Reklamı Kapat

Moral

Daha 3-4 ay öncesine kadar dünyanın gündeminde sadece bir “dış haber” olarak yer kaplayan, ancak gün geçtikçe bütün gündemleri teker teker zapteden küresel salgın, bütün dünyanın ayarlarını bozdu. Halihazırda ABD-Çin ticaret savaşları yüzünden teyakkuzda olan ve muhtemel bir resesyonun kıyısında gezdiği söylenen küresel ekonomi, bu küresel musibetle birlikte tepe taklak oluverdi. Koca koca ekonomiler için büyük oranlarda daralmalar bekleniyor haliyle.

Türkiye de, son birkaç yıldır içinde bulunduğu “ekonomik krizden öte bir sıkıntı” veya “bir tür buhran”ın içindeyken bu küresel salgına yakalandı. Hiçbir sıkıntı olmasa bile birlikte çalışılan ülkelerin zora düşmesi nedeniyle tökezlemenin kuvvetle muhtemel olduğu bir duruma, ekonomik bir kırılganlık içindeyken yakalandık.

Bunun neticesinde kapitalizmi mi çöker, yeni bir iktisadi model mi kurulur, bilinmez. Ancak mevcut sömürü düzeninin ve onun devasa büyüklükteki aktörlerinin, hele ki ortada bir alternatifin olmadığı da göz önünde bulundurulduğunda “şıp” diye yerle yeksan olmasını beklemek biraz hayalcilik olur gibi.
Kapitalizmin çöküp çökmeyeceği üzerine tartışmalar yapılabilir, farklı görüşler ortaya atılabilir ve bunların hepsi de yoruma açık hususlardır. Ancak bir gerçek var ki, o da tüm diğer krizler gibi bu küresel musibetin faturasının da büyük halk yığınlarına çıkacağıdır. Önümüzdeki süreç için zenginin daha da zenginleşeceği, fakirin ise daha da yoksullaşacağı bir süreç gözüyle bakabiliriz.

Türkiye’de, özellikle son birkaç yılda, önceki yılların ekonomi politikalarının bir neticesi olarak geniş halk yığınları gözle görülür şekilde fakirleşti. Sadece asgari ücretliler veya düşük gelir grubundakiler değil, bir zamanlar “orta direk” olarak tanımlanan ortalama gelir düzeyindekiler de bu bariz fakirleşmeyi bire bir yaşıyor. Reel gelirler sadece kağıt üstündeki enflasyon oranı kadar artırılırken, gerçekteki enflasyon yani fiyat artışları düşük ve orta gelirlilerin gelirlerini kemirdikçe kemiriyor. Bunun adı fakirleşmedir.
Konut fiyatlarındaki veya otomobil fiyatlarındaki korkunç artışların bir kısmı köpük, yani spekülatif amaçlı artışlar olabilir. Ancak bu köpükten arındırılsa bile fiyatların ulaştığı seviyelerin yüksekliği, geliri bu oranda artmayan kitlelerin fakirleşmesidir aslında.

Hayat pahalılığını, geçim sıkıntısını, yetmezmiş gibi işsizliği çekmek zorunda olan insanlar için bu küresel musibet, sırtlarındaki yükün artması sonucunu doğuruyor. Geçim derdi ile can derdi arasına sıkışan insanların çoğunun “geçim derdini” “canlarının” önüne koymak zorunda kaldığını salgın sürecinde gördük. Birkaç aylığına kiraları veya faturaları bile ertelenmedi, güvence altına alınamadı insanların.
Bunun yerine herkese çözüm yolu olarak “bankadan kredi çekmek” gösterildi. Kamu bankalarının 7 milyon kişiye “temel ihtiyaçları” için yaklaşık 40 milyar lira kredi vermesi ballandırılarak anlatılıyor. Ancak adam başına vurulduğunda 5 bin 500 lira, yani ortalama bir maaş gibi bir tutar için bile bankaların kapısına düşen insanlar realitesi konuşulmuyor. Bir ay çalışmasa geçinemeyecek durumda olan milyonlar realitesi kimseyi acıtmıyor.

Salgın sürecinde “işsiz” kalan bazı “sanatçılar” da unutulmuyor ve ciddi meblağlar harcanarak “konserler” verdiriliyor. Konserlerin gerekçesi de halka “moral” olması…
Bu şartlarda, birtakım “sanatçılar”dan şarkı dinleyerek moral bulacak varsa ne ala..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?