Anamın torunları

Anamın vefatının üzerinden yaklaşık üç yıl geçti. Yokluğuna alışamadım. Sevgili anacağımın vefatından sonra memleketimin en sevdiğim, en huzur bulduğum yerlerinden biri de mezarlık oldu. Haftada bir ziyaret ediyorum. Devamlı da, kabrinin cennet bahçelerinden bir bahçe olması, hesapsız cennete gidenlerden olması için de duâ ediyorum.
Anam, tam bir Anadolu, tam bir Osmanlı kadını idi. Beş çocuk büyüttü, evlendirdi, gurbette olanlara salça, kurutmalık yaptı, zahirelerini hazırlayıp gönderdi. Beş çocuğunun bütün çocuklarının, yani torunlarının kırkını kendisi çıkardı.
Anamın torunları, maşallah 19 tane. Latif bir tevafuk, besmelenin harflerinin adedi kadar. Hiç istisnasız hepsinin doğumunda da anam hazır olmuş ve kırkını çıkarana kadar da yanlarında durmuştur. Torunlarının kulaklarına ezan ve kamet okunarak adları konulurken oradadır. Elinde teşbihi, zikrederken yeni doğmuş torun kucağındadır. Torunlar, ninelerinin evrad ve ezkarı ile büyümüştür. Şayet gurbette ise, torununun kırkını da çıkarmışsa, artık anamı orada durduramazsınız, evini özlemiştir ve dönüş vakti gelmiştir.


Torunların “kırkı” nasıl çıkar? Belli ölçülerle aldığı, tuz ve şekeri birlikte havanda döver. Bu karışımı bebeğin bütün vücuduna sürer ve onunla yıkar. Yıkarken de devamlı duâlar okur. Dikkate şâyandır bu karışımla kırkı çıkan çocuklar terleyince kokmaz. Çevremde bakıyorum, bazı kimseler, terlediklerinde çok rahatsız olurlar ve mutlaka duş alma ihtiyacı hissederler, zira kokmaktadırlar. Ben ve anamın diğer torunları ise böyle bir kokuyu bilmeyiz. Zira kırkımız çıkarken anamız bizi tuz ve şeker karışımına bulamıştır.


Eskiden günümüzde olduğu gibi insanlar “doktorkolik” değildi. Anam, “halk hekimi” gibiydi. Karnımız ağrıdı mı, “per yavşanı” denilen bitkiyi kaynatıp içirirdi. Kabızlık, balık yağı, zeytinyağı, kayısı ile tedavi edilirdi. Göbeği düşenleri şıp diye tedavi ederdi. Bir defa benim boynum tutulmuştu. Başına gelenler bilir, başımı sağa sola çeviremiyorum. Eğilemiyorum. Anam hemen imdadımıza koştu. Sırtıma bardak vurdu. (Yaktığı gazete kağıtlarını bardağın içerisine koyup sırtıma yapıştırdı. Beş altı defa bu işlemi yaptı.) O ağrı gitti, Allah’ın izniyle şifa buldum. Anamın tedavi metotlarını kapmadığıma pişmanım. O da anasından, ninesinden, çevredeki “sağlıkçı kadınlardan” öğrenmiş, el almış.


Anam, rahmetli Karaca dedemden sonra ailemizde ensab (soy-sop) ilmini en iyi bilendi. Bütün akrabaları, bütün çocuklarının isimlerine varıncaya kadar bilirdi. İşte onun bu ilmini zayi etmedim, bir defter aldım, günlerce anamı konuşturdum, bütün yakın akrabaları kaydettim.


Günümüzde, bazı kimselerin, ana, babasını evinde istemediğini, huzurevine yerleştirdiğini üzülerek müşahede etmekteyiz, işitmekteyiz. Anam ise bu cihetten dünyanın en şanslı kadınlarından biri sayılır. Zira beş çocuğu da, dört gelini de, damadı da onu baş tacı etmiştir. Her çocuğunun evinde özel odası, özel kanepesi, komodini vardır. Herkes “bize gel! Bize gel!” der. Bütün torunları onu çok çok sever. Tamamı Millî Gazete okuyucusu olan bir sohbet grubu vardır. Onların da “Hacı Teyzesi”dir. Rahmetli anamın bir tutkusu da Millî Gazete idi. Okuması olmamasına rağmen, gazeteyi aldırır, torunlarına okuttururdu. Herhalde şımarmayayım diye bana hiç söylemezdi, ama benim yazılarımı da okutturur, dinlermiş.
Rahmetli anacığımla bir defa Ramazan umresine gitmiştik. Çok hoş hatıralarımız oldu. Safa-Merve arasında sa’y ederken, iki yeşil direk arasında koşacağım zaman; “Ana sen yavaş yavaş gel, ben seni beklerim!” derdim. Her defasında bir bakarım anam yanı başımda. Meğer kaybolmak korkusuyla o da koşarmış.


Sevgili Peygamberimiz (A.S.M.), vefattan sonra hiç kesilmeyecek üç amelden birinin de “hayırlı evlat” olduğunu beyan buyurmaktadır. Buna torunlar ve kıyamete kadar gelecek hayırlı nesil dahildir. Ne mutlu anama. Kendisini çok seven ve hayırla yâd eden bu kadar torunları, sohbet grubundaki hanım arkadaşları ve akrabaları var. Cenab-ı Hak bütün okuyucularımızın ölmüşlerine, âhirete intikal etmiş olan bütün Mü’min ve Mü’minelere rahmet eylesin. Hepimizi cennette buluştursun. Cemalullah’la müşerref eylesin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?