Reklamı Kapat

Muhabbet üzerine

Cahillik her dönem prim yapar. Zira cahillerin sesi cahil oldukları konu hakkında çok çıkar. Bu ses yüksekliği kişinin cahilliğini bir müddet örtebilir. Bu müddet genelde ses dalgalarının havada dağıldığı zaman aralığı kadardır. Yani cahilin cahilliğini ortaya çıkarmak için susmak yahut hiçbir şey yapmamak kâfidir. Hakikat ortaya çıktığında ise cahillik sadece hamasete dönüşür. Hamaset kitle psikolojisi için önemli bir yönetim aracıdır. Yani hamaset kendinde kötü değildir. Hamaset kullanıldığı yer dikkate alındığında iyi ya da kötüye konu olur.


Hamaseti her alana taşırsanız etrafınızda bulunanlar yavaş yavaş dağılmaya başlar. Çünkü hamaset bireyleri değil toplumları etkiler. Toplumsal olan bireyselleşmeye başladığında yani kişisel ilişkiler baş gösterdiğinde süreç bir anda algıdan gerçeğe döner ve putlar yıkılır. Yani zanna dayanan önyargılar darmaduman olur. ,


Bu durum genelde hüsn-ü zan ile kendisine bağlanılmış lider ya da hocada ortaya çıkar. Esasında bir ustaya çırak olmak, bir efendiye bende olmak, bir bilene talebe olmak en iyi ve en ideal eğitim şeklidir. Ancak talebe üstadının insani vasıflarını gördükçe hayal kırıklığı yaşamaya başlayabilir. Hayal uyduruktur yani temelsizdir bu cihetle rüyadan farklıdır. O yüzden hayal kırılır çünkü temelsizdir, rüya ise tabir edilir çünkü hakikatin bir veçhesini ifade eder. 


Herkes âdemoğludur. Ve dini kaynaklar bize Âdem’in hatadan dolayı sürgün yediğinden bahseder. Yani hata yapar olmak, eksik olmak, yanlış idrak etmek insan için fıtri bir durumdur. Bu cihetledir ki korunmuşlar hariç kimse kutsal ve masum değildir. İnsan için önemli olan hatada ısrar etmemek ve hatayı telafi etmektir. Yoksa mükemmellik iddiasında bulunan kişi daha en başından kibrin kurbanı olmuş ve meseleyi yanlış yerden kavramış demektir. 


Kimilerini uzaktan sevmek gerekir. “Yakınlık yakar” diye güzel bir söz vardır. Üstat Sezai Karakoç’u her ziyaret etmek istediğimde, “Gitmemek gitmekten evladır uzaktan sevmek gerek” diye uyarmıştır tanıyanlar. Bilmiyorum belki de yanılıyorlar üstatta kendilerindeki eksiklikleri görüyorlar. Ama bazen uzaktan sevmek daha masum daha derin daha anlamlıdır. Hani demiş ya üstat, “Susmak konuşmaya, ayrılıklar sevdaya dâhildir” diye…


Yakın oldukça sevginin arttığı insanlar da vardır elbet. Görülen güzel hasletler, ince idrak yansımaları ve kavrayışlar insanın dönüşmesinde kuşkusuz önemli etkiye sahiptir. Bir de “nazarda olmak” kavramı vardır ki bu apayrı bir anlamı ifade eder. Nazarda olmak olanın oldurduğu, oldurulanın ise tamamen pasif kaldığı bir düzlemi ifade eder. Yani kişi sizi söz, fiil ya da eylemleri ile değil nazarı ile dönüştürür. Efendim, bu mümkün mü diyenlere, “Yahu nazar diriyi mezara koyar” diyorum sadece. Bunlar dini bir mesele değil tamamen insan tecrübesine dayanan meseleler. Dolayısı ile nasıl mümkün olur diyen arkadaşları insani tecrübeye saygıya davet ediyorum.


