Reklamı Kapat

Mülteciler ve misafirlik

Hafta sonu geniş ailemizle bir aradayken misafirlik-ev sahipliği-kiracılık hakkında yaptığımız sohbet sırasında 9 yaşındaki kızımız söze giriverdi.


“Baba biz zaten hepimiz misafir değil miydik bu dünyada” diye.
Evet, çocuk doğru söyledi el hak, misafiriz hepimiz bu dünyada ama gel sen bunu gerçek hayatta tatbik et bakalım değil mi?


Hem de çocuk bunu, tevafuk olacak ya, müstesna bir günde, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nde söyleyiverdi.
Malum, kendisini ev sahibi olarak görenler her yıl 20 Haziran’ı da diğer gariban misafirler için özel gün ilan ettiler sağ olsunlar.


Tabi çocuk nereden bilsin 20 Haziran’ın Dünya Mülteciler Günü olduğunu.
O, hesapsızca, samimi olarak döktü dilinden kelimeleri.
Halbuki daha birkaç saat önce yetişkinler olarak bir araya gelip tam da bunun tersini konuşmuştuk. Sosyal mesafe kurallarına riayet ederek (!) bizleri çay ikramına davet eden komşular ile sohbet ederken pandemi kurallarına uyma problemi yaşayan uyumsuz Suriyelileri yargılamış hatta bazı komşularımız “zaten normal zamanda da onları görünce gıcık olduklarını” söyleyerek içlerini dökmüştü bizlere.
Mülteci demek, göçmen demek büyük ölçüde istenmeyen insan demek aslında!


İçinde bulunduğumuz şu salgın sürecinde dahi bu durum geçerli. Salgının hep dışarıdan gelenler tarafından getirildiğine inanılır büyük ölçüde. Ev sahipleri, eğitimli-kültürlü zengin insanlar hastalık taşımaz ve bulaştırmazlar zira. Haşa ve kella!!!


Elde mültecinin salgın getirdiğini gösteren öyle bir veri olmasına da lüzum yoktur zaten. Hem olmasa ne olacak, biz zaten göçmeni-yabancı olanı her halükarda potansiyel tehlike olarak görmüyor muyuz?
Biz demek “sahiplenme” demektir. Sınırları “öteki”lere karşı kalın kırmızıçizgilerle çizmek demektir. Ama herkes kendi sınırında bu cakaya sahiptir.


Yaban ellere gidince dünün ev sahibi olur bugünün misafiri. Tabi kendini dünyanın ev sahibi sananlar ve diğerlerince de öyle sanılanlar müstesna.


Neye göre belirliyoruz kimin mülteci kimin ev sahibi olduğunu diye sorulacak olursa, cetvelle belirlediğimiz sınırların dışında kalanların tamamını “öteki” kabul ediyoruz.
Ama tabi bizim “ötekiler” var, bir de öteki “ötekiler” var.


Bizim ötekiler bize göre kabul edilebilir olanlar örneğin. Avrupa’dan gelenler, Türk soyundan olanlar… Bunun dışından gelenler ise “misafirliğin kısası makbuldür” diye sıklıkla uyarılarda bulunduğumuz, gitmediklerini görünce de “tafra” yaptıklarımız.
İyi de hangimiz ev sahibiyiz, hangimiz misafiriz?
Güçlü bensem o halde ben ev sahibiyim, o kadar (!) İstemeyenler buyursun gitsin, işte kapı orada!
Eh, bizim kız yanlış mı söyledi yani.
Henüz dünyanın kirinin farkında değil masum. Ama merak etmeyin, büyüyünce o da öğrenecek elbet düşmanlarımızı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?