Reklamı Kapat

Danıştay’ın Ayasofya Kararı’ndan çarpıcı satırlar!

Danıştay, son yıllara damga vuran bir karar verdi; Ayasofya’nın yeniden cami olmasının ve ibadete açılmasının önünü açtı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu karara istinaden Ayasofya’nın cami olarak açılmasını temin eden kararnameyi imzaladı. İnşallah 24 Temmuz 2020’de, Cuma namazı ile birlikte, Ayasofya cami olarak Müslümanlarla yeniden kucaklaşmaya başlayacak. Hasret sona erecek.


Şimdi Danıştay’ın bu kararından bazı çarpıcı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum;
* “Ayasofya Camii, Osmanlı Devleti döneminde özel hukuk hükümlerine göre vakfedilmiş, mazbut Mehmed Han-ı Sanî Bin Murad Han-ı Sanî Vakfı’na ait hayrat taşınmazlardandır.”

* “Hayrat taşınmazlar, mülga 2762 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 10. maddesi ile 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 15. ve 16. maddelerinde öngörülen hükümler hariç olmak üzere, vakfın belirlediği kullanım şekli dışında bir kullanım amacına tahsis edilemez. Belirtilen istisna hükümlere göre de, hayrat taşınmazlar mümkün mertebe gayece aynı diğer hayrata tahsis edilmek zorundadır.”

* “Bu vakıfların devletin koruması altında olması, devletin istediği zaman ve istediği şekilde vakıf malları üzerinde tasarrufta bulunması anlamına gelmez. Devlet, sadece amacı doğrultusunda kullanılmasını teminen, vakıf mallarının kendisine emanet edildiği varlık konumundadır.”

* “Dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı incelendiğinde, tapu kaydına göre mazbut bir vakıf olan Ebulfetih Sultan Mehmet Vakfı’na (günümüzde Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı) ait ve vakfiyesi gereğince cami olarak kullanılması gereken hayrat taşınmaz niteliğindeki Ayasofya Camii’nin müzeye dönüştürüldüğü görülmektedir… Buna göre, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı, yukarıda alıntılanan ve vakıf senedi hangi tarihte düzenlenmişse o tarihteki mevzuatın uygulanacağını hükme bağlayan 864 sayılı Kanun’un 1. maddesine açıkça aykırıdır.”

* “Türk hukuk sisteminde kadimden beri korunarak yaşatılan Vakfa ait taşınmaz ve hakların vakfiyesi doğrultusunda istifadesine bırakıldığı toplum tarafından kullanılmasına engel olunamayacağı, vakıf senedinde sürekli olarak tahsis edildiği cami vasfı dışında kullanımının ve başka bir amaca özgülenmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, bu hususlar dikkate alınmaksızın Ayasofya’nın cami olarak kullanımının sonlandırılarak müzeye çevrilmesi yönünde tesis edilen dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı’nda hukuka uygunluk görülmemiştir.”

* Kararda imzası bulunan isimler şunlar: Başkan Yılmaz AKÇİL, Üyeler; Ali ÜRKER, Ömer CİVRİ, Abdullah AYGÜN, Lütfiye AKBULUT.


AYASOFYA, İMTİHAN ve ZİNCİRLER


Zincirlerin ağırlığıyla yaşamak
Varmış sana kaderde.
***
Çünkü zincirlerini kırmak
İmtihandı her bir ferde.
***
Gözyaşı, alın teri, sabırla
İmtihan sürdü senelerce.
***
Görevini hakkıyla yapanlar
Daha bir mutlu bugünlerde.
***
Hiç mutlu olmaz mı talebe
Sınavdan başarılı geçer de.
***
- “Hey görevli, bakar mısın?
Kırılan zincirler var ya, yerde
Onları bi zahmet saklar mısın?
Sergilemek için müzelerde!”
(Abdullah Kara)

