Reklamı Kapat

Halk ve demokrasi

Devletin siyasi iktidarının, ayrıca herhangi bir toplumda ya da toplulukta yönetime ilişkin yetkilerin ve yetkilendirmelerin (mesela köyde muhtar ve ihtiyar heyetinin) yenilenmesini belli dönemlerde yapılan seçimler ile gerçekleştirmeyi hedefleyen demokratik rejimler, bu yönüyle diğer siyasi rejim (mesela otoriter, totaliter) türlerinden farklılığını da vurgulamış olmaktadır. Seçimler aracılığıyla siyasi iktidarın el değiştirmesi, dayanılan ilkenin yeniden hatırlanması anlamını içermektedir. Siyasi iktidarın el değiştirmesinde; ne veraset yoluyla iktidarı kullanacak olanın/olanların nasbı ve tayini usulü, ne ihtilal ve benzerleri yoluyla baskı ve şiddet yöntemiyle başa geçeceklerin usulü veya yöntemi tecviz edilmiş olmamaktadır. Siyasi iktidarın meşru sahibi kabul edilmiş olan halkın (Grekçe: demos) iradesinin, geçen zaman dikkate alınmak suretiyle, yeni şartlar yönünden bir kez daha beyan edilmesi öngörülmektedir. Böylece, daha önce, mesela beş yıl önce, siyasi iktidarın kullanımına yetkili kılınan siyasi kadronun tasarruf, karar ve uygulamalarından halk hoşnut ise ve tekrar iradesini onun lehine beyan etmişse, bu, beş yıl daha devam etmesi için cevaz, izin vermesi anlamına gelecektir. Aksi taksirde, bir başka siyasi kadroyu yetkili ve sorumlu kılma yolunu açacaktır.

Genel olarak, demokratik siyasi rejimin meşruiyeti böyle bir meşru seçimle temellendirilmektedir. Bir dereceye kadar, seçimi, siyasi iktidarın meşruluğunu sağlayan mekanizma, düzenek olarak görmekte sakınca yoktur. Fakat sorunu sadece seçim mekanizmasının meşruiyet belirleyicisi şeklinde almayıp, buna karşılık halkın irade beyanının, yani irade açıklamasının göstergesi olarak değerlendirmek istediğimizde, farklı bir düzleme girmek kaçınılmaz olmaktadır. Üstelik sorun derinleşmekte ve kendiliğinden iradenin özüne ilişkin (mesela özgürlük, güvenlik gibi) bir takım tartışmaları gerekli kılmaktadır.

Kuşkusuz, demokrasiyi halkın kendi kendini yönetmesi anlamında düşündüğümüzde, yönetmenin doğrudan olmasını (doğrudan demokrasi), tek ve mutlak bir yol, yöntem şekline indirgemek, ihtimal dâhilindedir, ama salt bu anlamla yetinmek doğru değildir. Temsili olarak adlandırılan yöntemin (temsili demokrasi), gerekli ve yeterli kurallar ve kurumlar çerçevesinde, yürürlük (mer’iyet) kazanabileceğini de daima gözden ırak tutmamak şarttır. Gerçi, doğrudan demokrasinin, toplum olgusu söz konusu edildiğinde, ideal bir hedefi işaret etme niteliği taşıdığı açıktır. Böyle olmakla birlikte doğrudan, temsili ya da katılımcı demokrasilerde bile, siyasi iktidarın el değiştirmesi sürecinin sonuçlanmasında, seçimden önce halkın irade açıklama olgusunun temel bir sorun olmayı sürdürdüğü söylenebilir. Sözgelimi, daha XVII. yüzyılda kral ile parlamento arasındaki iktidar sorunu temelinde İngiltere’de John Locke, Doğal Hukuk ile Temel İnsan Hak ve Özgürlükleri bağlamında “direnme hakkı”nı vurgulamaktaydı.

Şu yönüyle de konuyu ya da sorunu ortaya koymaya çalışarak irdeleyebiliriz: Demokraside seçim bir form ya da şekil ise, bu formun içeriği, halkın irade beyanıdır. Elbette burada, soyut anlamında irade kastedilmemektedir; dışa yansıtılmış, dış dünyada bir değişiklik meydana getirmiş, bir sonuç doğurmuş bir iradedir söz konusu edilen.

Eğer demokrasinin meşruiyeti, siyasi iktidarın el değiştirme meşruiyeti, seçim olgusuna bağlanırsa, o takdirde form, yani şekil, özü, yani içeriği, dolayısıyla halkın irade beyanını belirliyor, açıkçası belirsiz bir kalıba döküyor demektir. Gerçi, bu halde de halk, bir irade beyanında bulunmuş gözükür, ama bu beyan, onun özgür ve güvenli seçim ve kararından kaynaklanmaktan çok, gerçek veya ihtimale dayalı bir takım neden ve sonuçlara göre oluşturulmuş “dominantlara” bağlı kalmaktadır. Bu “dominantlar”ın, bu belirleyicilerin gerçekliği nereden kaynaklanmaktadır? Oldukça tartışmaya açık, üstelik tartışılması yerine göre zorunlu bir konudur bu ve hemen her demokratik siyasi rejimde farklı görünümler ile ortaya çıkabilmektedir. Sözgelimi temsili demokrasinin uygulandığı farz edilen Amerika’da Trump’ın iktidara gelişi ve yeniden iktidarı ele geçirme mücadelesi üzerinde durulacak tipik bir örnektir. Ayrıca, özellikle dünyanın iktidar çekişmelerinde akla hayale gelmedik örnekler ortaya koyan bir takım ülkelerin de, bu arada Ortadoğu yönetimlerinde bu “dominantlar”ın nasıl kullanıldıkları gözler önündedir. Böyleyken her siyasi kadronun önceliği, şartlar gereği dominant olarak ortaya konulabilmektedir. Bir anlamda yapılan ve yaşanılan da böyledir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Temmuz 08:40


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Fındık fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?