Reklamı Kapat

Gece yarısı gelen ‘Saadet’ telefonu!

Mustafa Kaya…
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı…

Gece yarısı telefonu çaldı…

Arayan Muhammed Ali Uğur’du.

Muhammed Ali Uğur ortaokul öğrencisi.

Neredeyse 30 yıldır Milli Görüş’ün farklı kademelerinde farklı görevler üstlenen, Milli Görüş sevdalısı Abdullah Uğur’un oğlu…

Peki, o saatte, gece yarısı ne istiyordu, sevgili Muhammed Ali Uğur?

Mustafa Bey anlatıyor;

“Muhammed Ali Uğur bana dedi ki, ‘Mustafa amca, Genel Merkez binamız için harçlıklarımı biriktirdim. Size teslim etmek istiyorum. Evimizin önüne gelir misin? Ben de, ‘Hay hay gelirim!’ dedim. Ve gittim. Bu korona günlerinde Muhammed Ali Uğur’u kucaklamamak, alnından öpmemek için kendimi zor tuttum ama tuttum. Babasına da bu kareyi çekmek kaldı…”

Mustafa Kaya, gece yarısı kendisine gelen telefonun ayrıntılarını bu şekilde anlattı.

***
Hep diyorlar ya, hani! Bu kadar, dünya çapında icraatlar, faaliyetler yapan ve Yeni Bir Dünya için çaba gösteren Milli Görüş’ün günümüzde tek temsilcisi olan Saadet Partisi, parayı nereden buluyor? Bu değirmenin suyu nereden geliyor, diye!

İşte açıklıyorum, bu değirmenin suyu, sevgili Muhammed Ali Uğur’ların cep harçlıkları ile biriktirdikleri küçük ama değerli bağışlarından geliyor.

***
Bu bağlamda bir çarpıcı anekdot daha…

Sabah makamına geldiğinde her zaman yaptığı gibi gazetelerin manşetlerine şöyle bir göz gezdirmek istedi.

Gündeme ilişkin notlara bakmak ve toplantılar için hazırlanıyordu ki masasının üzerine konulan iki zarf dikkatini çekti.

Ne olabilirdi ki? Merakla açtı zarfları…

Parti teşkilatlarından birinin öneri ve teklifleri miydi, acaba? Önemli bir davet mektubu muydu?

Ya da bir vatandaştan gelen mektup muydu; zira bu türden mektupların da titizlikle okunması ve cevap verilmesi gerektiğini her seferinde parti kurmaylarına sıkı sıkı tembihliyordu…

Ancak bunların hiçbiri değildi! Zarfların her birinden 5’er TL çıktı. İki adet kâğıt beş lira…

Bir an şaşırdı; neyi ifade ediyordu, hangi anlamı taşıyordu, iki adet kâğıt beş lira?

“Harçlıklarımızdan biriktirdiğimiz 5’er TL’yi çalışmalarınızda kullanmak üzere size gönderiyoruz…” notunu okuduğunda gözleri doldu.

Mesele anlaşılmıştı; iki öğrenci, ebeveynlerinin kendilerine verdiği harçlığın tümünü harcamamış, her biri kalan 5 TL’yi, bir zarfa koyarak bu kutsal yolculukta kullanılmak üzere yetkililere teslimini arzulamıştı.

***
Son derece duygulanmıştı, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu…

Bugüne kadar devletin çeşitli kademelerinde önemli görevler üstlenmiş, en zor dönemde memleketi Sivas’ta belediye başkanlığı yapmış ve yıllarca Milli Görüş partilerinde çeşitli kademelerde kritik vazife ve sorumluluk almıştı…

Ama böylesi ilk kez başına geliyordu…

***
Bu satırları okuduktan sonra hemen aklınıza gelen ilk soruyu isterseniz sizin yerinize ben sorayım;

-Peki, kimdi bu öğrenciler? 5 TL’yi bir zarfa koyarak, Milli Görüş yolunda sarf edilmesini dileyen bu minikler kimlerdi?

Temel Bey, bu sorunun cevabını şu cümlelerle anlattı: “Bu iki yavrumuz, Saadet Partisi ilçe başkanının çocukları… O çocuk yaşta böyle bir incelik düşünmüşler ve harçlıklarından artırdıkları 5’er TL’yi bize teslim ettiler. Bu tutum, bizleri ziyadesiyle memnun etti ve son derece duygulandırdı. Bu ilçe başkanımızı ve ailesini tebrik ediyorum ve ‘iyi ki varsınız’ diyorum…”

***
Bu değirmenin suyu nereden geliyor, diye soranlara küçük bir hatırlatma daha yapayım istedim…

ÖZAL ARAYINCA BAKIN NE YAPTI!

Bir önceki yazımda, TRT eski Genel Müdürlerinden Cem Duna’nın anılarını yazdım…

Çok sayıda mesaj geldi.

Bir de ilginç anekdot yolladı, okurlarım. Anekdot şöyle;

“Cem Duna TRT Genel Müdürü'ydü. Bir genelge yayınladı, "Öztürkçe kelimeler" kullanılmasını istedi.

ANAP Genel Sekreteri Mustafa Taşar da "tepki gösterdi".

Ve bir ara ölçüyü kaçırıp "Dana mı, Duna mı" diye başlayan bir demeç verdi.

Ortalık karıştı.

Başbakan Özal, Mustafa Taşar'ı aradı:

-Bu nasıl söz kardeşim?

-Efendim ben "dana" demedim... "Dânâ" dedim... A'nın üzerinde inceltme işareti var... Farsça... Bilgili demek... Medya benim demecimi saptırmış.

-Ben anlamam kardeşim... Derhal tekzip edeceksin, özür dileyeceksin!

Gazetelerde ertesi gün Taşar'ın "özür"ü yayınlandı:

“Bütün danalardan özür dilerim!”

***
Küçük bir araştırma yaptım; anekdot, siyasi kulisleri iyi koklayan ve aktaran, Sabah yazarı Yavuz Donat’ın köşesinde yıllar önce (2006) yayınlanmıştı…

MESAJ PANOSU

Selamünaleyküm Adnan Bey;

Öncelikle her iki yazınızda çok faydalı idi, yazılarınız için teşekkür ediyorum. Şu notlarımı da iletmek istiyorum;

1) Köylerde artık kerpiç ev de kalmadı ne yazık ki! Beton imparatorluğu köylere kadar ulaştı. Köylerde çoğunlukla 2-3 katlı evler yapılıyor artık. Yatay mimari yerine dikey mimari köylerimize kadar ulaştı.

2) Bu bayram sokağa çıkma yasağı olduğu için çocuklar da dolaşmadı.

Velhasılıkelam, zaten koronadan önce de tüm değerlerimizi, biraz daha kazanalım daha fazla kârlı iş yapalım diyerek, televizyonlara ve dijital mecralara kitlenerek bireyselleşip kaybettiğimizden ve bunun üzerine de sokağa çıkma yasağı uygulaması yapılmasından dolayı buruk ve bayram tadında olmayan geçmiş bayramlarımıza bir fazlasını daha eklemiş olduk.

Selam ve dua ile... (İBRAHİM GÜN, Anadolu Gençlik Derneği Burdur Şubesi Başkanı)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?