Reklamı Kapat

Mutluluk yolu -1-

Selam yurdu cennetten “meşakkat/sıkıntılar” yurdu yeryüzüne sınav hikmeti gereği (Mülk/2, İnsan/2) indirilmişiz. Mutlu/rahat yaşamak arzusu içindeyiz.
Gam yüklü dünya yurdunda mutluluk/huzur definelerini arar dururuz. Evlatta, servette, eşte, makamda, sarayda, şöhrette... Bunlara sahip olsak da yine bulamayız. Bulamıyoruz... Yanlış adreslerde aramak boşuna...


Ruhlar âleminde Rabbimizle yaptığımız kulluk sözleşmemizle (Araf/172) yeryüzünde zorunlu bir konaklamaya/yolculuğa çıktığımız, yolculuğumuzun sonunda Rabbimize döndürüleceğimiz, kaderimiz. Dünyaya indirildikten sonra dünyada güzel bir yolculuk/hayat için gerekli mesajlar da verildi. Güzel/mutlu bir hayatın talimatnamesi ihsan edildi. Bize ulaştırılacak mesajlara/hidayetçilere uyduğumuzda hem sapmayacağımız hem de mutlu olacağımız (Taha/123); mesajdan yüz çevirdiğimizde saparak mutsuz olacağımız, büyük sıkıntılar yaşayacağımız bildirildi (Taha/124).


Buraya gelişimizin nedenlerini, yolculuğumuzu, misafirliğimizi, ahdimizi unuttuk. Bunları bize hatırlatmak, bizi uyarmak için Rabbimiz mektuplarını/kitaplarını/mesajlarını seçtiği elçileriyle lutfen bildirdi.
Son kitabı Kur’an-ı Kerim’le son elçisiyle dinini/nimetini tamamladı. Zikrini tamamladı. Ve bize kitabında sürekli kendi hak/doğru yolundan düşmanımız şeytana uyarak sapmamamız, yoksa hem dünyada hem de ahirette hüsrana uğrayacağımız hususunda uyarısını yaptırdı. Rahman ve Elçisi (S.A.V.) tüm insanları ancak/sadece Allah’ın yoluna (İslam) çağırıyor, şeytan da “doğru yolun üstünde oturarak” bizi batıl yollara (İslam’ın dışındaki tüm din, düzen ve yollara, haramlara, şirke, ateşe) çağırıyor. Yani tevhidimizin “la”sına çağırıyor. Batıl, tüm çeşitleriyle “la” kapsamındadır. Tevhidimiz de batılın tüm çeşitleriyle reddini gerektiriyor.


Ya Rahman’a ya da şeytana/tağutlara uymaya/kulluğa/itaate çağrılıyoruz. İslam’ın dışındaki tüm yollar batıl olup, cehenneme çağrıdır. İslam ise bizi cennete götürecek tek/hak/gerçek/doğru yoldur.
Huzur/mutluluk “tarik-i müstakim” (İslam) de: İstikamet; inançta, bilgide, eylem, söylem ve ahlakımızda doğru olmamızı gerektiriyor. Adalet, merhamet, doğruluk, refah, kardeşlik, paylaşmak, ilim, hikmet üstün ahkâm, güzel ahlak dolayısıyla tüm mutluluk adresi sadece onda... Öteki yolların tümü şirk, batıl, sapkın ve zulümdür, mutsuzluktur. Şeytanın batıl yollara davetine karşı, “Nereye gidiyorsunuz” (Tekvir/26), “Ben size demedim mi şeytana tapmayın, o sizin düşmanınızdır. Bana kulluk edin. Doğru yol budur demedim mi?” (Yasin/60-61), “Benim doğru yolumdan başka yollara sapmayın” (En’am/153).
Tevhidimizin, ahdimizin, fatihamızın gereği de zaten bu değil mi?


Nisa/69’da: “Allah’a ve Resulüne itaat edenlerin, kendilerine nimet verilen nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber olacağı, onların arkadaşlığının güzelliği...” vurgulanır.
Beled/27-30: “Ey huzura eren nefis! Hoşnut etmiş ve hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön! Haydi (iyi) kullarımın içine katıl ve cennetime gir! (denilir.)”
Yasin/4: “...(Sen) Dosdoğru bir yoldasın...”
Cuma/10: “Allah’ı çok zikredin ki, kurtulasınız.”
Fussilet/30’da, “İman edip, istikamette olanlara müjdeler” vaat ediliyor.
Nahl/112’de, Güven, huzur ve refah nimetlerin şükürle mümkün olduğu, nankörlük halinde açlık ve korku ile azap tattırıldığı vurgulanıyor.


