Reklamı Kapat

Betonlaşma temayülü

Bir somun ekmeğe katık edilemeyen beton, geçmişte toprakla uğraşıp sonra vazgeçenler için bağımsız ekmek kapısıdır. Büyükşehirlere göç eyleyip küçük şehirlerini terk edenler, şayet asgari ücretle geçinmek gibi mühim bir lükse tav olmamışlarsa, ekmeklerini taştan çıkarmaya taliptirler. Öyle ki en büyükşehir olarak anılanının taşına toprağına altın diye rayiç biçilir. Ekmek parası elde edilen unsur taştır, betondur; yoksulu amele kifayetinde, varsılı müteahhit rolünde inşaat işlerine yumulur. Tüm sektörlerin kaderine terk edilip, çalışmalarına ara vermek zorunda kaldığı anlarda bile basiret, feraset, merhamet sahibi yöneticiler tarafından inşaata bel bağlamış insanlar düşünülerek konut kredileri aşağı çekilir, beton işlerinin süreği sağlanır.

Dahası yeni hastane binaları projelendirmek suretiyle inşaat emekçisinin işsiz kalmaması, müteahhit kişisinin yolsuz düşmemesi; betoncunun, ytongçunun, demircinin evine ekmek götürme imkanı korunmuş olur. Evet, betona, asfalta banılmaz ama eve götürülecek ekmeğin çoğu zaman betondan çıkarıldığı su götürmez. İlle de inşaat işlerine yumulmayan zevat, talim ettiği asgari ücretten artırabildiğini kredi çektiği bankalara yatırmak suretiyle hem ekonominin ayrı bir alanına can vermiş olur, hem de lüks araç yahut bir parça betondan payını edinmenin çok haklı gururunu yaşar. Nihayet üretilen onca betonun bir alıcısı da olmalıdır.


Her yeni inşaat aynı zamanda yeni iş alanı açmak demektir. Siteler güvenliksiz, mahalleler bekçisiz olmaz. Böylece küçücük şehrinden uzaklaştırılmış insanlar büsbüyük şehirlerde istihdam imkanı bulur. Bir yandan iş bulmak ümidiyle terk ettiği köyünün bağlı bulunduğu şehir büyükşehir olunca köy de mahalleye dönüşür. Bu yepyeni mahalleler ve bümbüyük şehirler, tonlarca beton, kilometrelerce asfalt, metrekarelerce parke taşı için alan oluşturur. İşsizlik azalmış, ekmek kapısı çoğaltılmış olur. Yeni hastaneler, devasa camiler, boylu poslu okul binaları inşa edilir. Okul bahçesinde çocuklar bir ağızdan şarkılar okur: “Tohumlar fidana, fidanlar ağaca, ağaçlar ormana, ormanlar betona dönmeli yurdumda…” Sonra hepsi birden bahçıvana, şey, betona dönmeli yurdumda, diye devam edenler olabilir; onların erdemidir. Toprağa atılan tohumun fidana, fidanın ağaca, ağacın ormana dönüşme süreci büyük uğraş gerektirmez; lakin o son süreç, ormanın betona dönüşme aşaması bihayli sancılıdır. Çoğu zaman yangın çıkarıp verimsiz hale gelen araziyi bir müteahhite satmak, sonra imara açıp otel, villa, toplu yahut topsuz konut için elverişli hale getirmek gereklidir. Böylece bomboş duran, bakımsızlıktan ormana dönüşen araziler yeniden insan yararına sunulmuş olur. Denebilir ki hainlerce hor görülen betonlaşmanın her aşaması insan için bulunmaz nimettir.


Tarihten günümüze aktarılan binalar, beton parçaları, taşlar ve anıtlar önemli değeri haizdir. Geçmiş devirlerden medenileşmenin, gelişmenin, şehirleşmenin boyutlarını ele verdiği gibi başlı başına bağımsızlık sembolü binalar da vardır. Geçmişte ahıra çevrilmiş camiler, müzeye dönüştürülmüş mabetler, boş boş akan dereler bugün yeniden insan yararına sunulur. Böylece hem bağımsızlık pekiştirilmiş, hem de şanlı geçmişten gelen betonlaşmanın onuru korunmuş olur. Bu çalışmalardan Batman dolaylarında Hasankeyf’in imarı muhteşemdir. Orada, başıboş akmaktan ve insanların gidip görüp seyretmesinden başka bir şeye yaramayan çayın üstüne baraj yapılmış, elde edilen ürün insanların istifadesine sunulmuştur. Bununla da kalmamış, çay suları altında kalan eciş bücüş evcikler yeniden ve aslına uygun şekilde inşa edilerek yöre halkına bağışlanmıştır. Aynı anlarda özellikle yasaklanan ve sonra serbest bırakılan ama sosyal mesafe şartı getirilen Cumalarda Sultanahmet, Çamlıca, Taksim vs. camilerdeki yer yetersizliği göz önünde bulundurularak halkın rahatça ibadet edebilmesi için Ayasofya açılmıştır.

Müslümanlar, aşırı bağımsızlaştıklarını iliklerine kadar hissetmiş; vesile olanlara dualarda bulunmuş, bina sevmeyip insana yatırım yapmayı savunanlardansa sövgülerini esirgememişlerdir.
Beton sevgisi imardandır. Betonlaşmanın bereketinden bihaber olanların imarında hiç şüphesiz sorun vardır. Bunlar, yenilemek için bir müteahhite ihale edilen ama hastalık ve ölüm korkusuyla internetten ders verildiği için boş tutulan okullarda eğitime tabi tutulmalı, betonun ehemmiyeti kendilerine adam akıllı belletilmelidir. Mümkünse kendilerine şu okul şarkısı ezberletilmeli, bir ağızdan söyletilmelidir: “Yuvadır insana, örtüdür toprağa, can verir doğaya, betonlar yurdumda… Fiyattan kırmadan, betonsuz kalmadan, her insan bir bina, dikmeli yurdumda…”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Fındık fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?