Reklamı Kapat

Ey Türk futbolu!

Muslera, Marcao, Mariano, Luyindama, Falcao, Adem Büyük, Andone yoktu. Elde kalan oyunculardan ortaya bir takım yapmak gerekliydi ve bu takım sezonun en formda, en kemik ve en kaliteli kadrosuyla mücadele edecekti. Ayrıca bu ekip, rakiplerine puan farkı yapan lidere karşı oynayacaktı. Yani Başakşehir’in havası ve de parası yerindeydi. Tek ve en önemli eksiği taraftarının olmamasıydı onu da Covid-19 nedeniyle maçların seyircisiz oynanması ve siyasi gücün rüzgârını arkasına almasıyla bertaraf etmişti.

Buna karşın taraftar sayısıyla, asırlık duruşuyla, amatör spor branşlarıyla ve sosyal projeleriyle tam bir kulüp etiketi olan ekip ise saha içi sıkıntılarına saha dışı yaşadığı Bizans oyunlarını da ekleyecekti. Çünkü bu takımın eski başarılı ve milli oyuncuları FETÖ terör örgütüne yardım etmekten aranıyordu ve yurt dışına kaçmışlardı. Bu nedenle takım mimliydi ve siyasi erk tarafından da pek sevilmiyordu. Ayrıca zaten 2 yıl üst üste kimsenin istemediği şampiyonluğu sırf caydırıcı gücüyle müzesine götürmüştü. Covid-19 öncesi de hiç hesapta yok iken zirveye yetişmiş, o sırada yakaladığı performans ve fikstüre bakılarak acaba 3’ncü gelir mi dedirtmişti. Ayrıca yıllar önce 4 yıl üst üste kazandığı şampiyonluklarına UEFA ve Süper Kupa’yı da eklemesi kendi içinde çıtayı yükseltmiş, taraftarları şampiyonluktan ziyade takımına Şampiyonlar Ligi’nde bir final hedefi belirlemişti. Yani takım ve teknik ekip tüm sıkıntılara bir de kendini rakip etmişti.


Ve bu ahval ve şartlar altında başladı Başakşehir-Galatasaray maçı. Sarı-kırmızılıların kesin galip gelmesi gerekiyordu. Fakat nasıl olacaktı? Galatasaray, Başakşehir’e karşı santrforsuz bir oyun planı ile oynadı. Çünkü eldeki kadroda santrforu yoktu. Bu durum Başakşehir savunmasının ve orta sahasının da aklını karıştırdı. Başakşehir bilindik oyununu bir türlü kuramıyordu. Galatasaray’ın toplu hücum edip toplu geri dönmesi Başakşehir’e bir maçta en fazla top kaybını ve rakibin topla daha fazla oynatmasına neden oldu. Bu bulanıklık ve Galatasaray’ın yine de bir santrforla oynayacağını öngörüsü Başakşehir Futbol Takımı Teknik Adamı Okan Buruk’un da tercih, taktik ve maç içinde değişkenliklerini de etkiledi. Her şeye rağmen Galatasaray, lider Başakşehir’i bu anlık şaşkınlıklarından faydalanıp yenemediyse Ömer ve Onyekuru’nun da santrforsuz oyunu algılayamamasından kaynaklıdır diyebiliriz.

Ömer ve Onyekuru hep bir santrfor duvarı beklediler. Aslında kendilerinin gole dönük varyasyonları olmalıydı. Onyekuru dar alanda kısa paslaşmalar dersini iyi çalışmış olsaydı Cimbom, zirveye başka bir şekil verebilirdi. Ömer’i ise anlamadık. Caicara’nın üzerinden veya yanından bir türlü topu arkadaşlarına aktaramadı. Bu yüzden maçta sırıtan ve kötü performans ortaya koyan adam oldular. Kaleci Okan ise kendisine gelen şansı iyi kullanamayan kaleci olarak Türk futbol tarihine yazılacak. Bırakın birinci kaleci olmayı ikinci kaleci olarak da anılması zor gibi görünüyor. Çünkü kendisi zaten ikinci kaleciydi. Galatasaray gibi bir takımın ikinci kalecisi, Muslera gibi bir isimden hiç mi bir şey almamış? Aleksic koşuyor geliyor topa kafa vuruyor, Okan sadece seyrediyor. Muslera ayağını kırdı be kardeşim!


