Kredilerin sosyal ve ekonomik maliyeti

Birkaç hafta önce hükümet, pandemi sürecinin oluşturduğu ekonomik daralmanın etkisinin sınırlandırılmasına yönelik önlemler çerçevesinde kamu bankalarının öncülüğünde ev ve araç kredileri başta olmak üzere banka kredilerinde rekor bir faiz indiriminin başlatıldığını duyurdu. Bu uygulama aslında AK Parti iktidarı döneminde 18 yıldır bireylerin borçlandırılarak mal sahibi yapılması politikasının devamı niteliğindeydi. Ancak bu seferkini farklı kılan bugüne kadar olmamış düzeyde düşük faizli kredi imkânının sunuluyor olmasıdır. Baştan şunu ifade edelim ki; ne kadar düşük olursa faiz büyük bir musibettir, ayetin ifadesi ile Allah ve resulüne savaş açmaktır. Değil herhangi bir mal, mülk sahibi olmak, dünyayı verseler böylesine büyük bir vebale girmeye değmez. Ancak bugün yazımızın konusu bu uygulamanın faiz boyutu değildir. Bu yazıda, günü kurtarmak ve özellikle inşaat sektöründe talebi canlandırmak adına atılan bu adımın ülkemiz açısından en çok göz ardı edilen ekonomik ve sosyal etkilerini ele alacağız.

Her şeyden önce şunu ifade edelim ki bu kolay kredi imkânı piyasalarda kısa süreli bir canlanmaya neden olsa da ekonomi açısından uzun vadede sadece bireylerin daha borçlu olduğu bir ülke sonucunu doğurur. 2002 yılının sonunda 6 milyar 600 milyon lira seviyesinde olan birey borcu bugün 685 milyar 800 milyon seviyesine ulaşmış durumdadır ve sağlanan düşük faizli kredilerle bu rakamın çok daha yüksek seviyelere ulaşacağını öngörmek zor değildir. Çok büyük çoğunluğu büyük miktarlarda borçlu bir ülkenin ekonomik ve sosyal açıdan sağlıklı bir durumda olduğu iddia edilemez. Bir insanın kazançlarının bir kısmını uzun süreli olarak kredi borcuna ayırıyor olması, o kişinin piyasaya süreceği nakit miktarını sınırlayan bir etki yapacaktır. Örnek olarak 8000 TL geliri olan bir ailenin, gelirinin 2000 TL’lik bir kısmını kredi ödemesine ayırması o ailenin ihtiyaçları için piyasada kullanacağı nakit miktarının %25 oranında azalmasına neden olacaktır. Farklı aileler için miktarlar ve oranlar değişebilir ancak tüm borçlu aileler açısından aynı durumun söz konusu olduğu söylenebilir. Yani, bireyleri sürekli borçlandırarak kendi iç piyasamızı kendi elimizle giderek artan oranlarda daraltmış ve bir anlamda ekonomimize darbe vurmuş oluyoruz. Ayrıca bir mülk sahibi olmak için yıllarca kredi borcu ödemek zorunda kalan bir ailede bireylerin sosyal ve beşeri ihtiyaçlarının sürekli olarak ertelendiği, bu durumun da birçok sosyal sorunu beraberinde getirdiği gerçeğini de göz ardı edemeyiz.

Kolay kredi uygulamasının en önemli etkilerinin biri de fiyatlara olan etkisidir. En yoğun olarak kullanılan ev ve araç kredileri üzerinden bir değerlendirme yapacak olursak, son kredi faiz indiriminden sonra tüm ülkede araç fiyatlarında model ve markaya göre 10000 TL ile 100000 TL arasında bir fiyat artışı olduğu söylenmektedir. Ev fiyatlarında ise yerine ve büyüklüğüne göre 50000 TL ile 600000 TL arasında fiyat artışlarının yaşandığı ifade edilmektedir. Yani krediler uygun hale getirildikçe alınacak ürün fiyatlarında çok ciddi artışlar yaşanmaktadır. Bu durum sadece bankalar ve satıcı durumda bulunan bir avuç insanın işine yaramaktadır. Ancak piyasada sanal ve yüksek bir fiyat seyrinin oluşmasına neden olmaktadır. Bu durum, kendi kazancı ile birikim yaparak kredi almadan ev, araç alma niyetinde olan vatandaşın cebindeki paranın değersizleşmesine neden olmaktadır. Ayrıca bu ürünlerde yaşanan yüksek fiyat seyri, başta ilişkili ürünler olmak üzere birçok ürüne yansımakta ve tüm ülkede milletin alım gücünü olumsuz etkileyecek bir domino etkisi yapmaktadır. Yukarıda da ifade edildiği gibi bu kredi imkânları inşaat, araç piyasaları başta olmak üzere piyasada kısa süreli canlanmalara neden olsa da bir süre sonra oluşan yüksek fiyat seviyeleri özellikle ev ve araç piyasalarında geniş bir durgunluğun yaşanmasına ve bu piyasalarda birçok işletmenin ayakta kalamaz hale gelmesine neden olabilir. Kredi faizlerinin bir noktaya kadar düşürülebileceği, kredi vermeye teşvik edilen bankaların bir noktaya kadar fonlanabileceği düşünülürse, yüksek fiyatlardan dolayı söylediğimiz senaryonun gerçekleşmesi durumunda çok olumsuz sonuçlarla karşılaşmak olasıdır. Sözün hülasası şudur ki; birey borçlandırılarak kısa vadede talebi canlandırmak adına uzun vadede büyük zararlar doğurabilecek adımların atılması yanlıştır. Atılacak adımların getiri ve götürüsünün muhasebesinin iyi yapılması gerekir. Aksi takdirde fayda beklediğimizden zarar doğabilir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammed Maruf - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Õmer - Selamünaleyküm hocam şuan ben anlattığımız durummun maduruyum biriktirdiğim para pul oldu derhal yetkililerin bu konuyu ele alıp değerlendirmesi gerekiyor .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Temmuz 08:12


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?