Reklamı Kapat

Korktukları başlarına gelir inşallah.

Batılılar, Müslümanların Batı’yla bütünleşmemesinden şikayet ediyorlarmış.

Bu durum, onlar için şikayet konusu olurken bizim için iftihar sebebi oluyor.

Biz, onlar gibi bencil olamayız. İstesek de olamayız.

Canü gönülden onlar gibi olmak isteyen ve bir çok haramı işleyenlerimiz bile onlar gibi bencil olamadılar ve hala hayatlarında fakire, düşküne, çaresize... yardıma koşmaya, çareler bulmaya koşuyorlar ve bununla da gurur duyuyorlar.

Devlet yöneticisi olsalar, ister sağdan ister soldan olsunlar, “Sömürmek bizim işimiz değildir” deyiveriyorlar.
Bin dört yüz yıldır dünyaya adalet ve mutluluk dağıtan bir dinin müntesibi olmak onları sömürerek semirmekten alıkoyar.

Canının yongası gibi koruduğu malını, ihtiyaç sahiplerine dağıtarak güçlenmeyi sağlama tarafına gidiyor.
Batı, sömürerek semirmeyi, güçlenmeyi seçerken Müslümanlar, yardım ederek, kazanırken kazandırarak güçlenmişler.

Malezya, Endonezya, Filipinler’deki insanların Müslüman olmasında Hollanda, Portekiz ve İspanyol tacirlerinin korsanlar himayesinde oraları sömürürken, Müslüman tacirlerin sömürmeden, mallarının değerini vererek, korsan tacirlerin sömürgen olduklarını ortaya koyuvermişler.

Hırsız devletler için bir şey dememişler.

Dürüst davranmışlar o kadar.

Şimdi bu yıllarda, Afrika’da, Afganistan’da, Ortadoğu’da ve dünyanın hemen her tarafında aynı densizliği, soygunu, hırsızlığı, sömürüyle semirmeyi devam ettiriyorlar.

“Medeniyetin beşiği Fransa” derler.

Fransa içinde de beşik Paris’te imal edilir.

Fransa’yı Paris’ten yönetenlerin geçmişte Afrika sömürüsünden bahsetmeyeceğim.

1994’te, Fransa ile Avrupa Birliği’nin Başkenti Brüksel’deki yöneticilerin teşvik, tahrik ve silah desteği ile Ortodoks Hıristiyanlardan olan Tutsi’lerle Hutsi’lerin çatışmasında resmi ağızlara göre sekiz yüz bin (800000) Hristiyan birbirini öldürdü de Vatikan’ın ağzı açılmadı, çünkü hepsi zenciydi de ondan.
Ama... İşte bu amaya dikkat ediniz.

Ruanda’nın yüzde onu Müslüman.

Bu Müslümanlar, o kanlı ve kirli savaşta taraf olmamışlar.

Her iki taraf arasında ayırım yapmadan yaralılarına ve aç kalanlarına kapılarını açmışlar ve her türlü desteği iki tarafa da vermişler.

O Müslümanlar, dinlerinin gereğini yerine getirmenin mükafatını bu dünyada da almaya başlamışlar.
Hutsi’lerle Tutsi’ler, Batı’nın oyununun farkına varınca bir araya gelmişler ve ortak hükümet kurarken en önemli bakanlıkları Müslümanlara vermişler.

Batılı siyasiler ve basın-yayın ajansları ne kadar karalama yaparlarsa yapsınlar bizim duyulmamızı sağlamaktan başka bir şey yapamazlar.

2010-2014 yıllarında Hollanda Parlamentosu’nda PVV partisi milletvekili olan van Klaveren, parti başkanının ırkçı sözleri nedeniyle partisinden istifa eder ve bağımsız olur.

Hollanda’da en fazla İslam aleyhtarlığı yapan partinin en azılı milletvekili, İslam aleyhine kitap yazarken 2018 yılında Müslüman oluverdi ve İslam karşıtlarına cevap olarak da bir kitap yazdı.

Buyurun, aleyhte propagandanın lehe dönüşmesini görün.

Sevgili Peygamberimiz, Mekke’de tebliğine devam ederken Mekkeli Müşrikler, ticaret için gittikleri Yemen ile Şam arasında Mekke hakkında haberler verirken, Sevgili Peygamberimizi kötüleyerek anlatıyorlar ve duyurmayı sağlıyorlardı.

