Reklamı Kapat

Semboller ve siyaset: Ayasofya bir işarettir

Bazen binlerce kelimeyle ifade edilemeyecek olanı açıklamak için basitçe bir işaret yeterli gelir.

Küffara karşı cepheye gönderdiği evladının saçına kına yakan anaların, o kına ile ne büyük mesajlar vermesi gibi. Bir yandan Müslüman oluşuna, diğer yandan şehadet ve Allah yoluna kurban etme bilincine delalet eden bir alamettir o kına… 

İnançları, düşünceleri sembollerle görünür kılmak belli bir döneme has bir uygulama değil elbette. Tarih boyunca her dönemde insanlar duygu ve düşüncelerini yalnızca söz ile yetinmeyerek, semboller aracılığıyla anlaşılır ve kalıcı kılmaya özen göstermekte.

İnsanlar bir yandan aklıyla, diğer yandan duygularıyla hareket eder. Semboller duygulara, dolayısıyla da bilinçaltına tesir eder. Böyle olunca da bir sembolün verdiği bilinci, ansiklopediler dolusu yazılar ya da konuşmalar veremeyebilir.

Sembollerin bu gücü görmezden gelinecek, önemsizleştirilecek türden değildir. Hele ki, post-truth (hakikat ötesi-yalan) sürecin algı yönetimlerinin zihin kontrollerinin hâkimiyeti altındaki şu günlerde bu çok daha bariz bir realitedir.

Semboller aynı zamanda aidiyeti pekiştirici özelliğe de sahiptir. Örneğin bir parti mensubunun yakasına taktığı parti rozeti onun siyasal aidiyeti hakkında bilgi verir. Sağ yüzük parmağına alyans yüzük takan kişi evli olduğunu haber verir çevresine… Bazı yörelerde beyaz başörtüsü kadının evli olduğuna, siyah başörtüsü henüz bekâr olduğuna delalet eder.

Kişilerin tercih ettiği kıyafetler-saç sakal şekilleri, dinledikleri müzikler, vakit geçirdikleri mekânlar ve hatta konuşurken ya da yazarken kullandıkları kelimeler…

Renkler, müzikler, mimariler, sanatlar…

Hepsi bir anlam yüklüdür. Her biri kendi kapsamı hakkında ipuçları taşır.

Kâbe’nin putlardan temizlenmesi bir zafer sarhoşluğu sembolü değildir örneğin. Tam aksine uğrunda mücadele edilen şirk düzenini ortadan kaldırma tevhid ve adaleti tesis etme cehdinin bir alametidir. Lakin bu hadiseyi böyle yorumlamak da bir semboldür. Zira aynı olaya başkaca yorumlar da getirilebilir. Her bir yorum, yorum getiren kişi ya da çevrenin zihin dünyasından süzülen bilgilerin kelimelerle sembolize edilmesinden ibarettir.

Adalet denilince akıllara Hammurabi değil de Hz. Ömer’in, insan hakları denilince Avrupalıların değil de Veda Hutbesi’nin gelmesi ya da gelmemesi de bir semboldür örneğin.

Müzeye çevrildiği günden beri Ayasofya’nın mahzun olduğuna ilişkin iddia da böyledir. 86 yıl sonra 2020 yılında yeniden aslına yani camiye dönüştürülen Ayasofya’nın müze olarak kalmasını isteyenleri böyle anlamak lazım.

Onların Ayasofya ile ilgili görüşü diğer görüşleriyle ilgili de ipuçları-alametler taşır zira. Bakıldığında görülecektir ki, bu kişilerin siyasete, sanata, eğitime dair yaklaşımları da Batı taklitçiliği tarzındadır.

Halbuki Ayasofya’nın kendisi başlı başına bir semboldür.

Konstantinopolis’in artık İslam şehri olduğuna (İstanbul-İslambol) ve bunun da kıyamete kadar böyle süreceğine yönelik bir inancın işaretidir.

Zaten Fatih’in Ayasofya’yı kılıç hakkı olarak kendi malı haline getirme kararını Müslümanlara ibadet mekânı arayışıyla açıklamaya çalışmak ne kadar sığ bir bakışın tezahürüdür.

O halde bin yıldır Müslüman yurdu olan bu topraklarda ayakta kalan binlerce kilise-manastır nasıl açıklanır ki? 

Bu yüzden aslında Fatih Sultan Muhammed Han, Ayasofya sembolü üzerinden öyle bir mesaj vermiştir ki; adeta bundan sonra başta İstanbul olmak üzere Anadolu’nun hiçbir noktasına namahrem eli değmesin, göz dikilmesin denilmiştir.

Sembollerin iktidarın kurulmasında ve sürdürülmesindeki öneminden bahsedilir ilmi çevrelerde. İşte Fatih’in durumu da böyledir, Fatih’ten yaklaşık beş yüz yıl sonra mahzunlaştırılan Ayasofya için verilen mücadelenin bayraklaştırılması da bundandır.

Nitekim Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi de, Osmanlı bakiyesi ülkemizde tesis edilmeye çalışılan yeni sistemin bir sembolü değil midir?

Yönünü Batı’ya doğru çeviren zihniyetin zihin dünyasından izler taşır bu politik karar. Zira Ayasofya’nın müzeye çevrildiği yıllar aynı zamanda Türkiye’nin resmi dininin Hıristiyanlık olması gerektiğini savunan şaşkınların zuhur ettiği yıllardır!

Onun için Ayasofya sembolü üzerinden tefekkür edilmesi gereken esas mesele; dönüştürülenin yalnızca cami değil eğitim, din, kültür, siyaset, sanat, ahlak, sanayi ve ticaret anlayışı oluşudur. Ayasofya, bu zoraki dönüşümün bir sembolüdür yalnızca.

İşte bu yüzdendir ki, Ayasofya’nın aslına dönmesi büyük bir mefkureyi barındırır bünyesinde.   

Bu sebeple, siyasi mücadelesine başlar başlamaz Ayasofya’nın esaretini “zincirlenme” sembolüyle zihinlere nakşeden Milli Görüş hareketi, sivil toplum kuruluşlarının hamaset yüklü ama siyasete etki edemeyen mücadelesinden ayrı olarak Anadolu insanının talebini siyaset sahnesine taşıyan ilk merkez olmuştur.

Yarım asırdır Ayasofya önünde kıyama duran, nöbetten vazgeçmeyen bir bilinç kazandırmıştır “zincirlenme” sembolüyle. Yalnızca edebiyat dergilerinde, kitaplarda, sohbet ya da konferanslarda Ayasofya mücadelesi yapılmamış, bununla birlikte Ayasofya’nın kapılarına yaslanılmıştır. 

Zaten bu yüzden de konjonktürel iktidarların, siyasi hesaplar yapanların aksine Ayasofya’yı hiç gündeminden düşürmemiştir.

Zincirlerinden kurtarılması gereken değerlerin bir sembolüdür yalnızca Ayasofya. 

Ayasofya, yeniden aslına döndüğü şu günlerde bir başka mesaj vermekte.

Öyle bir mesaj ki, samimi mücadelesinden vazgeçmeyen nice az toplulukların gayelerine ulaşma noktasında sebat etmekten geri durmamaları için son güncel örnektir Ayasofya’nın açılması.

Şimdi sıra Ayasofya’nın yani fetih ruhunun özüne yaraşır politikalar takip etmekte ve adalete dayalı yeni bir dünya kurmakta.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 13 Temmuz 08:20


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Fındık fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?