Reklamı Kapat

Ya hep ya hiç

Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Kur’an ve sünnet bir tarafa bırakılarak şahısların ve onların söylemlerinin İslam’ın yerine ikame edilip tereddütsüz kabulü ve herkesin kabul etmesi gerektiği anlayışı, “ya hep ya hiç” şeklindeki kumarbaz beklentisidir. Bugün insanlara sunulan Ilımlı İslam; büyük oranda beşeri görüşler, bana göreli tartışmalı konular, cemaatlerin tartışmalı doğruları, rüyalar, mezhebi içtihat ve felsefi değerlendirmeler, Kur’an’ın bazı emirlerini yasaklayan, bazı yasaklarını mubah kılan tavırlar, din adı altında topluma kabul ettirilmek istenmektedir.


İslam’ı sadece şekli bireysel ibadetlerden ibaret saymak, bu asrın en büyük fitnesidir. Bundan da daha tehlikelisi, Kur’an’ın ısrarla yasakladığı faiz gibi haramların mubahlığını topluma telkin etmektir. Şuurlu bir Müslüman olmamız ve mesajımızın güzel olması için, insanları anlamından saptırılmış Ilımlı İslam’a değil, sadece Allah›ın itikat ve düzen olarak bildirdiği gerçek İslam’a davet etmemiz gerekir. Fussilet 33: “İnsanları Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve ben Müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim vardır.” Müslüman bir dava adamı; Kur’an ve sünnetin her şeyi içine alan davetine rağmen, işine geleni öne çıkaran bir yaklaşım sergileyerek kınanacak bir tavra düşmemelidir. Rum 32: “O dinlerini parça parça eden ve kendileri de değişik gruplara ayrılanlar gibi olmayın. Her grup kendi yanında olanla sevinmektedir.” İslam’ın yarısı kendisi değildir. Bunun iyi idrak edilmesi gerekir. İslam’ın bir kısmıyla yetinmeye çalışmak kınanmıştır. Enam 159: “Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah›a kalmıştır, sonra Allah onlara yaptıklarını haber verecektir.” İslam; itikat ve düzen olarak zanna değil vahye dayanır. İslam’da içtihadın dayanağı vahiydir. Vahye dayanmaya her içtihat batıldır. Haramı helal yapan fetvaların vahiyden hiçbir dayanağı yoktur.

Din
Din, özellikle akide konuları, haram-helal ölçüsü ve ibadet hükmündeki ahkâm, mutlak doğrulara dayanmak durumundadır. Mutlak doğruyu tevil edip beşeri yorumları din haline getiren anlayış, İslam’ca anlayış olamaz. Mevcut düzen ve toplum yapısının toplumsal bela niteliğindeki dayatmalarına karşı tavır alamayan bir Müslüman, dini doğru anlamış sayılamaz. İslam; liberalizmi de radikalizmi de reddeder. İslam’ın yolu orta yoldur, aşırılıkları kabul etmez. Hadis: “Dinde aşırılıktan sakının. Çünkü sizden öncekiler, dinde aşırı gittiklerinden ötürü helâk oldular.” Şu kadar cemaat ve ilim adamının melekleri sevindirecek ve şeytanları ürkütecek kapsamda hayırlı faaliyetler, ses getirecek tavır ve eylemler ortaya koyamamalarının sebebi, İslam’ı itikat ve düzen olarak ele almayışlarındandır. İslam, topluma bir hayat nizamı olarak anlatılmaz ise, buradan bir başarı elde etmek hayal olur. İslam’ın itikat ve düzenle ilgili asli meselelerinde Müslümanlar, ihtilâf edemez. Müslümanlar, bana göre sözünü terk etmelidirler. Dinde, bana göre olmaz. İslam’a itikat ve düzen olarak teslim olmuş bir kimsenin takınacağı tavır, Allah ve Resulünün bütün emir yasaklarını bilip yaşamaktır.