DARBE GECESİ VE MİLLİ GÖRÜŞ

Tarih; 15 Temmuz 2016…
Darbe gecesi…
Türkiye’yi bölmeyi, parçalamayı, birbirine kırdırmayı, işgal etmeyi, işgal ettirmeyi hedefleyen, o meş’um gece…
15 Temmuz darbesi, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinde bir cuntanın darbe girişimiydi…
Darbe kalkışmasının başladığı saatlerde, Milli Görüş’ün yegâne temsilcisi Saadet Partisi’nde hızlı bir istişare ve telefon trafiği yaşanmaktaydı…


O dönem Saadet Partisi’nin genel başkanlığını ifa eden Prof. Dr. Mustafa Kamalak, bombalanan ve kurşunlanan, milli iradenin tecelli ettiği yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) hiç tereddütsüz gitme kararı aldı.
Kamalak, beraberinde Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Celal Asiltürk, Özel Kalem Sekreteri Şakir Kadıoğlu, koruması Halil Çakır ve makam şoförü Yaşar Altıner’le birlikte yola çıktı.


Kamalak, bombalar altında TBMM’ye doğru yürürken darbeci cuntacıların kullandığı bir F-16 savaş uçağı Meclis üzerinden alçak uçuş yaptı. Müthiş bir ses kulakları adeta yırttı. Zira bu uçakların alçaktan uçtuğunda bomba atmış gibi ses çıkardığını daha sonra öğrendik.


Saadet Partisi Genel Başkanı, bu ahval ve şerait altında, milli iradeye sahip çıkma noktasında bir milim geri adım atmadı. Hemen sonrasında şu demeci verdi, uzatılan mikrofona; “Ne olursa olsun, hiçbir şekilde askeri darbeleri desteklemek bizim açımızdan kat’i şekilde mümkün değildir…”


Prof. Kamalak, darbe girişiminin henüz ilk dakikalarında TBMM’ye gitme cesaretini gösteren ve “milli irade”nin yanında olduğunu belirten açıklamayı çatışmaların altında yapan ilk liderdir.

***
Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Oğuzhan Asiltürk, olayı, “Akıl almaz ölçüde bir eşkıyalık” olarak niteledi. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “15 Temmuz, bütün ihanet şebekelerine rağmen, bu milletin sahip olduğu iman ateşinin hiçbir zaman söndürülemeyeceğini göstermiştir” ifadelerini kullandı.

****
Ümmetin Resmî Gazetesi Milli Gazete, askeri darbe girişiminde bulunarak Türkiye’de fitne ve fesat ateşini körüklemeye teşebbüs eden şer odaklarına en anlamlı tepkiyi gösterdi. Darbe gecesinin ilerleyen saatlerinde yaşanan baş döndürücü gelişmeleri yakından izleyen Milli Gazete yayın ekibi, gazetenin birinci sayfasını baştan yaparak okuyucularına ‘ÜLKE ve MİLLET KAZANDI ‘ manşetiyle çıktı.


Milli Gazete’nin sürmanşetinde yer alan ifadeler de şöyleydi; “İhanet” gecenin karanlığında kendisini gösterdi… Darbe halka çarptı… Darbeye kalkışanların sesini “ezan sesi” bastırdı…”
15 Temmuz hain ve alçak darbe kalkışmasına Milli Görüş’ün karşı tavrı, karşı tutumu, bakışı bu kadar açık, bu kadar netti...

***
Bir son not; Saadet Partisi eski Genel Başkanı, Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi Prof. Dr. Mustafa Kamalak’a atılmak istenen FETÖ çamuru tutmadı. Hakkında ‘Terör örgütü propagandası yapmak ve suçluyu övmek’ gerekçesiyle iddianame hazırlanan Kamalak, bütün suçlamalardan geçtiğimiz gün beraat etti.


Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre “beraat”, “aklanma” anlamına geliyor. Peki, ama o zaman sormak gerekmiyor mu; Mustafa Bey’e atılan o çamurların, yapılmaya çalışılan karalamaların, yalan dolan iddiaların, iftiraların, akla hayale gelmez tezviratların hesabı kimden, kimlerden ve nasıl sorulacak?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?