Reklamı Kapat

Ayasofya Camii’nin serüveni

Ayasofya hem milli hem manevi açıdan çok kıymetlidir. Ayasofya taşıdığı manası itibarıyla müstesna bir mekândır. Nitekim merhum Erbakan Hocamız Ayasofya ile ilgili, “Ayasofya Hakk’ın batıla galebesinin sembolüdür” diyerek bu önemli özelliği ortaya koymuştur.

Ayasofya, Fatih’in İstanbul’u Fethi’nin bir sembolü olmaktan öte Fatih Sultan Mehmet Han burayı İstanbul Katolik Kilisesi yetkililerinden şahsi parasıyla 30.000 (otuz bin) altın ödeyerek satın almıştır. Fâtih’in kişisel mülkü konumundadır. Yani, parasını vererek almış, cami haline dönüştürmüştür. 481 yıl Ayasofya’nın içinde namaz kılınmıştır. Bir dönemin halktan kopuk idârecileri, milli kültürümüzden uzak bir anlayışla, Ayasofya’yı ibadete kapatmıştır. Açıklamalarında, tamir gerekçesiyle geçici bir süre kapatılacağı açıklanmış ve sonra bir daha da açılmamıştır.

Millî Görüşçüler Ayasofya’yı içerisinde 481 yıl namaz kılınan bir mabet olarak tanırlar. Böyle bir dînî ve tarihî mekâna herkesin saygı göstermesi icap eder. Ancak Ayasofya Camii, uydurma bir kararname iddiasıyla müze haline çevrilmiştir. Ayasofya’nın müze olarak açılmasının 1935 yılında olduğu ifade edilmektedir. Ancak bu konuda ortada bir kararname bulunmamaktadır. Ne arşivlerde, ne Sicilli Kavanin’de ne buna benzer bir yerde... Dolayısıyla o dönemde çıkartılmış böyle bir kararname kesinlikle yoktur. Cami’nin ibadete kapatılması başlı başına yasadışı bir tutumdur. Aslında hiçbir yerde bazılarının iddia ettiği gibi ‘Cami açılacak, ibadet edilecek ama dış mekânları müze olacak’ diye bir kararname de yoktur. Böyle bir Cami’yi, yabancıları memnun etmek için kapatarak müzeleştirmek toplumunun değerlerini hiçe saymaktır. Bu bizim kültürel değerlerimiz açısından kabul edilemez bir durumdur.

Dönemin yöneticileri tarafından oldubittiye getirilerek yapılan bir çalışma olduğunu biliyoruz. Caminin ibadete kapatıldığını Atatürk’e söylediklerinde, buna fena halde öfkelenmiştir. Bu kararnamenin altında Atatürk’ün adı ve diğer bakanların ad ve soyadlarının baş harflerinin olduğu iddiası doğrudur. Ancak Kararname’de Atatürk’ün imzası da yoktur. Böyle bir kararname Resmi Gazete’de yayımlanmamıştır. Bu sadece, Türki İslam Eserleri Müzesi Müdürü Nurettin Can’ın, ‘Eski Eserler ve Müzelerle İlgili Kanun’ adlı broşüründe ‘kararname’ diyerek neşrettiği evrakın fotokopisinden ibarettir. Bu evrakın üzerinde Atatürk’ün veya bakanların imzaları kesinlikle bulunmamaktadır. Bu evrak ancak 1947 yılında neşredilebilmiştir. Yani devletin resmi arşivi ve Resmi Gazete’sinde böyle bir belge bulunmamaktadır.

Nitekim 1945’te Şükrü Saraçoğlu başbakan olduğunda kendisine, ‘Ne oluyor? Ayasofya’da çalışmalar var’ diye sorulduğunda, Saraçoğlu “Biraz nefes alalım, hepsini düzenleyeceğiz. Tabi ibadete açacağız” diye karşılık vermiştir. Ayasofya’daki çalışmalar, ilk önce müze olarak çevresi düzenlenecek sonra da ibadete de devam edilecek şekilde açıklanmıştır. Projeyi başlatanların Ayasofya’yı ibadete açmayı planladıkları bilinmektedir. Ancak sonradan iş başına gelenler “Katiyen biz burayı ibadete açmayız” diyerek karşıt bir tutum içerisine girmişlerdir.

Ayasofya şuandaki statüsü itibarıyla bir camidir. Aksini iddia edenlerin kanıtları varsa açıklasınlar. Bu tür iddialar ortaya atılmasına karşılık, yıllardır çıkartıp ortaya hiçbir belge konulamamıştır. Bunun sebebi de böyle bir belgenin olmayışıdır. İmzasız bir Kararname 1947’de bir broşürde yer almıştır, ancak resmi gazetede böyle bir belge yoktur. Resmi gazetede olmayan kararname sadece şu şekilde olur; ya milli menfaatlerle ilgilidir ve onun açıklanması doğru değildir ya da benzer bir durum olması icap etmektedir. Ancak Ayasofya’nın sadece tamir için kapatıldığı belgelerle de sabittir.

Hoşgörülü olmak dinimizin emirlerindendir ancak Batılılara karşı hoşgörülü olacağız diye beş yüz yıllık camimizin kilise haline getirilmesini hiçbir şartla kabul edemeyiz. Geçmişte statüsü itibarıyla kilise de, cami de olmadığı ifade ediliyordu. Ancak burasının kilise vasfında müze haline getirilmiş olduğu su götürmez bir gerçektir. Ülkemizde gayrimüslimlere ait birçok ibadethane bulunmakta ve bunlardan hiçbirinin işleyişine müdahalede edilmemektedir. Ancak Ayasofya bizim fetih sembolümüz ve parasını da vererek satın aldığımız ceddimizin öz malıdır. Yani kimsenin, ‘Burayı cami olarak kullanamazsınız’ demeye hakkı yoktur. Şunu herkes açık bir şekilde bilmelidir ki; biz iktidar olursak Ayasofya, geri dönülmez bir şekilde, Camii olarak tekrar ibadete açılacaktır. Ancak takdirle ve teşekkürle ifade edeyim ki Sayın Cumhurbaşkanı konuyu çözmüş bulunmaktadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oğuzhan Asiltürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 13 Temmuz 08:46


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?