Bir müsibet
Bir musibet, bin nasihatten iyidir ama bu musibetlerden bir ders bile almayanlar için uğrayacağı dünyevi cezalar, uhrevi büyük cezanın habercisidir. Suriye’deki, dıştaki ve içteki zilletin en önemli sebeplerinden biri, Müslümanların ve İslam âleminin ittifakını kaybetmiş olmasıdır. Avrupa ülkelerinin ittifak edip Avrupa Birliği çatısı altında bir araya gelmeleri, küfrün tek millet olarak gücünü birleştirmesi, emperyalizm ve fesadının bütün dünyayı kuşatması, İslam Birliği’nin kurulması geçtiğini haykırmaktadır. Ya birleşilecek veya zillet içinde yok olunup gidilecek. İslam Birliği’ni kurmak, teslim olduğumuz tevhit akidesinin gereğidir. İslam Birliği’nden yana olmayanların, tevhit inancına bağlılığı sıkıntılı demektir. Aynı dinin, aynı davanın insanları Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya idealinin gerçekleşmesi için ittifak etmesi işin başıdır. Zorba müstekbirlerin ittifak ve koalisyon yapmaya mecbur olduğu bir dünyada, Müslümanların İslam Birliği’ni kurmaları bir zorunluluktur. Milli Görüş mensupları bu coğrafyada elli yıldır, İslam Birliği’ni kurmanın mücadelesini vermiş, bunun ilk nüvesi olarak D-8’i kurmuştur. Burada Erbakan Hocamızı rahmet ve minnetle anıyoruz. Erbakan Hocamızın, son imtihanı kazananların partisi dediği Saadet Partisi ise İslam Birliği’nin kurulması için yoğun bir mesai harcamaktadır. Bunun kıymetinin bilinmesi gerekir.

Zihinlerin işgali
Bir ülke topraklarının işgalinden çok daha kötü olanı, gönüllerin ve zihinlerin işgalidir. Mücadele öncelikle, insanın kalbinde ve zihninde kazanılır veya kaybedilir. Irkçı emperyalizmin lehine faaliyet yapan işbirlikçi sermaye, medya ve siyasetin, materyalist eğitimin ve çevre şartlarının oluşturduğu fitne ve fesadın müminlerin gönüllerini ve zihinlerini işgal etmiş olması, Müslümanları zillete düşürmüştür. Emperyalizmin Ortadoğu’nun kalbine zehirli bir hançer olarak sapladığı zalim İsrail’in ve dünya Siyonizm’inin vahşeti, uğradığımız bu zihinsel işgale karşı direnmeyi gerekli hale getirmiştir. İçimizdeki İsrail ve Amerika ile mücadele etmeden dışımızdaki görüntüleriyle savaşmak mümkün olmaz. Milli Görüş hareketi bu zihinsel işgale karşı bir direniş hareketi olarak doğmuştur. Bu yolda verdiği mücadelede dört partisi kapatılmış, yoluna Saadet Partisi ile devam etmektedir. Saadet Partisi; zihinsel işgale karşı koyan bir direniş ordusu gibidir. Bu orduya katılan, kendisini bu zihinsel işgalden korumanın ilk adımını atmış olur. Milli Görüşsüz Saadet, Saadet Partili olmadan da Milli Görüşçü olunmaz.


Direniş
Adil Düzen’in ve Yeni Bir Saadet Dünyası’nın kurulması ancak Milli Görüş ile gerçekleşebilir. Bu gerçeğin üzerinde her zaman duruyoruz. Çünkü Milli Görüş olmadan direniş ruhu canlanmaz.
İslamsız saadet olmaz. Yeni bir İslam toplumunun inşası, şuurlu nesillerin yetişmesiyle başlar.
Milli Görüş’ün en önemli kuruluşlarından AGD böyle bir nesli yetiştirmeye çalışıyor. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?