Reklamı Kapat

Siyaset ve uzlaşma -2-

Toplumsal ahengin en büyük gücü olan siyaseten uzlaşmanın karşılaştığı sorunların kaynağına değinmeye devam ediyoruz. Geçen hafta Osmanlı ayağında ortaya çıkan fikri cereyanların merkeze kendi özel gayelerini almalarından dolayı müşterek amaçların göz ardı edildiğini, bunun ileriki zamanlarda toplumsal bütünlüğe zarar verdiğini ve uzlaşma kültürünün yerleşemediğini ifade ettik. Bu hafta ise Osmanlı sonrası kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş iradesinden kaynaklı sorunları konuşmaya çalışacağız.

Yakın dönem siyasi faaliyetleri belirleyen bazı psikolojik alt yapılar mevcuttur. Bunlardan en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana var olan iktidarı sahiplenme ve iktidarı ele geçirme mücadelesinin oluşturduğu eylemsel faaliyetler. Baktığımız zaman bizim özelimizde oluşan siyasi yelpaze Batı’daki içerikten farklı olarak gelişmiştir. Bunun temel sebebini ifade etmeye çalıştığımız gibi iktidarı sahiplenme ve ele geçirme siyaseti olarak görebiliriz.

Cumhuriyet’in kurucu iradesi seküler, Batıcı ve Türk kimliği üzerinden ulus inşa etmeyi amaçlamıştır. Ulus inşa etmek için Türkçülük akımından, hedef gösterdiği muasır uygarlıkların fevkine çıkma ideali için Batıcılık fikirlerinden istifade etmiştir. Bunları gerçekleştirmek adına yakın tarihin (İslam’dan sonra) unutulup uzak tarihin (İslam’dan önce) hatırlatılması gerekiyordu. İşte bu değişimin gerçekleştirilebilmesi için zora ve baskıya dayalı jakoben bir değişim süreci yaşandı.

Neticede bu çabalar halkta bütünüyle bir karşılık bulmadı. O yüzden tek parti iktidarında bu süreci yöneten CHP, farklı alternatiflerin bulunduğu ilk seçimlerde büyük bir yenilgiyle karşılaşmıştır. Bu yeni dönemde devletin kuruluş iradesine aykırı bir yönetim anlayışının hâkim olduğu iddia edilemez. Sadece halka dayatıcı değişimden rehavet yükleyici bir değişime geçilmiştir. Halkı hesaba katan bu anlayış, iktidarı sahiplenenler tarafından devletin kuruluş ilkelerinin yok edildiği düşüncesiyle devre dışı bırakıldı.

İktidarı sahiplenenler için devletin ele geçirilmesi endişesinin ilk kaynağı burası olmuştur. Bu yüzden iktidarı sahiplenme psikolojisinin baskın olduğu siyasiler için halkın desteği öncelikli kabul edilmemiştir. Cumhuriyet’in kurucu ilkelerinin korunması adına iktidar sürecini kontrol etmeyi merkeze almışlardır. Bu amaçla sivil siyasetle gerçekleştiremediklerini askeri ve bürokratik vesayetle ya da medya gücünden faydalanarak gerçekleştirme yoluna gitmişlerdir. 

İktidarın bu şekilde sahiplenilmesi devletle halkının arasına büyük duvarlar örmüştür. Özellikle bu kurumsal vesayeti aşma hedefi siyaset yapanlar için iktidarı, siyaset dışı oluşumlar içinse devleti ele geçirme duygusunu ortaya çıkarmıştır. Bu şekilde iktidara gelen bu kesimler de aynı süreci işletme yoluna gidiyor. Bürokratik yapı, seçim sitemleri ve medya iktidara gelen kesimlerce yeniden şekil verilerek iktidar süreçleri kontrol edilmek isteniyor. İktidarla bir şekilde tanışan kesimler için iktidar artık sahiplenilen diğerleri içinse ele geçirilmesi gereken bir merci haline geliyor. Bu döngü çatışmacı bir siyaset anlayışını getirmekle birlikte uzlaşma kültürünü de yok ediyor.

Hâlbuki iktidar ne birilerinin sahipliğinde olacak kadar yakınında ne de birilerinin ele geçirmek isteyeceği kadar uzağında olmalıdır. Siyasette uzlaşma kültürünün yerleşmesi, gücün tekelleşmesiyle değil gücün paylaşılmasıyla mümkündür. Gücün paylaşılması yönetim hakkını devretmek demek değildir. Yönetime müşterek amaçları hâkim kılmak, devamında ise karşılıklı özel talepleri dikkate almaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Fındık fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?