İmdi, insanın ana gayesi kulluktur. Kulluktan gaye ise Hakkı bilmektir. Hakkı bilen kişi mutlak manada kul olmuş demektir. Hakkı bilen kişi kitabi olarak tasdik edilir ise biz ona peygamber deriz. Yok, kitabi olarak değil de insani tecrübe ile tasdik edilmiş ise biz ona veli yahut evliya deriz. Yani ikisinde de ortak nokta kitabi tasdikin asıl olması ve insani tecrübenin kitaba muhalif bir tasdiki onaylamamasıdır.


Peki, kişi Hakkı nasıl bilir? Hakkı bilmenin yegâne yolu Hz. Peygambere bağlılıktır. Peygambere bağlılık ise hadis ya da sünnet tartışmalarını iyi bilmek ile değil muhabbet ve aşk ile mümkündür. Yani şu yanılgıdan bir an önce kurtulmamız gerekiyor. Emin olun ki sahabe efendilerimizin ekseriyeti ya da meşhurların ekseriyeti Kur’an-ı Kerim’i biz kadar bilmiyordu. Ya da içimizde birçoğundan daha çok hadis ve hadis ilmi bilen kişiler var. Yani sahabe efendilerimizin değeri Kur’an, hadis bilmekten, emsile, bina okumaktan değil Hz. Peygambere olan bağlılıklarından ve muhabbetlerinden gelmektedir.


Bağlılık ve muhabbet bedel ister. Dinde bedel şer-i şerife tam manası ile uymaktır. Gerektiğinde malını, canını ve değer verdiklerini bağlı olduğun değer uğruna feda etmektir. Hz. Peygambere olan muhabbetleri ile tarihe altın harflerle ismini yazdıran insanlar muhabbetlerinin gereği olan ittibayı yerine getirmekte bir an olsun tereddüde düşmediler. Dolayısı ile takvanın bilgi ile varlıksal bir irtibatı yoktur. Takvanın irtibatı amel ile yani niyet/idrak iledir.


Muhabbet bütün fiilleri anlamlı kılan şeydir. Muhabbetsiz yapılan hiçbir fiil taklit olmaktan öteye geçemeyeceği gibi, fiili yapan kişiye de yük olmaktan başka bir fayda sağlamaz. Ol vakit başka bir soru ile karşı karşıyayız. Muhabbet bizde nasıl husule gelecek?
Evet, soru zor ama cevabı imkânsız değil. İlahi neşenin ve muhabbetin kişide husule gelmesi İlahi lütuf iledir. Yani nasiptir.


Rivayet o ki İmam Gazzali terk-i dünya eylemeye karar kıldığında bütün mülkü ve dünyalığını terk edip Şam’a doğru yola çıkmış. Yolda karşılaştığı bir şeyh efendiye durumunu arz edip tavsiyesini istemiş. Efendi, “önce dilin Allah demesi gerektiğini söyleyince” Gazzali, “Dedik diyelim peki sonra ne olacak?” demiş. Efendi, “Sonra dil susacak kalp Allah diyecek” deyince, Gazzali yine söze karışıp, “Dedik diyelim sonra ne olacak?” demiş. Efendi, “Sonra kalp susacak ve Allah manası bütün azalara yerleşecek” deyince Gazzali yine, “O da tamam diyelim peki sonra ne olacak?” demiş. Efendi biraz hiddetli bir şekilde, “Bir dakika evladım sakın unutma O Allah sen kulsun ister verir ister vermez. Kimine bir cümle verir, kimine bir kitap dolusu, kimine ise ciltlerle hikmet verir. Kimine ise vermez. Amma O cömerttir kulunu boş çevirmez” demiş.


Yani bize düşen nafilelere sarılıp ilahi lütuf için beklemektir. Peki, nafile nedir? Nafile kişinin Hakkı bilmek ve ona kul olmak için yaptığı her şeydir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?