Reklamı Kapat

Ya korona ya ekonomi

Başlangıçta Sağlık Bakanlığımızın ve sağlık çalışanlarının fedakârane çalışmaları ve alınan tedbirlerin uygulanmasıyla korona ile mücadelede önemli merhale kat edilmiş, bunun yanında dünya ülkelerine bakıldığında da çok iyi noktadayız denilmişti ve bunda da haklılık payı çoktu. Lakin bu kez iş tersine döndü. Bilim Kurulu ile Sağlık Bakanlığı’nın öngörülerine ve tavsiyelerinin tersine hükümetin ekonomik kaygılarla almış olduğu kararlar neticesinde, ikinci dalga korona tehlikesi toplumu huzursuz ve tedirgin etmektedir. Evet, belki ekonominin kötüye gitmesini önlemek ve toparlamak açısından kendilerince haklı olabilirler. Çünkü başka seçenekleri kalmadı. Ya korona ya ekonomi... Yani millete “sizi ya korona öldürecek ya da ekonomik krizin getirdiği açlık ve sefalet” diyorlar. Bundan ötürüdür ki, Bilim Kurulu ile sürekli tezat içinde görülüyorlar. Yalnız iktidar da öyle bir anlayış var ki, işler kötü gittiğinde “ben nerde hata yaptım?” özeleştirisine asla yanaşmıyorlar. Çünkü mayalarında bu yok. Bahaneleri zaten dünden hazır. “Dış mihraklar, muhalefet ve hainler” diyerek işin içinden sıyrılma yöntemleriyle suni gündemler oluşturarak toplumun dikkatini bu yöne sevk edip asıl meseleden uzaklaştırmaya çabalıyorlar...

Diğer bir taraftan da toplumun inanç değerlerine vurgu yapmayı da ihmal etmiyorlar. “İslam iktisadı, krizden çıkışın anahtarıdır” amenna, çok doğru bir hakikat... Bu tür konuşmalarınızı dinlediğimiz zaman alkışlayasımız geliyor. Lakin yaptıklarınıza baktığımızda maalesef nevrimiz tersine dönüyor. İslam iktisadı milyonlarca işsiz ve yine milyonlarca yoksul varken; bir kişiye dört iş ve liyakat gözetmeden, makam, mevki ve ulufe dağıtmak... Bu, İslam iktisadının neresinde? Eğer özünüze dönerseniz göreceksiniz ki, İslam iktisadı Milli Görüş’ün getirdiği adil düzende, 54. Hükümet’in Başbakanı merhum Erbakan Hocamızın uyguladığı havuz sisteminde, gelir dağılımındaki adalette, dar gelirlileri ve yoksulları gözetmededir. IMF’nin dayattığı kapitalist sistemi 18 yıldır terk etmeyeceksiniz, sonra da çıkıp İslam ekonomisinden bahsedeceksiniz. Bir gün de söylediğinizin tersini ya da yaptığınızın tersini söylemediğinize şahit olursak, o zaman ne kadar bahtiyar olacağımızı tahmin edemezsiniz.
Konuştuklarınızla yaptıklarınızın tezat teşkil ettiği konulardan biri de eski Milli Güreşçi Hamza Yerlikaya’nın Vakıfbank Yönetim Kurulu’na getirilmesi... Bu, tam da iktidardan beklenen bir şey. Yandaş kayırma furyasının devamı...

Ya Sayın Yerlikaya’ya ne demeli? Bunu kabul ederek, toplum vicdanında kabul görmediğini idrak edemedi mi acaba? Avrupa, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu olup, bayrağımızı gönlere çekip İstiklal Marşı’nı okuturken ulus olarak herkesin gönlünde taht kurmuş ve “asrın güreşçisi” olarak herkesi gururlandırmıştı. Tüyü bitmemiş yetimlerin hakkının olduğunu düşünmeden verilen ulufeyi kabul ederek, insanların gönlünde oturduğunuz tahtı bir anda yıkıp, yerle yeksan ettiniz. Bazen para, mevki, makam her şey demek değildir. Umarız ki bu acı tecrübeyle bunu fark etmiş olursunuz. Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli. Yarın kimin ne olacağını hiç kimse bilemez. Rabbim bizleri geleceği gören kullarından eylesin. (Âmin.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?