Reklamı Kapat

Bir koronalı hekimin acı dolu notları…

Aşağıdaki satırlar bir hekime ait. Bu hekim aynı zamanda akademisyen. Üniversitede dersler veriyor, asistanları var. Geleceğin hekimlerini yetiştiriyor.
Koronaya yakalandı. İyileşti ve taburcu edildi. Tedavi sürecinde duygularını kaleme aldı. Ama ne duygular… Tüyleri diken diken eden duygular…

Lütfen sonuna kadar dikkatle okuyalım;
* “Ağrılar uyumamı engelliyor. Bacak kaslarımda, kalça kemiklerimde ve eklemde dayanılmaz ağrılar var. Hiçbir pozisyonda rahat edemiyorum. Diş ağrısında bile kullanmadığım ağrı kesiciyi almak için kalkıyorum yataktan. Yürümem bile zor. Bugün ikindi vakti başladı. Arabayı bile zor kullandım. İlk başta bel fıtığı gibiydi ama şiddeti ve yeri değişti. Dayanılmaz boyutta…”

*“Off belim. Çok ağrıyor… Uyku mu? O da gitti. Film şeritleri birbirine girdi. Neler neler geliyor, yarım, bölük pörçük. Hiç filmlerdeki gibi değil. Sabah ezanı okunuyor. Kalkıp namaz kılıyorum. Zihnim konsantre olamıyor namaza da.”

* “Eşim, ‘Kalk’ diyor. ‘Hastaneyi ayarladım, yatış yapacağız!’ Ağrılarım başlıyor. Çok şiddetli. Odaya gidemiyorum. Tekerlekli sandalye geliyor. Orda oturmak başka bir eziyet. Dişimi sıkıyorum.”

* “Akşam saatleri, ağrılar çok şiddetli. Üşüme ve titreme var. Ateşim çıkıyor. Su içmem lazım. Ateş olunca su kaybı artar. En az 600 cc fazladan sıvı almam gerekiyor. Su içmek ne kadar zor. Suyun tadı bile bozuk, acı buruk bir tat.”

* “Kafam da dönüyor. Düşmeye de niyeti yok ateşin. Başımdan alev çıktığını hissediyorum. Ölçüyorum 39,7. Başımı kaldırmıyorum, ateşim geceden beri düşmedi. Uyuyamıyorum. Ama uyanamıyorum da. Ağrılar beni felç etti.”

“Halsizlik daha da arttı, iştahım tamamen kesildi”

*“ Tuvalete bile gitmek çok zor. Cam kenarından tuvalete yakın yatağa geçmem lazım. Halim yok. Ağzım kurumaya başladı. Kupkuru. Çatlamış deri çantalar gibi. Dilimin altı bile kuru. Su içiyorum. Üstünden kayıyor. Islatmıyor bile. Telefon çalıyor cevap verecek halim yok. Sessize alıyorum.”

* “Ağrılar sabahı zor ettirdi. Ateş 38.9. Ateşe alıştım artık. En iyi onunla geçiniyorum. Bardak su ile elimi yüzümü ıslatıyorum. Yaradan kabul etsin abdest niyetine. Oturmakta zorlanıyorum. Yattığım yerde namaz kılmaya çalışıyorum. Rekâtlar, dualar, her şey birbirine karışıyor. Zihnim darmadağın. Halam içli köfte göndermiş…”

* “5 günde toparlamam gerekti. Halsizlik daha da arttı. İştahım tamamen kesildi. Eşim, ‘Bari gofretten bir lokma al’ diyor. Bir lokma alıyorum. Tat yok ağzımda büyüyor.”

* “Annem, teyzem ve kardeşlerim her gün arıyor, her aramada eriyorlar. Annem dayanamıyor. Telefonu babama veriyor. Arka fonda uzaklaşan bir hıçkırık sesi.”

* “Çocukları özlüyorum. En çok küçükleri. Maymun onlar, sevimli maymunlar. Isırarak seviyorum. Kollarını uzatırlar bana. Ama şimdi gitsem onlar hatırlamaz. Bir kere sarılma hakkı verilse -bulaş olmadan- en büyük kızıma ve oğluma sarılırım sımsıkı.”

* “Bugün iyi gelişmeler de var sanki. Mesela sırtüstü yattığımda ağrım daha az.”

* “8. gün. Ateşim 38.6. Artık yatağımdan kalkmakta zorlanıyorum. Eşim içeri giriyor. Elimi uzatıyorum. Elimi tutuyor. Gerçek… Eldiveni çıkartmaya yelteniyor. Aman diyorum. Yüz siperi buğulanıyor.”

* “Favipravir; Çin’den gelen ilaç. Etkili bir molekül, ilgili yayınları okumuştum hastaneye yatmadan önce. Umutlarım yeniden yeşeriyor birden… Ağrım hiç yok bugün. Ama halsizlik fena. Yatağın yanındaki tuvalete dahi geçerken kapıya tutunarak gidiyorum.”

* “9. gün. Bugün nefes darlığım başladı. Berbat durumdayım dünden beri burun kanamam var. Hayatımda hiç kanamamıştı. Boks yaparken bile. Hareket edemeyecek kadar halsizim.”

