Reklamı Kapat

Halk ve demokrasi - III

Öyleyse, göz önüne alınması gereken, dikkatlerin yönelmesi gereken nokta şu olabilir: Diğer siyasi rejimlerde yönetim bağlamında halkın özneliği değil sadece yüklemliği söz konusu olduğu için, halkın irade beyanının geçerliliğinin de herhangi bir belirleyiciliği söz konusu edilemez. Aslında bir anlam da ifade etmez. Oysa demokrasi, siyasi iktidarın belirlenmesi ve el değiştirmesiyle halkın irade beyanı arasındaki her türlü perdenin ortadan kaldırılması, yaygın söyleyişle “şeffaflaştırılması”nı öncelediği ölçüde varlığını gerçekleştirebilir. Yöntemsel açıdan, izlenen yolun bizi hakikatin doğru düşünce ve bilgisine ulaştırıp ulaştırmadığını tespit etmek için başvurulan “açık ve seçik” ilkesi, siyaset, dolayısıyla iktidar ve yönetim bakımından da geçerli sayılmalıdır. Gerçi, özellikle ve öncelikle siyaset olgusunu salt bir kuvvet ve bu kuvvetin de, genellikle soyut kavram ve söylemlerle perdelendiği “menfaat/çıkar”dan ibaret olduğu anlayışını benimseyenler, siyaseti açık ve seçik ilkesi temelinde algılamazlar, böyle algılanmasını, hele kavranmasını istemezler. Belki de, siyaset ve dolayısıyla iktidar olgusunu ancak algı düzeyinde, yani hakikatin doğru düşünce ve bilgisini duygu temelinde aramak ve kurgulamak sınırı içinde kalmanın doğurduğu bir sonuçtu bu. Bu tür bir anlayış ya da yaklaşım, ortaya koyacağı azami çabaya rağmen, siyaseti, iktidarı, bunların tezahür alanı olan siyasi rejim çeşitlerini ancak tek boyutları içinde algılayabilir. Bu ise, bütünüyle öznel (subjective) bir dünya anlayışına mahkum olma sonucunu doğurabilir.

Oysa gerek siyaset olgusu, gerek bu olguyla doğrudan bağlantılı olması gereken iktidar olgusu nesnel birtakım niteliklerin gözetilmesi, hatta vazgeçilmezliklerinin doğru tespit edilerek uygulanmaları nispetinde gerçekleşebilir. Siyaset ve iktidar, söz konusu nesnel nitelikleri, ilişkide olduğu diğer düşünce ve bilgi alanlarıyla kurabildiği anlamlı ilişkiler sayesinde tezahür ettirebilir.

İrdelemeye çalıştığımız demokrasi bağlamında, siyaset ve iktidar olguları, siyaset felsefe ve bilimi yanında tarih, sosyoloji, psikoloji ve antropoloji bilimlerinin verilerini göz önünde tutarak hukukun evrenselleşmiş genel ilke ve kuralları ölçeğinde tam anlamıyla gerçekleştirebilir. Yetersiz ve yoz bir hukuk algısı (kavrayışı değil), öznel olarak algılanmış bir takım özlem, istek ve beklentileri perdelemek maksadıyla adeta sınırsız bir imkan alanına yol açabilir. Görünüşte insanları ve toplumları tatmin edici geçici hazlar ile bir süre oyalayabilir de. Özellikle yığın psikolojisinin oluşturduğu geçici irade ve bilinç yoksunluğu, tatmin duygusunun oluşumunda etkin bir işlev görür, ama bu durum geçici bir süreyle sınırlıdır. Önünde sonunda gerçekliğin şart ve imkanları, insana ve topluma kendini gösterir, duygu ve tutkunun geçici hazzını, akıl ve iradenin ölçeğine vurma zorunluluğunu hatırlatır.

Özetle, halkın, yani insan ve toplumun yönetimi, açık ve seçik siyaset ve iktidar olguları temelinde gerçekleştirilmeye yönelindiğinde, siyasi rejim türleri içinde, eğer demokrasi bir sistem olarak tercih edilmişse, yapılması gereken onun amaç, nitelik ve işlevlerini olabildiği ölçüde doğru, tutarlı ve anlam bütünlüğü içinde kavramaktır öncelikle. İkinci olarak, uygulama bakımından, hareket noktası sayılan halkı, maddi ve manevi hayat bütünlüğü içinde kavrayarak, bunu uygulamaya imkan ve yetenek ölçüsünde aktarabilmektir. Günlük söyleyişiyle insan ve toplumun “aş, iş ve huzur”unu, siyaset, iktidar ve hukukun nesnel ilkeleri, kuralları temelinde somut gerçekliğe dönüştürebilmektir. Siyaset ve iktidar olguları bağlamlarından kopartılarak, belirsiz, hatta karanlık zenginlik ve servet devşirmenin alanı ya da aracı haline dönüştürüldüğünde, belki güç ile zor ile bunu perdelemeyi bir süre devam ettirmek mümkün olabilir. Ne var ki, “hakikat yürümektedir” hiç durmaksızın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?