Reklamı Kapat

Hiç ibret alınsaydı yasakçılık tekerrür mü ederdi?

Her olaydan kriz çıkarmada çok mahiriz. Bu konuda üstümüze yok.
Ülkemizin gündemi her zamanki gibi zikzak çiziyor veya çizdiriliyor. Daha rahat yönetmek/yok etmek için faydalı bir yöntem. Kaos ortamı, gündemdeki esas konuları perdeliyor.

Baro başkanları yürüyüşü

Bir yandan, “Barolara türlü yetkiler veriliyor” haberleri servis ediliyor. Bir yandan da avukatlara karşı güç kullanılıyor. Seviyorlar mı tokat mı atıyorlar belli değil. Sevilmek için önemli olan baro başkanı, avukat, hâkim veya suçlu olmak değil, güce boyun eğip eğmemek.
Geçtiğimiz gün, yeni çıkarılmak istenen avukatlık yasasına karşı hemen tüm baro başkanları Ankara’ya yürüyüş yaptı. Polis marifetiyle güvenlik güçleri tarafından Ankara girişinde durduruldu.
Ertesi gün, avukatlara müsaade edildi. Hepsi birlikte Anıtkabir’e gitti. Yani girişte müdahale edilip, güç kullanılmasaydı olaylar bu seviyeye gelmeyecekti, kimsenin bir şeyden haberi olmayacaktı. Sonra dönüp dolaşıp izin verildi. Tüm bu akıl dışı, bilinçsiz hareketler bilinçli mi yapılıyor?


Baro yasasının içeriği farklı bir şey. Görüldüğü kadarıyla madem her meslekte Eczacılar, Tabipler Odası gibi tek oda var, baroların da tek olması savunulabilir. Karşı cepheden bakarsanız -iktidar açısından- belki yarar da bulabilirsiniz. Burada mesele yasanın içeriğinden çok, olayın çatışmaya dönüştürülmesi…
Bütün bunlar bir yana, özetle diyebiliriz ki; Avukatlar Kanunu ve baro sisteminde yapılması düşünülen böyle bir değişikliğin, bir tartışma neticesinde, küresel sıkıntıların yaşandığı bir dönemde, meslek erbabı ve kamuoyunun müzakere masasından kaçırılarak alelacele gündeme alınması yasama prensipleri açısından doğru değildir.


Aslında barolar da dâhil ülkede bütün STK’lar bir şekilde belli bir ideolojik ve siyasi misyonun tarafı olmuş durumdalar. Zamanında muhafazakâr kesime reva görülen her türlü baskıda, özgürlük ve insan haklarını savunması gerekenler, o günün iktidarını kutsama ve kutlama yarışına girdiklerinden, iş döndü dolaştı kendilerinin ayağına dolandı.


Zamanında yasakçı ve dikta zihniyete sesini çıkaramayanlar, bir bakıma karşılarında yıllar sonra yasakçı bir zihniyet ve güç buldu. Şimdi onlar hak-hukuk, demokrasi insan hakları özgürlük deyip bağırıyorlar. Etme bulma dünyası… Ama bize göre haksızlık, adaletsizlik ve zulüm, kime ve kim tarafından yapılırsa yapılsın yanlıştır.


Tersten bakarsak; zamanında yasakçı zihniyetten ve güçten illallah etmiş şimdiki güç sahiplerinin, yasakçı ve tahakkümcü bir tutuma bürünmesi de iç acıtıcı. Peygamberimizin dediği gibi, “Genç azgınsa kötüdür. İhtiyar azgınsa daha kötüdür. Zengin kibirliyse kötüdür. Fakir kibirliyse daha kötüdür.” Biz de bugün diyoruz ki: “Zalim zulmederse kötüdür. Mazlum zulmederse daha kötüdür.”

HDP ile görüşme işbirliği

Başka bir örnek de HDP ile ilgili yaşananlar. Bir yandan Kürt siyasetçilerle görüşmek vatana ihanet addediliyor, bir yandan da kendileri görüşürse vatansever oluyorlar. Olay aynı, tavır farklı. Her türlü doğrunun tek kriteri, iktidarın keyfi…


Geçtiğimiz hafta, 3 HDP’li meclis üyesi AK Parti’ye geçti. Saadet’e, İyi Parti’ye veya CHP’ye geçseydi ne olurdu acaba? Vatan haini, terörist işbirlikçisi, PKK’lı damgası yiyecekti.
Şimdi ne değişti? İktidarın keyfi.


AK Parti Meclis’te çıkarmayı düşündüğü Avukatlık Yasası’yla ilgili tüm grup başkanvekilleriyle ve HDP ile görüştü/görüşlerini aldı. Bunda bir problem görmüyoruz doğrusu.


Ama başkası böyle bir eylem içine girince, Kandil’le işbirliği yapmakla suçlanıyor. Terörist olmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. İki dudaktan çıkacak bir lafa bakıyor. Vatanseverliğinize de iktidar karar veriyor.

Oda TV habercileri
Öte yandan Oda TV davasında aleni ve resmi cenaze töreniyle ilgili yapılan bir haberi yayınladıkları için gazeteciler hapse atıldı (bazıları da tahliye edildi).
Sayın Erdoğan›ın şiir okuduğu için hapse atılmasını haber yapan, eleştiren kimselerin, gazetecilikten menedilmesi doğru olur muydu? O gün kendisinin arkasında duranları hapse atsalardı tepkimiz ne olurdu?
Anlaşılan bugünkü güç, o günkü iktidar sahiplerinde olsaydı, ülkede bir tane dindar bırakmazlardı. Yoksa güç onlarda da haberimiz mi yok?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Necmettin Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?