Reklamı Kapat

O fişlemeler Erbakan’ın Başbakanlığı döneminde kaldırıldı!

“Evliliğimin ilk yıllarıydı, hafta sonu ceza almamak benim için çok önemliydi. Bu yüzden de örnek askerdim. Askerliğin bitimine iki aya yakın bir süre kalmıştı ki bir emirle 229. Piyade Alayı’na tayinim çıktı. Burası darbeden sonra siyasi suçluların getirildiği meşhur Mamak Cezaevi’nin bulunduğu yerdi. Mülkiye’den hocam Mümtaz Soysal da darbeden hemen sonra, 1968’den beri okuttuğu Anayasaya Giriş ders kitabında komünizm propagandası yapmakla suçlanmış, tutuklanıp Mamak’a getirilmişti.

Bir türlü tayinimin neden buraya çıkarıldığını anlayamıyordum. Ta ki terhis işlemlerini yapmak için askerlik şubesine gidene kadar. Görevli astsubay bir süreliğine komutanın odasına girdi. Benim dosyam da masanın üzerindeydi. Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan geldiği anlaşılan bir rapor orada duruyordu. Raporda iki husus belirtilmişti; “Cem Duna bir yabancıyla evlidir. Aynı zamanda Sinematek üyesidir ve ‘400 Darbe’ filminin tekrar gösterilmesi için imza verenler arasında imzası vardır.”
Bir insanın Sinematek üyesi olmasından dolayı sistemden aforoz edilmesi çok ibret verici bir örnektir. Gençlik bambaşka bir enerjidir, aklınıza geleni söyler, süzgeçten geçirmezsiniz. Bu fişleme öğrenciliğimde mi yoksa Hariciye’nin ilk yıllarında mı gerçekleşmişti, emin değilim. O fişler ancak 90’lı yılların ikinci yarısında, Necmettin Erbakan döneminde kaldırıldı.”

***

Yukarıdaki satırlar, TRT eski Genel Müdürlerinden, emekli diplomat, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Üyesi olan Cem Duna’ya ait.
Cem Duna, anı ve hatıralarını, ‘Sıra Dışı’ isimli bir kitapta topladı. Esasen bir ‘nehir söyleşi’. Cem Duna anlattı, Rahime Sezgin derledi…

İYİ DE O ZAMAN BU ATAMA NASIL OLDU?

Çok ilginç ve de çarpıcı noktalar var, bu hatırat/anı kitabında. Dikkatimi çeken noktaları aktaracağım sizlere ama önce Duna’nın üstte aktardığım cümlelerine ilişkin birkaç tespitimi ifade etmek istiyorum;

1) Bu köşede hep yazıyorum ya, hani; “Erbakan Hoca Refah-Yol Başbakanı olarak efsane hizmetlere imza attı. 54. Hükümet’in Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan cumhuriyet tarihinde görülmemiş büyük icraatları gerçekleştirdi. Vurguncular, soyguncular, arsızlar, hırsızlar o dönemde kıpırdayamadı. Refah-Yol hükümeti rantiye ve faizden kesip, elde ettiği paraları çiftçi, köylü, memur, işçi, esnaf ve emekliye verdi, herkesin yüzü güldü.”
Cem Duna’nın anılarında bir kez daha ortaya çıktı ki, 1 yıl bile sürmeyen Refah-Yol dönemi, aynı zamanda geçmişte özgürlükler alanında yapılan hata ve yanlışların da düzeltildiği bir dönem oldu.

2) Cem Duna, Turgut Özal’ın Başbakanlığı döneminde, 1988’de TRT Genel Müdürlüğü’ne atandı. Öncesinde de yine diğer devlet makamlarında görevlendirildi. Hakkındaki bazı fişlemeler kendi ifadesi ile 1990’ların ikinci yarısında kaldırıldı. Peki, nasıl oluyor da, hakkında yanlış-doğru fişlemelerin olduğu bir bürokrat, TRT gibi devletin bir numaralı koltuklarından birine oturabiliyor, atanabiliyor? Ve de diğer görevler… Ben de bunu anlayamadım!

3) İstihbarat teşkilatı demişken. Cem Duna anılarında da yer veriyor zaten; göreve başladıktan sonra Mülkiye’den arkadaşı Nuri Çolakoğlu’na kilit noktada görev vermişti, TRT’de. Bu atamaya tepki olarak ANAP’ın milliyetçi-muhafazakar milletvekilleri ayaklandı. Bu milletvekillerinin önde gelen isimlerinden biri de Mustafa Taşar’dı. TBMM’de gazetecilerin, 'Eski Mao'cu Nuri Çolakoğlu'nun TRT'nin önemli bir mevkiine nasıl getirildiğini' soran gazetecilere Taşar’ın cevabı şu olmuştu: “Biz Milli İstihbarat Teşiklatı’ndan (MİT) hükümet olarak sordurduk, Nuri bey temiz çıktı!”

