Reklamı Kapat

Koronadan daha fazla sakınacağımız

Görüşüp tanıştığım dostlarımdan bazıları, doktorasını tamamlamak için üniversitesi tarafından yurt dışına gönderilirken, bazı üst düzey görevliler, bilgi ve görgüsünü artırmak için, bazıları dilini geliştirmek için Amerika’ya giderken yanıma uğradıklarında kendilerine söylediklerim arasında, “Bulunduğun şehirdeki bütün camileri sırayla ziyaret et. İyi ve güzel çalışmalarını al, eksiklerini uygun bir dille söyle ve doğrusunu anlat. Her gurubun camisine ayırım yapmadan yardımcı ol. Ülkeye geri döndüğün zaman, eski arkadaşlarınla olan ilişkilerini devam ettir. Onlara geldiğini haber ver. Buluşma yerinizde yine görüşmelerinize devam edeceğinizi söyle” diyorum.

Diyorum ama bunu yapabilene bugüne kadar çok az rastladım.

Dönüşlerinde bana uğrarlar ve “Bak geldim” derler ve bir daha uğramazlar.

Eski dostlarıyla da görüşmediklerini açıklarlarken, “Bunlardan ne köy olur ne kasaba” derler.

Amerika görmüş adamlarla yeni bir dost gurubu oluştururlar.

“İslam” deyince yalnız beş vakit namaz aklına gelen ve beş vakit namazına nafileler de ilave eden bu kardeşlerimiz, Müslümanlıklarından taviz vermemişler ama insani ilişkileri kovboy usulüne uygun olduğunun farkında değiller.

Bu guruptan olmak için sağcı, solcu veya İslâmcı olmak önemli değil. Amerika görmüş olmak yeterli.

İstanbul’un Fatih’i, surları delmek ve İstanbul’u fethetmek için toplar döktürürken, ustalar arasında Macar asıllı, Hıristiyan top ustası da varmış. Ona bir Hıristiyan gelip, “Sen din mi değiştirdin? Yaptığın bu toplarla Hıristiyanlar zarar görecek” deseydi o da, eminim ki istavroz çıkarıp, “Ben dinimden ve imanımdan zerre kadar ayrılmadım. Ben onlarlayım ama onlardan değilim” diyecekti ama yaptığı iş Müslümanlara yarıyordu.

“Amerika’da ekonomi öğrendim ama ben orada besmelesiz su içmedim” diyen sağcıyla,

“Ben de viskilerini bitirerek onlara zarar verdim. Onlarla oldum ama onlardan olmadım” diyen solcu, onların öğrettiği ekonomiyi uygulayarak anamızı ağlatanları gördüğümüzde biz de ağlıyoruz.

Ormanları kesen baltanın sapı da, “Ben keskin demirleyim ama demir değilim, sizin gibi odunum” dese ormanlar ona ağlar.

Bir akşam, yatsı namazından sonra, deniz kenarında yirmi kadar arkadaşla sohbet ederken, o gün İsrail’in attığı bombalarla hasta hanenin bile harap edildiği birçok Filistinlinin şehit edildiği akşamdı ve ben konuşurken, gece saat 24 olduğu halde hâlâ resmi kıyafetiyle ve boğazını sıkan kravatıyla deniz kenarında tatil yapan biri, bana, “Ama hoca efendi, her gün senin evini mahallenin çocukları taşlasalar sen en yaparsın?” deyiverdi.

“Sen kendini bir tanıt bakayım” dedim ve tanıttı.

Adamın yanlışı, okuduğu gazeteden geliyor.

Yazılarını düzenli olarak takip eden okurlarının İsrail’in haklı, Filistinlilerin haksız olduğu kanaatine vardıran köşe yazarları adamı o hale getirmiş.

“Evi taşlanan İsrailli, oraya yetmiş yıl önce gelmiş.

O evin içinde Filistinli otururken gece gelmişler, evi yakmışlar, dedeyle nine yanmış, kurtulan oğul ve kız bir yerlere sığınmışlar.

Yanan evin yerine Siyonistler kale gibi ev yapmışlar.

O kurtulan oğul veya kızın kendisi ve çocukları ve onların torunları kendi evinde işgalcinin evi terk etmesini istiyorlar.

Ben sana sorayım, babanla beraber evinizde otururken bir çete gelse, evinizi yaksa, baban ve annen yansa, sen kurtulsan ve çete  o sizin evi de kendileri için toplanma yeri yapsalar sen ne yaparsın?” dedim ve sustu.

Şu anda Filistin’de iki türlü Yahudi yaşar.

Bunlardan bir kısmı bin yıldır Filistin’de yaşayarak gelmiş olanlar.

Çoğunluğu ise 1900 yılından bu tarafa Avrupa’nın, İngiltere’nin, Amerika’nın kendi ülkelerini Siyonist sömürgenlerden temizlemek için gemilerle Filistin’e taşıdıkları çeteler, terörist olarak dünyaca aranırken 14 Mayıs 1948’de, “Biz devlet olduk” dediler ve aramalar da kaldırıldı.

Onların bu günlerde Batı Şeria’yı ilhak planını Avrupa’dan Slovenya, Galler, Finlandiya, İtalya, Romanya Hollanda, Afrika’dan ise Zambiya, Malavi, Gana, Güney Afrika, Nijerya, Madagaskar ve Kenya, Güney Amerika’dan ise Arjantin, Kolombiya, Surinam, Meksika, Dominik Cumhuriyeti ve Guatemala gibi 20 tane devletin milletvekilleri destek verirken 25 tane ülkeden 1800 milletvekili de desteklemediğini bildirmişler.

Destekleyenler, “Siyonistler buradan çıkarılırlarsa dünyanın başı ağrır. Burada kalırlarsa yalnız Ortadoğu’nun başı ağrır” diyenler.

İsrail’in ilhak politikasını desteklemeyenler ise, “Bunlar her nerede olurlarsa olsun dünyanın başını ağrıtırlar” diyerek desteklemiyorlar.

Yani, bu Siyonistler, dünyanın istemediği insanlardırlar.

Okuduğunuz kitap, gazete, seyrettiğiniz televizyon, beraber olduğunuz insanlara dikkat ediniz.

“İslinin yanında oturanda is kokar, mislinin yanında oturanda mis kokar” demiş atalarımız.

Atalarımız da bu sözü, Sevgili Peygamberimizin şu hadisinden alınmıştır:

“İyi arkadaş, misk sahibi gibidir, kötü arkadaş da demircinin körüğü gibidir. İkisiyle de arkadaş olduğunda sende bu ikisinden mutlaka bir şey bulunur. Misk sahibinden ya güzel koku satın alırsın veya onun kokusundan sana siner.

Demirci körüğü ya seni veya elbiseni yakar veya pis koku sana siner” buyurmuş.  (Buhari, Sahih, Kitab  Buyu 38, Müslim, Sahih, K. Birr 146)

Rabbimiz ise bize yol gösterir:

“O gün zalim, ellerini ısırır ve der ki: Keşke Peygamberle beraber yol alsaydım.

Yazık bana keşke filanı dost edinmeseydim der.” (Furkan süresi ayet 25/27-28)

Kiminle dost olacağımıza, koronavirüsten daha dikkatli olalım. Çünkü huylar da bulaşıcıdır ve bu kötü huyların ateşi cehennemde de devam edebilir. Allah korusun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 09 Temmuz 08:13


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Fındık fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?