Reklamı Kapat

Sosyal medya kuşağı

Bir genç, anneannesinin başından tutmuş bastırıyor ve lakayt bir tavırla gülerek ondan sabit bir noktaya bakmasını istiyor. Kadın mahcup bir yüz ifadesi ile torunun emirlerine boyun eğiyor. Torun büyük bir iş başarmışçasına elindeki yumurtayı anneannenin başında kırıyor ve kahkaha atmaya başlıyor. Anneanne parmaklarıyla ağarmış saçlarına dokunuyor ve acıyla mahcubiyeti aynı anda yaşıyor. Anneanne bir çocuk gibi başını yere eğiyor ve utancını gizlemeye çalışıyor. Sonra başından aşağı akan sıvıya bakıyor ve tedirgin bir yüz ifadesiyle, “Şimdi bunun kokusu nasıl çıkacak” diyor.

Anneanne daha dünkü çocuğun kendisine karşı takındığı bu çirkin tavrına oldukça içerliyor ama tepki vermiyor, neden böyle yaptın demiyor, suratına öfke ile bakıp çıkışmıyor. Anneanne sessizliğe gömülüyor ve utancından başını kaldıramıyor. Sosyal medyada kendine bir yer edinmeye çalışan şımarık torun ise bu ahlaksız tavrına zoraki gülmeye ve espri üretmeye çalışıyor. Fakat anneanne başını hiç kaldırmıyor bu rezil şakayı yaşayacağıma yerin dibine girseydim der gibi suskunlaşıyor. Zira onun algılarındaki yaşlı bireylere tahsis edilen yer burası değil. Kadim geleneğimizin kokusunu soluyarak büyüyen anneanneye göre yaşlılar saygıyı hak eden emektarlardır. Değerli bir kitap gibidir onlar, tecrübelerin biriktiği bir arşiv, bilge kişidirler.

Anneanne yaşlıların saygı ve hürmeti hak ettiklerine inanmakta ve torunun bu tavrından fazlasıyla incinmektedir. Anneannenin aldığı terbiye saygı eksenli bir kültürün içinde şekillenmiştir. Ona göre yaşlılar evlerimizin baş tacı, kültürel mirasımızın kadim sahipleridir.

Ebeveyni ile alay eden torun, yaşlı kadının tasavvurundaki genç değildir. Onun tasavvurundaki genç birey, yaşlılarla alay etmez aksine onların önünde saygı ile eğilir… Genç birey yaşlı bir kişi geldiğinde ayağa kalkar, otobüste yaşlıya yer verir, yaşlının nasihatlerini dinler ve onun duasını almaya çalışır. Onun tasavvurundaki genç, yaşlı ebeveyninin yanında sesini yükseltmez, ayak ayak üstüne atmaz, kem söz söylemez, kahkaha ile gülmez. Onun tasavvurundaki genç, kendini bilen saygılı ve dürüst bir gençtir… O yüzden torunun saygısızlığı karşısında anneanne hiç olmadığı kadar incinmiş ve rencide olmuştur.

Sosyal medya kuşağı değerler dünyasına tamamıyla yabancı yaşıyor. Bu kulvarda yer alan bir genç için diğerlerinin ne dediğinin, ne düşündüğünün, ne hissettiğinin önemi yok o sadece takipçilerini artırmaya ve sanal dünyada kendine bir yer edinmeye çalışıyor. Bunun için saç rengini, giyim tarzını ve yaşam biçimini tamamıyla değiştiriyor ve gerçek yaşamdan yavaş yavaş uzaklaşıyor.

Sosyal medya kuşağı haz odaklı yaşıyor, kendisine haz veren şeyin nasıllığını sorgulamıyor, fenomen olmayı ve kısa yoldan para kazanmayı hayal ediyor. Görünür olmayı önemsiyor, kısa yoldan meşhur oluyor, para kazanıyor, insanların ilgi odağı haline geliyor fakat değerler ekseninden kopuyor ve insani ilişkilerinde sorun yaşamaya başlıyor.

Sosyal medya kuşağı lüks ve gösterişi seviyor fakat çalışmak istemiyorlar. Görünür olmayı önemsiyor ve insanların ilgilerini çekecek görüntüler yayınlayarak gündemde kalmayı hedefliyorlar. Olmaz demeyin oluyor, alın teri nedir bilmeyen fenomenler, absürt bir görüntü yayınlayıp ilgi odağı oluyorlar ve bu alanın imkanlarını kullanarak para kazanıyor sonra da sosyal medyanın normlarına uygun yaşamaya başlıyorlar. Genç bireyler gerçek yaşamla bağlarını koparıyor ve zamanla sadece yaşadıkları topluma değil kendilerine de yabancılaşmaya başlıyorlar.

Genç birey sosyal medyada gündem oluşturacak bir video çekiyor ve birkaç dakikada insanların dikkatlerini celbediveriyor. Genç büyük iş başardığını düşünüyor, kendini yüceltmeye ve insanlara tepeden bakmaya başlıyor. Genç, sevgi, şefkat, adalet, merhamet, paylaşım, vicdani duyarlılık gibi insani hasletlerden gitgide uzaklaşıyor ve sanal dünyanın içinde kaybolup gidiyor. Genç acaba kaç beğeni aldım, kaç takipçim var, kaç yorum gelmiş bunun hesabını yapıyor ve sanal dünyanın büyüsüne kapılıp dışarıdan gelebilecek onaya odaklanıyor. Genç, sosyal medyadan uzaklaştığında ise yalnızlığın dibine vuruyor ve vahim bir duruma düşüyor. İnsanlarla ilişkilerinde nasıl davranması ve ne yapması gerektiği noktasında sorun yaşıyor. Genç, sevgiyi hiç bilmeden ve sevginin gölgesine uzanmadan yaşıyor ve hayatında yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu bilse de kendisiyle yüzleşmekten kaçınıyor. Erişkinler ise nerede hata yaptık da bu çocukları kaybettik diye sormak yerine onların kusurlarını afişe etmekle meşgul oluyorlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?