Reklamı Kapat

Beşir Fuad’dan, Nurtaç Canan’a…

Son yıllarda ne kadar fazlalaştı kadın cinayetleri.
Nurtaç’ın başına gelenler korku filmini de aştı.
Kocası tarafından defalarca kurşunlanan Nurtaç; kendi kanıyla, "Annem babam beni Ragıp vurdu, hakkınızı helal edin. Üzülmeyin" yazdı.


Vahşi koca ise karısının banka kartını ve cüzdanını alarak kaçtı.
Kendi kanıyla öleceğini yazan kadını, oğlu kurtardı. Nurtaç artık yürüyemiyor, bacaklarını kıpırdatamıyor.
Kocası ona evlilikleri boyunca şiddet uyguladı. Kafasında kavanoz kırdı. Yumruk atıp burnunu kırdı. Kaynar çayla yaktı. Şiddet mağduru kadın korkusundan şikâyetçi olamadı. Her seferinde ailesinin yanına kaçtı. Kocası akrabaları araya sokarak eşini ikna edip her defasında eve geri getirdi. “Ayrılmak istiyorum” dediğinde kocası, ocaktan aldığı çaydanlığı üzerine attı. Kadının boynu ve kolu yandı. Korkudan yine şikâyetçi olamadı.


Son olayda eşi, belden aşağısına defalarca kurşun sıktı.
Hastaneye kaldırılan Nurtaç'a bacağının kesilebileceği söylendi. Ameliyat başarılı geçti, bacakları kesilmekten kurtuldu. Fakat artık yürüyememekte, bacaklarını kıpırdatamamakta.
Kadına şiddet haberleri yayıldıkça, vakalar artmakta.
Bu şiddet olayı, İstanbul’ da intihar salgını çıkaran Beşir Fuad’ı anımsatmakta.
Canına kıyan Beşir Fuad’dan sonra intiharlar artınca, o günün gazetelerine intihar haberlerini yazmama yasağı getirildi.


Beşir Fuad, felsefî olarak materyalizm ve pozitivizmi kendisine gömlek edinmiş, romantizm akımından etkilenen Tanzimat aydınlarını hafife almış, realizm özellikle natüralizmi benimsemiş bir aydın.
Emile Zola hayranı, Fransızca, İngilizce, Almancayı çok iyi yazıp konuşan Osmanlı aydını.
Fakat eserleri ile anılması gerekirken korkunç bir hikâye gelip Beşir Fuad’ın hayatını silip süpürür.
Henüz 35 yaşında iken intiharı seçmiş, ölüm esnasında duygularını kaleme almış bunda yine bilimsel gerçekliğe katkı yapabilme amacı gütmüştür.


Beşir Fuad, İstanbul’da doğar, babası görevi dolayısıyla bulunduğu Suriye’de onu Cizvit Okulu’na verir. Harbiye’yi bitirir, Abdülaziz’in yaveri olur. Rus Savaşı’nda subaydır. Askerliği bırakıp düşünce dünyasına sığınır, eserler verir. Eleştirel biyografi, Victor Hugo’yu kaleme alır. Romantiklerden, şairlerden, şiirden, hayalcilerden pek haz etmez. O hakikatçidir.


Fakat özel hayatı sorunludur, evliliği iyi gitmemektedir. Ne eşi ile mutludur ne Fransız metresiyle. İçkiye sığınmış, ölüm duygusuyla baş edememektedir, çocuğunu kaybetmesi, annesinin ruhsal hastalıkla vefatı, kendisini delirerek ölme korkusuna düşürmüştür.
Ölümü, bilimsel bir deney olarak yaşamak istemiş, bileklerindeki kanla mektup yazmış, insanlara ölümle ilgili gerçek bilgi bırakmak istemiştir.


Cesedini Tıbbiye’ye bağışlar fakat aile onu mezarlığa gömer sonra mezarı da kaybolur.
Fakat intiharı tanımayan Osmanlı toplumu, bu olayla derinden sarsılır, basın devamlı bu olayı haber yapar, intihar olayları bir anda salgın gibi patlak verir.
Hükümet çok yerinde bir karar alıp basının intihar haberlerine sansür getirir.
Bugün kadına şiddet haberlerine de kısıtlama getirilmeli.
Bir salgına dönüşmüş şiddet olayları, belki bu şekilde bitirilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?