Reklamı Kapat

Önce Kur’an-ı Kerim açılsın

Ayasofya’nın ibadete açılması ülkemizin ve tüm İslam dünyasının onuru meselesidir.
Kur’an-ı Kerim’in ameli salihe/genelde tüm insanlığın, özelde Müslümanların faydasına olan eyleme açılması ise tüm Müslümanların hepsinin iman sorunudur.

Rabbimiz, bizim saçımızın telinden ayak parmaklarımıza kadar, sayısını dünya bilim adamlarının bilemediği kadar hücrelerini dahi yaratan, her hücresinin gıdasını her birinin durumuna göre gönderen Rabbimiz, bizim bu dünyada neyi nasıl yapacağımızı da bildirmiş ve bize nasıl teniniz ve canınızda benim koyduğum kanunlar işliyorsa hayatınızın yönetimi konusunda da hakimiyyetin kayıtsız şartsız Allah’a ait olduğunu:
“Allah'tan başka tapındıklarınız sizin ve atalarınızın adlandırdığı bir takım isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar (put adamlar) hakkında hiç bir delil indirmemiştir. Hüküm yalnız Allah'ındır. Yalnız O’na kulluk yapmanızı emretti. İşte en doğru din budur. Ancak insanların birçoğu bilmezler” diye haber verir. (Yusuf Süresi ayet 12/40, 67, En’am Süresi ayet 6/57)
“Ben Müslüman’ım” diyen herkesin iman etmiş sayılmayacağını Rabbimiz şöyle haber verir:
“Bedeviler: ‘İman ettik’ dediler. De ki: ‘Siz, iman etmediniz. Ancak ‘Müslüman olduk’ deyin. İman sizin kalplerinize yerleşmemiştir. Eğer Allah ve Rasülü'ne itaat ederseniz amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah afvedicidir, merhamet edicidir.” (Hucurat Süresi ayet 49/14)
Tenimiz ve canımızda hakimiyyet kayıtsız, şartsız yaratanımıza ait olduğu gibi aramızda meydana gelen anlaşmazlıklarda da hakimiyyetin O’nun kitabına göre hükmünü bildiren Rasülüne ait olduğunu, buna gönlü razı olmayanların mü’min olamayacağını şöyle haber verir:
“Hayır, öyle değil. Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarındaki çekişmede seni hakem tayin etmedikçe ve senin verdiğin hükme yüreklerinde sıkıntı duymadan teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisa Süresi ayet 4/65)

“Bedevi” yalnız çölde başına buyruk yaşayan Araplar değildir.
Dünyanın en ünlü üniversitesinden diploma alıp, Boğaz’da elli milyonluk villada oturup, en pahalı arabaya binip “Para bende, güç bende” diyerek semirme ve sömürmeye devam edenler de bedevidirler.
Mekke ve Medine’de hatta Mekke parlamentosunda bedevice yaşayanlardan Müslüman olanları,
Dünyanın en medeni insanı haline getiren,
Yaşadıkları ve yaşattıkları hayat ile çağlarına “Asr-ı Saadet” dedirten, ashab-ı kiramın yolunda onları izleyerek yürüyen ecdadımızın,
Hindistan’dan Viyana’dan, Fas’tan Yemen’e kadar her yerde medrese, hastahane, çeşme, köprü, yol, aşhane… gibi eserlerinin kalıntılarını bu gün gören sağcı veya solcu insanlarımızın göğsünü kabarttığı çağlarda yasa Kur’an, sünnet ve bu ikisine aykırı olamayan kararlar idi.

Şimdi ise, dünyanın her yerinde, yüzde elli birin aldığı kararlara yüzde kırk dokuzu karşı çıkar.
Kedleston’lu Lord Curzon (1859-1925) İngiliz milletvekilliği, Hindistan genel valiliği, İngiltere dışişleri bakanlığı ve Lozan heyeti başkanlığı da yapan bu siyasetçinin, İngiliz senatosunda, Türkiye konusu görüşülürken, “Bu kitap Müslümanların elinde kaldıkça biz, onlara hakiki hakim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız; ya Kur’an’ı ortadan kaldırmalıyız veya onları Kur’an’dan soğutmalıyız” dediği basınımızda çokça yazıldı ve konuşuldu.
Hatta bazı yazarlarımız bu konuşmayı daha da kısaltarak “Osmanlının yeniden dirilmemesi için Kur’an’ı kapatın, kadını açın” dediği de yazıldı.
Dedi mi demedi mi tartışmasına girmem ama dedikleri bizim ellerimizle gerçekleşti.
Kur’an-ı Kerim’i okurken ve dinlerken sese ve sedaya kulak veriyoruz.
Cevizi, bademi, fındığı... kabuğundan sevip, fotoğrafını çekip, resmini yapıp, duvarlarını süsleyip, içini açıp bakmayan adam gibi olduk.
Belgeli değil bu konuşma ama belgeye gerek yok adamın dediği veya demediği şey, alfabenin değiştirilmesi, Kur’an okuma ve okutmanın yasaklamasıyla gerçekleşti.
Günümüzde sınırlı okuma ve okutmaya izin verdiler.
“Sınırlı” olmasının resmi delili, İngilizcenin ilkokul ikinci sınıftan itibaren zorunlu ders olmasına rağmen, Kur’an okuma dersi orta öğretimde seçmeli ve ders saati de kısıtlı olmasıdır.
Ama Kur’an-ı Kerim’e göre yaşama yasağı devam ediyor.

Gönül verdiğimiz Rabbimize kulak verelim:
“Ey iman edenler, Allah'a itaat ediniz; Rasülüne itaat ediniz; ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat ediniz.) Herhangi bir şeyde çekişirseniz, eğer Allah'a ve âhiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a ve Rasülüne havale ediniz. Bu daha hayırlı ve sonuç itibarıyla daha güzeldir.
“Sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ettiklerini iddia edenlerin, tağut (put adamlar) önünde muhakeme olmalarını istediklerini görmedin mi? Halbuki, onları inkâr etmekle emr olunmuşlardı. Şeytan onları uzak bir sapıklığa düşürmek ister.
Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve Rasülüne gelin" dendiği zaman, münâfıkların senden tamamen uzaklaştığını görürsün.” (Nisa Süresi ayet 4/59-61)
Bu ayetlerin tefsiri için evinizde olan tefsire bakınız. Yoksa Cantaş yayınevinin yayınladığı “Şifa Tefsiri”nden bir takım temin ediniz ve okuyunuz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?