Futbol sadece futboldur!

Tüm dünyayı etkisi altına alan ve henüz net bir çaresi bulunamayan koronavirüs salgını günlerinde Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Sağlık Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Bilim Kurulu tüm riskleri alarak tüm ligleri oynatma kararı verdi. Ve gün geldi bazı Avrupa ligleriyle birlikte Süper Lig de start aldı. Aldı almasına da, futboldan ziyade diğer konular gündeme damgasını vurdu.
Zaten ligler başlamadan bir hafta önce TFF Başkanı Nihat Özdemir ile Fenerbahçe arasında Özdemir’in talihsiz ve gereksiz açıklaması nedeniyle ipler gerildi. Fenerbahçe Kulübü haliyle kendini savunan açıklamalarda bulundu.

Trabzonspor için UEFA’dan men cezası geldi. CAS’a başvuru yapıldı. Sonuç merakla bekleniyor.
Madem maçlar seyircisiz oynanacaktı, o günlerde de bu tedbirler Süper Lig için alınıp maçlar futbolcular istim üzerindeyken tamamlanırdı. Ayrıca herkese test yapılacağından pozitif çıkan kişiler erkenden belirlenir ve önlemler daha erken alınırdı.

TFF “Futbola Dönüş Protokolü”nde, protokollerin test yaptırması gerektiği maddesinin olmadığı gözlendi.
Maçlara gelince aşağı yukarı hemen tüm sonuçlar beklendiği gibi gerçekleşti. Seyircisiz maçların en avantajlı takımları Başakşehir ve Sivasspor olacağı aşikârdı. Trabzonspor güçlü kadrosu, azimli ve istekli teknik direktörü liderliğinde kaldığı yerden devam ettiğini net gösterdi. Başakşehir de keza öyle idi. Alanya gibi ligin flaş takımını çok rahat geçti. Fenerbahçe beklenen futbolu ortaya koymasa da tecrübeli ayaklarıyla gerekli skoru tabelaya yazdırdı.

Beşiktaş ve Galatasaray mağlubiyet ile başladı. Bir ağabeymiz, “Galatasaray karantina günlerinde bol bol pizza yemiş anlaşılan” diye ufak yollu gönderme yaptı. Çaykur Rizespor kümede kalmak, Galatasaray ise şampiyon olmak için sahadaydı. Kümede kalmak isteyen daha arzulu, daha sert oynayınca galibiyet ve puanlar o takıma gitti. Puan kaybından çok Muslera’nın ayağının kırılması taraflı-tarafsız herkesi üzdü. Biz de bir kez daha buradan geçmiş olsun diyelim. Ve en kısa zamanda sahalara dönmesi için dua edelim.
Öte yandan, Rizespor yenilse de yense de kulüp başkanının Galatasaray maç sonu demeçleri daha çok konuşuluyor. Bu kez de Galatasaray’dan geçen sezondan alacaklı olduklarını ve Allah’ın sopası yok, ilahi adalet tecelli etti gibi konuşmalar yaptı. Ve ayrıca Başakşehir ile Trabzonspor’a şampiyonluk yolunda başarılar diledi. Geçtiğimiz sezon “silahım olsa hakemi vururdum” diyen zat-ı muhterem, kendi kulübüne hakem kararları avantaja dönüştüğünde hak yerini buldu diyerek geçen sezonun hesabını kesiyor. Başakşehir ve Trabzonspor’a başarılar dilemesi de bence geçen sezonun hesabıdır. Çünkü başarılar dilerken Sivasspor’u unutmuştur. Ve siyasi olarak Yiğidolar’dan bir beklentisi de yoktur. Bir kulüp başkanı, federasyonlarda başkanlık düzeyinde yer alabilir mi? Bu spor içinde etik bir davranış mıdır? Sporun fair play (dürüst oyun) ya da futbolun play fair (dürüst oyna) sloganlarına ne kadar uyumludur? Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bu tip etik olmayan ikinci, üçüncü ve hatta dördüncü titri olan kişilerle ilgili bir çalışma yapması gerekir. Bu uzun konudur. Sadece bu konuyla ilgili sonrasında yazılarım olacak. Özellikle Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ayağına 124 yılda bir gelebilecek fırsat gelmiştir! (Çok yakında.)

Beşiktaş hiç anlam veremediğim bir krizin içinde cebelleşiyor. Bu sorun branşlarına da yansıyor. Seyircisiz oynamak 3 büyükler için dezavantajdır. Çünkü rakipleri ve zaman zaman maçın hakemini 12. adamın gücüyle baskı altına alıp maçı kazanmaları daha rahat oluyor. Bence asıl sıkıntı da buradan kaynaklanıyor. 3 büyükler pandemi maçlarına hazırlanırken bu duruma göre çalışmalarını yapmalıdır. Taktiksel değişikliklere gitmelidir. Bir de özverili oynayacak, krampona kafa uzatacak (tıpkı Muslera gibi), futbolu futbol gibi oynayacak, mahalle arasında oynadığı gibi keyif alacak futbolcularına yer vermelidirler.
Hani diyorlar ya “futbol sadece futbol değildir” diye. Aslında “futbol sadece futboldur”. Bunun başka izahı yoktur. Bu pandemi günlerinde bu duygu, bu ruh daha iyi anlaşılmıştır. Yeter ki bazı siyasi ve ekonomik hareketlerle futbolu ve de sporu kirletmeyelim. Kirlenmesine de izin vermeyelim.

NOT: TFF Başkanı Nihat Özdemir, Mehmet Ali Aydınlar Sendromu, Malatyaspor ise Sarıyer Sendromu yaşamaya devam ediyor. Bir önceki yazılarımı takip edenler durumu net anlayacaklardır.
Seremonide ve maç sonu röportajlarında fiziksel mesafeyi koruyanlar, maç içinde kıran kırana mücadele veriyorlar. Anlam veremedim. Kafama takıldı da hani!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?