Neden kaygılandınız ve sarsıldınız Cem bey!

Cem bey anılarında, 1995 seçimlerine atıfla diyor ki,

* “Seçimlere doğru ilerlerken Necmettin Erbakan’ın başkanlığını yaptığı Refah Partisi (RP) gittikçe güçleniyordu. Bu durumu kaygıyla izliyordum. Çünkü Erbakan’ın sahip olduğu gücü görebiliyordum…”

* “Nitekim 24 Aralık 1995 Genel Seçimleri’nde Necmettin Erbakan’ın Refah Partisi, yüzde 21.37’lik oy oranıyla birinci parti oldu. Bu beni sarsmıştı…”

Buradan sormak istiyorum; neden kaygılandınız ve de sarsıldınız, Cem bey!

* Başbakan Erbakan, denk bütçe yaptı diye mi kaygılandınız ve de sarsıldınız!

* Başbakan Erbakan, memura, çalışana, emekliye yüzde yüzden fazla zam yaptı diye mi kaygılandınız ve de sarsıldınız!

* Başbakan Erbakan, ‘havuz sistemini’ oluşturarak rantiyeye giden hortumları kesti diye mi kaygılandınız ve de sarsıldınız!

* Başbakan Erbakan, Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarını % 300 artırdı. Bunun için mi kaygılandınız ve de sarsıldınız!

* Başbakan Erbakan, asgari ücrette % 100‘den fazla artış sağladı, onun için mi kaygılandınız ve de sarsıldınız!

* Başbakan Erbakan, kredi ve teşvik imkânlarını, Anadolu’nun kalkınmasına, yerli ve milli sanayinin oluşmasına aktardı. Onun için mi kaygılandınız ve de sarsıldınız!

* Başbakan Erbakan, dünyanın kurtuluş reçetesi olarak Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Endonezya, Malezya, Mısır ve Nijerya’yı içine alan D-8’leri kurdu. Bunun için mi kaygılandınız ve de sarsıldınız!

* Bakın, sizinle alakalı farklı fişlemeler de Başbakan Erbakan döneminde kaldırılmış, siz söylüyorsunuz. Kaygılanmaya ve de sarsılmaya gerek var mıydı! Kitabınızın ikinci baskısında bu söyleminizi bir kez daha gözden geçirirsiniz diye umut ediyorum…

ABDULKADİR AKSU'NUN LAKABI NEYDİ?

Cem Duna’nın anılarında, başka ilgi çekici hatıraları da var;

* “Mülkiye’de aynı amfiyi paylaştığım birçok isim daha sonra Türkiye’de önemli köşe başlarında görev aldı. Hasan Celal Güzel (siyasetçi), Mehmet Keçeciler (siyasetçi), Abdulkadir Aksu (siyasetçi), Murat Karayalçın (siyasetçi), İstemihan Talay (siyasetçi), Uluç Gürkan (siyasetçi), Osman Birsen (bürokrat), Ferhat Ataman (büyükelçi), Ataman Yalgın (büyükelçi), Ateş Balkan (büyükelçi), Melih Aşık (gazeteci), Ömer Madra (yayıncı), Tuğrul Eryılmaz (gazeteci), Adem Yavuz (gazeteci), Deniz Gökçe (öğretim üyesi), Baskın Oran (öğretim üyesi), Mahir Çayan (THKP-C örgütünün lideri) ve Yusuf Küpeli (THKP-C örgütünün kurucu üyesi) ile aynı sınıftaydık.”

* “Okulda ‘Abdül’ lakabıyla anılan Abdulkadir Aksu ile çok derin olmasa bile medeni bir ilişkimiz vardı. Hasan Celal Güzel ve Mehmet Keçeciler ile bir ahbaplığımız yoktu, sadece Abdülkadir ile vardı.”

***

(Cem Duna, Sıra Dışı, Remzi Kitabevi, www.remzi.com.tr, Tel: 0212 2822080)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Iyildiz - Neden kaygılandı ve sarsıldı Cem bey!... Çünkü; mason ve kripto olduğu için olabilir mi Adnan Bey...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 15:32


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?