Galatasaray şampiyonluğu kaybetti fakat Emin Bayram diye bir stoper ve savunmacı kazandı. Şimdi Fatih Terim Hocama sormak isterim. Ya herru ya merru maça çıkıyorsun. Ve böyle sayısız maça çıktın. Ve belirli zamanlarda önemli riskleri aldın. Neden Emin Bayram hamlesini ilk onbirde yapmadın? Donk’u santrfora zaman zaman gönderdiğin oluyordu. Ya da Lemina’yı orta sahaya sürebilirdin! Yine de elindeki en iyi kadroyu sahaya sürdüğü ve iyi bir futbol örneği sunduğu için Terim ve Galatasaray’ı tebrik ediyorum. Birisi yıllar önce söylemişti: “İyi malzemelerle güzel yemek yapan kadın iyi kadın değildir. Marifet kötü malzemelerle lezzetli yemek yapmaktır. İşte o iyi kadındır.”


Başakşehir ve Okan Buruk aldığı beraberlik ile önemli bir takımı az hasarla geride bıraktı. Tek rakibi Trabzonspor da Alanya’da puan kaybetti. Her zaman söyledim Başakşehir ve Trabzonspor hırslı ve azimli teknik adam, oturmuş kadro yapısı ve oynadıkları performanslarıyla şampiyonluğu zaten hak eden takımlardır. Bu takımlara Fenerbahçe’yi de eklemek isterdim. Fenerbahçe de sezon başında oynadığı futbol ile şampiyonluk yarışında olacak takımların başında geliyordu. MHK’nin azizliğine uğramamış olsalardı ve tek handikapları Ersun Yenal’ı devre arası Erol Bulut ile değiştirselerdi ki Trabzonspor bunu Ünal-Hüseyin olarak yaptı ve meyvesini alıyor.

Trabzonspor’un puan kayıpları olabilir, her takımı yeneceksiniz diye bir kural da yok! Fakat buna yönetimi ve medyası da hazırlıklı olmalıydı. Tabii siyasi güç kendi arasında bir iç çekişmeye sahne oluyor. İbretle izliyoruz. Gaziantep, Rizespor’un Galatasaray performanslarıyla diğer haftalarda sergiledikleri oyun acaba “siyasi menfaatler uğruna oyunlar” mı? Alanya’da her iki kulüp yöneticileri ve başkanlarının düştüğü durumlar malum. Fakat bir tek TFF’nin gündeminde yok.


Beşiktaş’ın iç yaraları yönetim tarafından halledilirken, Sergen Yalçın da takımı gelecek sezona hazırlıyor. Fenerbahçe prestij maçlarını onuruyla oynuyor. Her iki büyük kulübü de Galatasaray gibi tebrik ediyorum. İstanbul United veya “mazbatayı veeer” bilinçli olarak var olan şartlar bahane edilerek bu noktaya getirilmiştir.


Türk futbolu giderek siyasallaşıyor ve yozlaşıyor. Ey lokomotif asırlık takımlar Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi bu duruma bir “dur” demeniz gerekiyor.


Not: Bu konuları Moralitas TV YouTube kanalında daha geniş olarak yorumluyorum. Okuyucularımızı abone olmaya beklerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Milli - Sayın yazar nedense Malatyaspor ve Başakşehir'in haksız kartlarla 1 er kişi eksik oynamasına hiç değinmemiş.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 01 Temmuz 14:18


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?