Onların aleyhte propagandası sebebiyle Mekke’ye gelip Müslüman olanlar ve kabilesine dönünce kabilesini de Müslüman yapanlar vardı.

Ama onlar, bizi birbirimize kırdırıyorlar!

Kırmayalım, kırılmayalım.

Amerika’da, Avrupa’da ve İngiltere’de bizi birbirimize düşürmeye çalışan siyasetlerinin de iflas ettiğini gördüler.

A gurubu Müslüman teşkilatını tehlikeli görünce onun karşısına B gurubunu çıkardılar ve onun önünün açılması için B gurubuna destek de verdiler.

Sonunda baktılar ki, destekledikleri daha fazla Müslümanların bilgilenmesini sağlarken, Müslüman olmayanların da Müslüman olmasında etkili oluyorlar.

Bu sefer C gurubuna yardım ediyorlar, onlar da öncekilerden daha fazla etkili oluyorlar.

A’dan Z’ye kadar bütün gurupların metodu, usulü ayrı olsa da hepsi Kur’an-i Kerim’i okuyorlar, okutuyorlar ve Sevgili Peygamberimizi örnek aldırmaya çalışıyorlar.

Guruplarımız, kendilerini ifade etmede ayrılık olsa da farkında olmadan eylem birliği yapıyorlar ve birbirlerinin yapmadığını yaparak birbirlerinin eksiğini tamamlıyorlar.

Danimarkalı bir karikatürist, Sevgili Peygamberimizi, hoş olmayan bir şekilde çizince, Washington’da, Berlin’de, Londra’da, Brüksel’de, Paris’te… bütün şehirlerde A’dan Z’ye kadar bütün İslami guruplar, halkı Müslüman olan bütün devletlerden gelenler, ırkı, rengi, ülkesi ayrı, dini aynı olan Müslümanların dervişi, berduşu, sağcısı, solcusu, radikali, ılımlısı, zengini, fakiri… hepsi aynı meydanda, aynı heyecanla yerlerini alıverdiler.

Etkin siyasiler ve haber ajansları, durumun böyle olduğunu bildikleri halde kendi halklarının Müslüman olmalarını engellemek için Müslümanları, ülke için tehdit olduğunu yaymaya çalışırlar.

Avrupa’da önemli hizmetleri olan guruplarımızdan birinin yetkilisi anlattı: “Ülkenin en etkin gazetecisi, bizden röportaj için randevu istedi.

Hep atıştırıldı ve aradan üç ay geçti, ısrarlar artınca röportaj yapıldı.

Gazetecinin ilk sorduğu, ‘Amerikan Cumhurbaşkanı ile röportaj isteğimolduğunda üç gün içinde randevuyu alıyorum da neden siz üç ay geciktirdiniz?

Cevabımız, ‘Biz, önemli bir kurum değiliz. Gurbetçi işçilerimizin dini bilgilerini öğretmek için kurulmuş resmi bir teşkilatız. Sizin de bildiğiniz üzere kuruluş tarihimizin üzerinden şu kadar zaman geçmesine rağmen hiçbir karakolluk olayımız da yoktur.

Bizimle röportajı niçin istediğinizi bilemedik’ deyince, ‘Asıl sizden korkuyoruz. Organizesiniz. Tek olarak olay çıkaran, yaralama yapan, hapse giren ve çıkanlar bize sorun değildir. Tek kişidir ama siz organizesiniz.

Sessizce iş götürüyorsunuz ve birçok insanımızın Müslüman olmasını sağlıyorsunuz. Korkumuz bu bizim” deyiveriyor.

Onun içindir ki, Rusya, komünizmin iflasını ilan edince, o 1995 Nisan’ında NATO Genel Sekreteri W. Cleas, “Komünizm yıkılmıştır, bundan sonra düşman İslam’dır” demişti

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

bakir - Sevgili hocam bir buçuk 1.5 metre arayla namaz cemaatle namaz uygulaması başladığından beri cemaata katılmıyorum, bu nedenle bir buçuk 1.5 metre arayla cemaatle namaz kılınır mı bizleri aydınlatısanız aklımızın ve ruhumuzun mutmain olmasına vesilesiyle rica ederiz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Haziran 14:49


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?