Reklamı Kapat

Ajansların yalanı yatsıya kadar da yanmaz

Haber ajansları Kudüs’te meydana gelen bir olayı aktarırken, “Filistinli teröristlerle İsrail askerleri…” diye haber yapsa da özellikle dünyanın bütün siyasileri ile strateji uzmanları ve tarih öğretmenleri, İsrail işgal devletinin yetmiş yıllık bir tarihi olduğunu, her Siyonist Yahudi’nin evinin bir Filistinliye ait olduğunu, mal sahibini öldürüp evine yerleştiğini bilir.

Batılı üniversitelerde okuyan Batılı öğrenciler de Filistinli öğrenci ile Siyonist öğrenci arasındaki insanlık farkının yer ile gök arası kadar olduğunu görürler ve iç dünyalarında haber ajanslarına inanmazlar.

1965 yılından itibaren Türkiye’den işçi sevkiyatıyla beraber Avrupa sosyetesinin de evlerine “banyo” diye bir şeyin girdiği ve insanların o banyoda temizlendiği bilgisi ulaştı.

1965 ile 1985 yılları arasında Avrupa’da işçi olan yakınlarınıza soruverin, ilk kiraladığı evde banyo var mıymış?

Ben birkaç defa yazdım, Cenevre’ye daha yakın olan Fransız şehrinde iki katlı eski bir evin üst katında kırk yaşlarında patron ve hanımı kalırken, alt katta dört Türk arkadaş beraber kalıyorduk ve iki katta da banyo yoktu.

Biz, genç olmamız nedeniyle her gün fabrika yavrusu işyerinin banyosunda cünüplüğümüzü çıkarırdık. Patron ve eşi de fabrikadaki banyoya arada bir girerlerdi.

Patron da, eşi de, patronun kız kardeşi de bizim her gün yıkanmalarımıza şaşardı.

Şimdi Fransız ajanslarında ve gazetelerinde, “Müslümanlar çok pistir” haberine bu patronla yakınları inanır mı?

Semirmek için sömürmek gerek mantığıyla yetişen siyasilerin Ortadoğu’yu ateşe vermeleri nedeniyle Avrupa kapılarına dayanan mültecilerin, çamurlu yollarda, zor şartlarda da abdest alıp namaz kılmaları, Avrupalıların ufuklarında siyasiler tarafından gerilen perdeleri parçalar.

Temizliğin, şartlarla da alakası vardır.

Namazını kılan mülteci kadın, çamurlu yolda en zor şartlarda günde beş defa ellerini ve yüzünü yıkadığı halde, Paris’te en iyi şartlarda kuaföründe makyajını yaptırdıktan sonra arada bir makyaj tazeleyen kadından daha temiz olduğunu görür.

İkisinin yüzünün fotoğrafını çekerlerse mülteci kadının fotoğrafı sönük görünse de, her ikisinin yüzünü laboratuarda incelerlerse mülteci kadın temiz çıkar.

Koronavirüs medeniyle bütün dünya basınında, Birleşmiş Milletler belgelerinde namaz kılan Müslümanların günde beş vakitte ellerini ve yüzlerini yıkadıkları gündeme geliverdi.

İngilizlerin Winston Churchill’in (Çörçil) (1874-24 Ocak 1965) hayatını yazan en yakınından biri, “Kraliyet sarayına gitme zorunluluğu olmasa bir yıl boyu yıkanmadan durabilirdi, ancak kraliyet sarayına giderken kokmamak için yıkanırdı” demiş.

Müslümanlar ise her Cuma günü, “Sünnettir” diye yıkanırken, her cinsel ilişkiden sonra da yıkanmak farzdır.

Bütün bunları bilen Batılılar, “Müslümanlar pistir” haberine nasıl inansınlar.

“Ama siyasileri bunları bildiği halde kötü propagandaları yayıyorlar” diyenler de doğru söylüyorlar.

1965’ten bu yana bir tek Türk, din değiştirerek Hıristiyan olmadı ama bütün Avrupa’nın tamamında evlilik nedeniyle Müslüman olanların dışında gönülden inanarak Müslüman olanların sayısı bir milyonu aştı.

Hollanda'da, bir dönem aşırı sağcı özgürlük partisinde milletvekilliği yapan Joram Van Klaveren, İslam karşıtı kitap yazarken Müslüman olmuş.

İşte Avrupa ve diğer bütün gayrimüslim siyasiler, halklarının toplu halde Müslüman olmasından endişe ediyorlar.

“Müslümanlar teröristtir” diyenler ve eylemlerini gösterenler, terörist dediklerinin ellerindeki silahın kendilerine ait olduğunu, cebinden çıkan paranın da onlar tarafından koyulduğunu biliyorlar.

Onun için biz, Rabbimizin:

“Şüphesiz ‘Rabbimiz Allah’ dedikten sonra, dosdoğru olanlara korku yoktur, onlar üzülmezler de” (Ahkaf süresi ayet 46/13, Fussılet 41/30) ayetine uyarak önce Kur’an ve sünnetin tarif ettiği imanımıza sımsıkı sarılacağız.

Hatta namusumuzu korurken, kasamızı korurken sarıldığımızdan daha fazla sarılacağız, çünkü namusun, şerefi, izzeti, iffeti biz iman ettiğimiz Kur’an-ı Kerim’den öğreniyoruz ve nasıl yaşanacağı konusunda Sevgili Peygamberimizin sünnetini esas alıyoruz.

Bu ikisine uygun olarak da dosdoğru olacağız.

Ticaretimiz, siyasetimiz, eğitimimiz, akrabalığımız, komşuluğumuz, hürmetimiz, saygımız, sevgimiz, kardeşliğimiz 365 gün 24 saat, evlerde, dairelerde, kışlalarda, karakollarda, üniversitelerde, mecliste ve meydanlarda, hayatımızın delili, kılavuzu, rehberi, pusulası, İslam olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?