Dil ve imkan

Dil, insanlar arasındaki ilişkinin temelini teşkil ediyor. Dil sadece iletişimi sağlamıyor aslında, zihin dünyasını da inşa eden bir özelliği var. O yüzden kullanılan dilin ifade biçimi, seçilen kelimelerin isabetliliği kadar muhteviyatı da önemli. Bunun için dil meselesine geniş bir boyuttan bakmamız gerekiyor.
Örnek verecek olursak terör ve İslam kavramları fail de olsa mağdur da olsa aynı sözcük içerisinde kavramsallaştırılmaktadır. “İslamcı terör” kavramı bizzat terörün kaynağını İslam olarak gösterirken “İslamofobik terör” kavramı da aslında Müslümanların mağdur olmasına karşın içinde İslam geçen kavramla ifade ediliyor. Böylece her iki durumda da İslam, terör kavramıyla anılmış oluyor. Bu durum İslam’ın zihinlerde olumsuz bir şekilde inşa edilmesiyle sonuçlanıyor.


Dilin gördüğümüz bu güçlü etkisini hayatın her anında muhatap olduğumuz siyasette de görmemiz kaçınılmazdır. Kullanılan siyaset dili siyasi mercilerin nasıl bir dünya arzuladıklarının bir göstergesidir. Mevcut siyasi yapı ikna üzerine kuruludur. Seçmen kitlesini ikna edebildiği sürece siyasilerin yönetimdeki gücü artar. Bu yüzden kullanılan dilin siyasetin etkinliği açısından önemi büyüktür.


Çok defa bu köşede siyasetin diline dair fikirlerimizi paylaştık. Kucaklayıcı olması gerektiği, her tenin, her rengin, her inancın kalbine samimiyetle dokunacak bir dil kullanılması gerektiğini çok defalar ifade etmeye çalıştık. Çünkü siyaset yapmadaki amaç, tek bir grubun, tek bir etnik kimliğin ya da tek bir dini inanışa sahip insanların mutluluğu ve refahı için olmamalıdır. Aynı toplumsallığı paylaşan tüm insanların ve hatta farklı coğrafyalardaki insanların da mutluluğunu ve refahını gözeten bir amacın siyasete hâkim olması gerekiyor.


Bu amaca dönük siyasi kurgu dile kıvamını vermelidir. Bu kıvam hamasetten, önyargıdan, düşmanlıktan, aşağılayıcı, kavgacı ve çatışmacı üsluptan uzak bir şekilde oluşmalıdır. Yarınlara umutla bakabileceğimiz siyaset dili sevgiyi, şefkati, merhameti esas alan bir içerikle kurulmalıdır. Çünkü siyasiler, kitleleri ikna edebilmeleri için onlarla iletişimini açık tutması gerekiyor. Kitlelerin korku üzerinden ikna edilmesi mümkün değildir. Sadece bir süre korkudan dolayı bir merkeze sığınma hissi doğabilir ama bu da sürdürülebilir bir destek değildir.


Bu anlattıklarımızdan yola çıkarak çok kurumlu ve her alana müdahil olmak isteyen bir davanın mensubu, siyasi dilini kendi mücadele alanının dışına taşırmalıdır. Hem insanlara ulaşma hem de davasının amacını gerçekleştirme noktasında kullanacağı siyasi dilin kapsayıcılığı önemlidir. Bu yüzden kurulan cümleler, atılan nutuklar, verilen sözler, yazılan metinler bu çerçevede değerlendirilmeli ve kullanılan dilin sınırları da olabildiğince genişletilmelidir.


Bir coğrafyada yaşayan insanların ten renkleri farklı olabilir, duygusal renkleri farklı olabilir veya düşünsel renkleri farklı olabilir ama her insanın müşterek arzusu yaşadığı coğrafyada mutlu, güvenli ve refah içerisinde olmaktır. Siyasiler bu müşterek isteklerin kendi programlarıyla karşılanabileceğine halkı ikna etmesi gerekiyor. O yüzden söylenen her söz, muhataplarının aklına ve kalbine nüfuz etmek zorundadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?