Nahl/97’de, “İman edip, salih amellerde bulunan erkek ve kadınlara dünyada da güzel bir hayat vaadi” var.
Asr Suresi hüsrandan kurtulmamızın formülünü veriyor: İman+salih amel+hakkı ve sabrı tavsiye.
İsra/9’da, “Kur’an’ın en doğru yola ileteceği...” bildirilir.
İslamsız saadet olmaz. İslam insanlara dünyada da saadet yollarını gösterir.
İslami hükümler beş değerin korunmasını sağlar. Olmadan huzur olmaz.
Dünya rağbetimiz, hırs, haset mutluluğumuza engellerdendir. Huzurun yeri kalptir. “Doğrusu, hem arınan, hem de Rabbinin adını anıp, namaz kılan mutluluğa kurtuluşa ermiştir” (A’la/14-15).
“Nefsini arındıran muhakkak kurtulur” (Şems/9).


“İyi bilin ki kalpler ancak Allah-u Teala’yı anmakla huzura kavuşur.” (Rad/28). Allah-u Teala’nın iradesine, rızasına uygun/Müslüman’ca yaşamaksızın huzur bulunamaz.
İslam’ın dışındaki yollarda huzur da adalet de barış da mümkün olamaz.
Beden ülkemizde/kalbimizde adalet yoksa huzur da yoktur. Hem kalbimizde hem de toplumda adalet olmadan huzur olmaz. Huzur yolunu da, mutsuzluk yollarını da seçebilmek özgürlüğümüz var. Sapkınlıklar, mutsuzluk getirir.


Tevhidimiz; öteki tüm batıl din, düzen ve yolların reddini gerektirmektedir.
Günde 5 vakit namazla Fatiha’da ilk duamız/dileğimiz Rabbimizin “tarik-i müstakim”i, hidayet değil midir? Sonra da aykırı yollardan bizi koruması.


Kitabın anası/özü Fatiha’yı bu nedenlerle günde beş vakitte kırk kez okutuyor bize Rabbimiz... Buna ihtiyacımız var. İstikamette olmak, devamlılık kolay değil. Her an ayaklarımız kayabiliyor. İslam’dan başka yollar batıl, yanlış bilgisi ve şuuru tekrarlanıyor... Fatiha’daki tevhidimizi hatırlıyor, yeniliyoruz da... Kullukta, saadette tek adres var: İslam, “tarik-i müstakim”… Ötekilerse batıl tüm çeşitleriyle... Bu nedenle onlarda mutluluk olmaz...


Özetle Fatiha’da, yollar çok. Doğrusu/hak ve düzgün olanı “tarik i müstakim”; öteki tüm yollar batıl/sapkınlık/şirk/zulümdür. Mutluluk sağlayamazlar. “Huzur, refah, güven” de ancak doğru yolda/şükürde olmamızla mümkün. (Nahl/112).


Akıl ve istikamet iki büyük nimet. Akıl, istikameti görür, seçer ve sebatla sahibini saadete/mutluluğa ulaştırır. Hem dünyada hem de ahirette. İstikamet öyle bir nimet ki tüm dünyevi ve uhrevi güzellikleri/nimetleri kapsıyor. Akıl, vahye tabi olursa sahibini felaha götürür; şayet nefse/şeytana tabi olursa hüsrana götürür.


Biricik Hak, doğru, gerçek, ilahi, halis, evrensel, ekmel din; Allah-u Teala’nın biz insanlara dünyada güzel bir hayat için teklif ve tavsiye ettiği eşsiz, benzersiz, kusursuz, yanlışsız, çelişkisiz, eksiksiz, korunmuş, muhkem din İslam’dır.


İslam; Hak (din), “tarik-i müstakim” (dosdoğru yol), “ilahi nizam” (düzen), “şeriat”, “güzel hayat tarzı”, “tevhit”, “adalet”, “istikamet” kavramlarıyla tanımlanmaktadır ve adlandırılmaktadır.


Allah-u Teala zatında, sıfatlarında, isimlerinde, hükümlerinde, fiillerinde, eserlerinde nasıl ki tek, eşsiz ve benzersizdir. Dini, yolu, nizamı, hukuku da öylece özgün, eşsiz, üstün, benzersizdir.
Adalet, barış, güvenlik, refah, huzur ve mutluluğun tek adresi İslam’dır vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?