* “10. gün. Sanki veda günü gibi. Hiç bu kadar kötü olmamıştım. Bugün hiç yataktan çıkamadım. Artık clexan yapmaları gerekiyor. Yoksa pıhtı atacak. Bacaklarımı dahi oynatamıyorum. Nefes darlığım arttı. Kanda oksijen düzeyi pron pozisyonda bile 88’in altında. İçeri monitör, doziflowmetri giriyor. Yoğun bakım aletleri ile odada takip edilecek artık. İşler ciddi…”

“Kağıt kalem alıyorum, vasiyetimi yazacağım”

* “Hani bir video var; Srebzenitza'da sırayla tek tek öldürülen Boşnaklar var ya, orda yaşanan duyguyu hep merak etmiştim. Nasıl tahammül edebiliyorlar ve dayanabiliyorlar diye. Artık anlıyorum. Umutlar azalınca sakinleşiyor insan...”

* “Çocuklarım geliyor aklıma, eşim, annem, babam, kardeşlerim, teyzem, dostlarım… Kağıt kalem alıyorum vasiyetimi yazacağım. Zihnimi toparlayamıyorum. Halim yok, yazmak bile ölüm…”

* “Öksürük kesiyor düşündüklerimi. Peçeteye tükürüyorum. Kan. Ciğerlerimden kan geliyor… Tansiyonuma bakıyorum 86/49 şükrediyorum beyin kanaması ihtimali düşük. Ama şok tablosu bu.”

*“Hava karanlık eşim arıyor. Tociluzimab’dan fayda görebilme ihtimalim olabilen grupta olduğumu, fakat yan etkiler ve alerjik reaksiyonlar açısında dikkatli olmak gerektiğini söylüyor. Ve atacağımız son barut bu.”

* “Uyku ve baygınlık arası bir his ile uyuyorum. Son 4 gündür böyle. Sabah uyanıyorum. Hava güneşli. Halsizlik yok. Ayağa kalkıyorum. Gözüm kararıyor. Çöküyorum. Pozisyonel tansiyon düşmesi. İyiyim ama. Bu mucize. Bir lütuf verildi ya da mühlet.”

* “Eşim geliyor. Ağlamaklı ama mutlu belli… Telefonunu açıyor. Öğrencilerim geçmiş olsun videosu çekmişler. En fazla duygulandıran da o videoda devamsızlıktan ve sınavdan bıraktığım öğrencilerim de var…”

*“Arkadaşlarım kurban kesmiş. Telefonumda 10 binin üzerinde geçmiş olsun mesajı var.”

* “On ikinci gün. Yüksek doz kortizon alıyorum. Şükür dün 1 kez ateşim yükseldi, bugün hiç yok. Halsizliğim kalmadı. İlaçlar karaciğerimi bozdu ve kan şekerimi yükselti. 30 m yürüyebiliyorum. Öğrencilerime, asistanlarıma geri döneceğim için. Çok şükür…”


***


NOT: Bu akademisyen hekimin ismini vermeyeceğim. Adı bende saklı. Peki, bu acı satırlara neden yer verdim, burada?
* Belki ders olur diye!
* Belki, işin şakasının olmadığını anlarız diye…
* Belki, “Ya bu korona bize bulaşmaz!” umursamazlığını ve tedbirsizliğini ortadan kaldırırız diye…
* Belki yetkililerden gelen “maske, mesafe ve temizlik” uyarılarını dikkate alırız diye…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Erkaya - Korku pompalamayi birakin.

Kanser hastaları yıllardır bu acıların 10 mislini yasiyor. Ve kanserden ölenlerin sayısı korkmadan fazla. Neden kanseri önleyecek tedbirler alınmıyor? Neden yediğimiz ictigimz şeyler yeterince denetimden gecmiyor ki bu yuzden kansere sebep oluyor ?

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 24 Haziran 09:40
03

TS-61 - @Erkaya 02 nolu yoruma cevabı: Tamam ama korona virüs hiç te hafife alınacak bir hastalık değil.! İnsanlar çok tedbirsiz ve rahat davranıyor, böyle olmaz.! Herkes ne yaşadığını kendisi bilir.! Evet, bence de kanser hastalığını tetikleyen ne varsa çok ince ayrıntısıyla denetlenmeli ve gıdada hile yapanlara gereken cezalar verilmeli.!!!

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 24 Haziran 14:12
01

True Legend - Bu hastaliğin tipa tip aynisini 6sene önce üst üste iki kere yakalandim tam 5hafta sonra iyileştim doktora gittim virüs diyordu ama virüsün adi yoktu Doktor sadece virüs diyordu o zaman zaten Korona yoktu şimdik bu hastaliğin adi Korona virüs oldu Ben avusturyada yaşiyorum ozaman bana Doktor antibiyotik yazdi öylece iyileştim yani demek istediğim bu virüs daha önceleride vardi yakalanan yakalaniyor ne yaparsiniz yapin sosyal mesafe Maske bunlar hepsi palavra ister inanin ister inanmayin

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 24 Haziran 06:31


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?