete mahkûm edilmişken, para ve maddiyattan başka bir şey düşünmeyen nesiller oluşturulurken… dönüp kendimize şöyle bir bakmamız lazım…

Devam ediyor, açıklama;

“Ülkemizde toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bilinçlenme anlamında önemli kazanımlar elde edildiğini unutmamak gerekir. İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 sayılı kanunun uygulamasının etkinleştirilmesi için çaba sarf eden bakanlıklarımız, sivil toplum örgütlerimiz, özel sektör kuruluşlarımız bu düzenlemelerden güç almaktadır…”

- Yanlış… Yanlış… Yanlış… İstanbul Sözleşmesi’nin yanı sıra 6284 sayılı kanun da bir hataydı. Mutlaka değiştirilmesi lazım. Kim ne derse desin, kadınlar bu düzenlemelere güvenmiyor. Hükümetten ve farklı kesimlerden aklıselim insanlar, “İstanbul Sözleşmesi kaldırılmalı” dedikçe, bu yaklaşıma karşı çıkanlar, sadece kendi çıkarlarını korumaya çalışan, boğaza nazır viskilerini yudumlayan bir avuç mutlu azınlıktan başkası değildir.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ HAKKINDA MÜHİM HATIRLATMALAR!

* İstanbul Sözleşmesi elbette ve de muhakkak suretle, en kısa sürede kaldırılmalıdır, feshedilmelidir. Bu köşede daha önce ayrıntılarını zikrettiğim, anlatmaya çalıştığım GREVİO denilen İstanbul Sözleşmesi’ni izleyen, takip eden, denetleyen mekanizma bile başlı başına bir skandal!

* Feshedilmesi gereken İstanbul Sözleşmesi’nden farklı bağlamda ifade etmek isterim ki, kadın cinayetleri de muhakkak ve mutlaka önlenmelidir.

* Şurası bir gerçek ve okurlarıma hatırlatma gereği duyuyorum ki, ne zaman İstanbul Sözleşmesi aleyhine bir mutabakat ve irade oluşmaya başlasa, ne yazık ki kamuoyunda infiale neden olan bir kadın cinayeti vak’ası ile daha karşılaşıyoruz.

* İstanbul Sözleşmesi’nin kadın cinayetlerini önlemede yetersiz kaldığı / faydasız olduğu ortada iken, birileri, Sözleşme’yi layüs’el (sorumsuz) kılmak için bunu bulunmaz fırsata çevirmekte her nasılsa çok mahir davranıyorlar!

* Sözleşme; toplumsal mutabakatla olur. İstanbul Sözleşmesi’nde mutabakat var mı, yoktur. Bu bir.

* Kur’an ayetlerini (haşa) tartışılabilir kabul edenlerin, Sözleşme’nin hükümlerini tartışma dışı tutmaları ve adeta dayatmaları asla ve kat’a kabul edilemez, bu iki.

* Şu algıyı da bertaraf edelim; Sözleşme’ye karşı olmak, kadın cinayetlerini savunmak anlamına gelmez; bu da üç.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Ramiz - Çok doğru vurgular.... Evet şiddete hayır ama Sözleşmeye de hayır

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 24 Temmuz 18:45


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?