Reklamı Kapat

Şiir şairin mülkiyeti midir?

Merhum şair Cahit Zarifoğlu Yaşamak isimli eserinde düşüncesine okuyucuyu ortak eden bir eda ile konuşur. Şu ifadeleri sanki şairle birlikte yazmışsınız gibi üzerinde düşünmenizi tavsiye ederim: “Yazdığım bütün şiirleri benden çalmışlar gibi özlüyorum. Onların sahibi olmadığımın bundan daha inandırıcı delili olabilir mi? Hiç olmazsa yalnız bana ait bir tek şiirim bulunsaydı.”


Şiirin mülkiyetten sayılıp sayılmayacağı tartışmasına da son noktayı koyacak nitelikte bir yaklaşımdır bu ifadeler. Şiir kendini şairine mülkiyet olarak dikte etmeye kalksa bile şair bu dayatmaya boyun eğecek yaradılışta değildir. Mülkiyetsiz olan şairin mülk olma ağırlığını kendisine dayatmaya çalışan şiirin iğvasına kolay kolay kapılması mümkün değildir. Zira şair şiirinden önce var olandır. Aynı duyarlığı Sezai Karakoç’un dizelerinde de görürüz: “Şiirin yazanı yoktur / Vardır yalnız okuyanı / Şair de bir okurdur / Kendi şiirinin okuyanı.” Şiir şairin yazdıktan sonra üzerinden attığı ağırlık gibidir. Hangi okur o yazılan dizelerde kendini buluyorsa artık o şiirde hak sahibi demektir. Üstat Karakoç’un yukarıda aktardığımız dizelerinden bir adım ötesine geçelim: “Ben her şiiri okudum / Kendi şiirim hariç / Okuduğum şiiri yazmam / Yazdığım şiiri okuyamam.”


Şair kendi şiirini okuduğunda eksilen ne? Herhalde bu, mektubu sahibine ulaştırmayıp kendi adresine göndermek gibi bir garip durum olsa gerektir. Şair kemâlata ulaştıkça şiir adına yazdıkları gözünden düşmeye başlar. Bu tasavvufi anlamda, “Ballar balını buldum / Kovanım yağma olsun” hâlidir. Zarifoğlu da Kabul şiirinde aynı noktaya yaklaşır: “Eski şairliklerim gitti gözümden / Gayridir başka bir hâl kuşanıyorum.”


Necip Fazıl’ın, “Ver cüceye onun olsun şairlik / Şimdi gözüm büyük sanatkârlıkta” dediği nokta ile Zarifoğlu’nun içinde bulunduğu “başka bir hâl” aynı sebebe dayanmaktadır. Cahit Zarifoğlu aynı şiirin devamında bu mistik tecrübeyi daha bir somut biçimde ifade eder: “Göğsümde bir küçücük derya buldum / Kabına sığmaz bir ceylan yoldaşım.”


Şairde istiğna duygusunu uyandıran şey dünya ile kurduğu hakikat temelli bağdır. Şayet bu bağ yoksa şiir kilitli kasaları, mahrem odaları ya da cazip fırsatları açan bir anahtar olmaktan öteye gitmez. Şair yazdıkça mülkiyetten arınır ve şiirini mülkiyete konu olmaktan korur. Şiirin karın doyurmazlığını birazcık da burada aramak lazımdır.


Goethe’nin şu dizelerinde de bu mülkiyetsizliği bulmak mümkün: “Biliyorum ki ben / Ruhumdan akıp gelmek isteyen düşünceler dışında / Hiçbir şeye sahip değilim / Biliyorum ki ben / Tatlı bir sevgiyi, küçük bir sevinci tattığım anlar dışında / Hiçbir şeye sahip değilim.”


Mülkiyet duygusu göğsünde baskın gelen kişinin şiirle kurduğu ilişki hileli ilişki olmaktan öteye geçmeyecektir. Eşya ile arasına mesafe koyamayan insanın zihinsel tecessüse yer bulabilecek bir kafaya sahip olabilmesi de çok zordur. Şiir de felsefe de yerine başka bir şey ekilmemiş bir tarla isterler. Beyniniz piyasalardaki dalgalanmalara endekslenmişse soruya, sorgulamaya ve de metodik şüpheye yer açabilme şansınız da kalmayacaktır.


Şiir büsbütün arınma ve yalıtım ister. Ne hüznünüze ne de aşkınıza samimiyetinizi kundaklayacak bir başka his ve heyecan sızmamalıdır. Dünya mülkiyet yüzünden nefes alamaz hale geldiği için şiir vahyin gölgesine sığınarak tüm insanlara elde ettiklerinin hiçbirinin kendilerinin olmadığını haber verir. Buna şiirin kendisi de dâhildir.


Değil mi ki bu dünyadan giderken geriye bir hoş seda bırakmaktır maksudumuz, onu bile yanımızda getiremediğimize göre mülkiyet namına giderken götürmek için bizim diyebilecek hiçbir şey yoktur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?