Reklamı Kapat

Aşağıdakiler her zaman aşağıdadır

Seni alışkanlıklarından vururlar. Alışkanlıkların sıradanlığından söz etmek nafiledir. Alıştırıldığın her şeyin varlığına alıştırıldığın gibi yokluğunu da kabullenebileceğini, kanıksayabileceğini bilmezsin. Muhtemelen sıradanlaşır ve bir başka sunulanla yer değişir sanırsın. Alışkanlığınla alıştırılacağın birdir. Heyhat aynı yerden tokat yersin.

Eylemi hiçleştiren düşünce değil, insanların eline verilen oyuncaklardır. Dünya hayatının oyundan ibaret olduğunun farkına varan insanlar bile bu verili oyuncaklara tav olmaktan kendini alamaz. Güya kendini ifade etme, insanlarla iletişim kurma, organize olma, kamuoyu oluşturma ve hatta bir kötülüğe engel, iyiliğe sebep olabilme aracıdır tüm bu oyuncaklar… Ancak kötülük karşısında bizzat ve alenen dik duruşu, sokağa dökülebilmeyi yahut isteneni yüksek sesle dile getirebilmeyi, haksızlığı haykırabilmeyi izale ettiğinin farkına varılmaz. Oysa Hazreti Peygamberin şehrin önde gelenlerinin karşısına dikildiği, ayetler doğrultusunda zulüm sömürü sistemini protesto ettiği, bundan dolayı eziyet gördüğü, aynı sebepten birçok peygamberin canına dahi kıyıldığı bilinir. Numan Bin Sabit hüküm söyleyip köşesine çekilse,  ilim irfanla uğraşsa, olmadı devrin zalimlerine boyun eğmek suretiyle kendisine verilen makamları kabul etse herhalde İmam-ı Azam diye anılmazdı diye düşünülebilir. Yetmez, genel olarak dava kahramanlarının iktidarı ele geçiren ve insanları tahakküm altına alabilenlerden değil adaletsizliğin karşısında yer alanlardan olduğu, haklı olanların da yalnız onlar olduğu, mukabil olarak zulüm gördükleri söylenmelidir.

Seni sanrılarından vururlar. Sancılardan yakınsan bile kimselere duyuramazsın. Çaresiz kimsenin balından şifa beklemeksizin yaralarını iyileştirmeye uğraşırsın. Kasaplara minnetsizlik duygusuyla kesip elinin etini yemek gibi değildir. Varoluşsal tatminsizliğindir. Heyhat, insanların kanını emmekten bıkmayanlarla aynı doyumsuzluğu yaşarsın.

Eylemi hiçleştiren felsefe değil, her devir bıkmadan usanmadan insanların damarlarına pompalanan ben duygusudur. Bir arpa boyu yol aldığını fark eden insan evladı, kerameti kendinden bilmekle maruftur. Bulunduğu zeminin kendisine kazandırdıklarını görmezden gelip, önce zemine sonra cümle âleme değer kattığını zanneder. Böylece zamansal bitimliliğini de unutur ki kendisini kötülüğe sürükleyen, nefsine zulmettiğini bile fark ettirmeyen o meşum ebediyet arzusudur. Söylediklerinin, eylediklerinin, duygu ve düşüncelerinin hep kalacağını umar. Hâlbuki "Heyder Baba dünya yalan dünyadır / Süleyman’dan Nuh’tan kalan dünyadır / Oğul verip derde salan dünyadır…" diye söyleyen Şehriyâr çoktan ölüp gitmiş, arada adını anan birileri varsa onlar da gideceğini bilenlerdendir. Kendini bilen sesine, sözüne, rengine, yansısına hayran olmaz. Kendisi için değil insanlar için eylemden de geri durmaz. Evet, Lenin’in birçok kez ifade ettiğimiz sözü doğrulanabilir: “Kitlelerin gücü organizasyondur.” Bu tanımın ucuna kitle gücünün kendini tatmin olmadığı da eklenmelidir.

Seni inancından vururlar. Her sözünde farklı bir ithamla karşılanırsın. Kötülüğü bir başka şeye izafe etmekte pek mahir insanlarla karşılaşır, tekâmül açısından eksiğine yönelik iftiralara uğrarsın. Nitekim mezkûr hâl ezeli inkârın bir başka çeşididir. Horlanırsın. “Dini yahut tanrıyı bize sen mi öğreteceksin” tepkisiyle yüzleşmek zorunda bırakılırsın.

Eylemi hiçleştiren inanç değil, hunharca iğdiş edilen beyinlere dijital aygıtlarla pompalanmış kesif ahlaksızlıktır. Üstelik bir tanıma sığdırılamayan, dört başı mamur tarifi yapılamayan ahlakın menfaate dokunacak tarafları kullanılarak… Çünkü ahlaksızlık ahlaka göre ama bir orana vurulmaksızın çok daha kullanışlıdır. Çünkü ahlaksızlık eyleme döküldüğünde onda ancak işe yararlık aranır. İnsan hayatını kısıtlayan, ama tayin edenin menfaatini gözeten yasaklar gibi. O yasaklar ki standart bir ahlaksızlık için çoluk çocuğunu bile harcamayı gerektirir. Kötü, kötülük eylemi için o kadar fedakârdır.

Diğer yandan tüm boyun eğişler eylemin erdemini göz ardı etmeyi gerektirir. Zira insanlar, bir ceza görmeksizin ve bir engelle karşılaşmaksızın, tasarlanıp dayatılana boyun eğmiştir. Kural koymaya kalkanlara göre boyun eğenler ideal insandır. İnançlıdır. İnancı onu bir yandan mazur ve makul gösterirken bir yandan mağduriyeti gibidir. Yaşadığı süre içinde makul olanın farkına varmaz, mağdura yatar. Hatta her ateş gördüğü yerde ısınacağını zanneder. Cezayı celp edecek kadar vurdumduymazlık içinde olanlar, yanarken dahi kelebek kadar hafif olmayı umuyordur. Kalitesizlik her anlamda hüsran getirir.

Aşağıdakiler her zaman aşağıdadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Serkan - Allah razı olsun Allah’a emanet olun inşallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Temmuz 20:28


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Fındık fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?