Siyaset ve uzlaşma 3

Uzlaşma kültürünün neden siyasetimizde karşılık bulmadığını anlamaya devam edelim. Sorunun tarihi kökenlerini ve psikolojik alt yapısını konuşmaya çalıştık. Özel taleplerin müşterek taleplerin önüne geçmesi ve iktidarın sahiplenilme arzusu temel çatışmayı besleyen unsurlardır. Bu hafta ise konunun eylemsel kısmına bakmakta fayda var. Aslında şöyle de ifade edebiliriz: Geçen iki yazı niçin sorusundan kaynaklanan sorunu gündeme almışken bu haftaki yazı ise nasıl sorusundan kaynaklı sorunu gündemine alıyor.

Bizim uzlaşmaya dayalı siyaset anlayışımızın yerleşmemiş olmasını ilk olarak yönetim anlayışımızın tarihi seyir içerisindeki kıvamına bağlayabiliriz. Osmanlı’dan günümüze iktidarın tek elde, tek partide, tek anlayışta kullanılması tercih edilmiştir. Her ne kadar yetmişlerden sonra koalisyonlar iktidar sürecinin bir parçası olsa da uzlaşmaya dayalı bir anlayışı sergileyememiştir. Çünkü bu koalisyonlar müşterek talepleri gündeme almayı değil, iktidarın nimetlerini paylaşmayı esas almışlardır. 1970’li yıllar ile 1990’lı yıllarda yaşanan koalisyonlarda bunu gördük. Bunların dışındaki zaman dilimi zaten tek başına iktidarın hâkim olduğu yıllardır.

Bir diğer temel sorun ise iktidar olma sürecinde izlenen yoldur. Burada devreye dil ve üslup meselesi giriyor. Soğuk Savaş siyasetinin egemen olduğu çatışma dilinin günümüz siyasetinde de egemen olduğunu görüyoruz. Soğuk savaş siyasetinin en büyük gücü kendisiyle korkutulan düşman algısından gelir. Yakın siyasi tarihimizde bu düşman hep var olmuştur. Dış güçler, üst akıl ve tarihi çatışmanın beslediği dış politika anlayışı bu söylemi zinde tutmak için kullanılmıştır. Asıl siyasete malzeme yapılan düşman algısı içeride yürütülüyor. Komünistler, teröristler, irticacılar, vatan hainleri gibi etiketlerin siyasetin diline geçmişte hâkim olduğu gibi günümüzde de hâkim olduğunu görüyoruz.

Bir diğer mesele farklı kimlikler ve fikirler arasındaki güven duygusunun zedelenmiş olmasıdır. Bunu birçok nedene bağlayabiliriz. Her kesim kendi penceresinden haklı bir sürü sebep ortaya koyabilir. Ama bu durum böyle bir sorunun bu coğrafyadaki birlikte yaşama iradesini zedelediği gerçeğini değiştirmez. Yaşanmışlıklardan ders alınması gerekirken karşılıklı güvensizlikler biriktiriliyor. Bu da uzlaşmayı değil tahakküm ve çatışmayı doğuruyor.

İnsanlara birlikte yaşama şansı veren karşılıklı duyulan güvendir. Eğer insanlar birbirinden emin olurlarsa hiçbir farklılık insanların aynı mekânı paylaşmasını engelleyemez. Hiçbir dini, etnik ya da mezhepsel benzeyiş karşılıklı güvenden daha bağlayıcı olamaz. İnsanların birbirine duyduğu güven yakınlıktan uzaklığa, benzerlikten farklılığa doğru azalır gibi düşünülse de, aslında zamanla emin olma vasfı tüm yakınlıkların ve benzerliklerin önüne geçiyor.

Netice olarak siyaset, insanların bir arada yaşaması için bir araçtır. Aynı mekânı paylaşan insanların arasında ahengi sağlayan mekanizma siyasettir. Siyaset bu ahengi sağlayabilmek için her kalbe düşebilmeyi, her fikri duyabilmeyi başarmalıdır. Bunun için uzlaşı kültürünün önemi büyüktür. Kaybedilmiş onca yılların telafisi olmayabilir. Ama kaybedilecek onca yıllar için hala bir fırsat var. Bu yüzden müşterek talepler üzerinde uzlaşmayı, özel tercihleri ise dikkate değer bulmalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Temmuz 10:58


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?