Salgın hayatımızı teslim almasın!..

Koronavirüs salgınından kurtulmak için aylarca evlerimize hapsolduk, iş yerlerimize gidemedik. Bunun da ötesinde adeta salgın tüm toplumları teslim aldı. Salgına meydan okuyanlar, bana bir şey olmaz diyenlerin vurdumduymazlıkları sebebiyle evlerimize kapanmak, nasıl ve ne zaman kurtulacağımızı düşünmeye başladık. Bu arada Sağlık Bakanlığı’nın salgın ile yürüttüğü mücadeleyi alkışladık. Ancak, geldiğimiz noktada yasaklar büyük ölçüde ortadan kalktı, evimizin dışına çıkmaya başladık derken ülkenin çeşitli köşelerinden insan aklının almadığı görüntüler medyaya yansımaya başladı. Özellikle de sosyal mesafeye uyulması ve maske takılması hususunda hassasiyet gösterilmesi gibi konular nedense bir kenara itiliverdi. Elbette, toplumun tümü böyle davranmadı, davranmıyor. Ancak, bir köyde bir kişinin vurdumduymazlığı o köyün tümünün karantinaya alınmasına, evlerine hapsedilmesine vesile olduğu biline biline ne yazı ki. Bir takım davetler ülkede bir salgın yokmuş gibi kabul görüyor. Doğu’daki bir ilçeye İstanbul’dan giden bir kişi kısa bir sürede ilçede yeni bir salgının başlamasına sebep olabiliyor. Olabiliyor diyorum çünkü yapılan açıklamalara göre olaylar o bir kişi ile izah ediliyor.

Niçin böyle oluyor, bazıları akıllarını mı yitirdiler, diye sormanın anlamı yok. Görünen o ki, bu işin akıl yitirme ile bir alakası yok. Bu işin asıl sebebi Sağlık Bakanı Koca’nın ifadesiyle “Hatalı iyimserlik”. . Elbette iyimser olunmadığı takdirde söz konusu salgının hayatımıza getirdiği sınırlandırmalara katlanmak çok daha zor olacak. Ancak, iyimser olurken ısrarlı bir şekilde hatırlatılan, üç kurala uyulması gerekiyor. Sosyal mesafe, maske takılması ve hijyen olarak sıralanan bu kurallara uyulması aslında zor da değil. Buna rağmen dışarıya çıktığımızda gördüğümüz manzaranın izahı da yok. Bir takım insanlar caddelerde dolaşıyorken bakıyorsunuz kafasında bir maske var ama o maske ağzını burnunu açıkta bırakıyor. Böyle olunca da maske takmış olmuyor. Netice itibarıyla salgının yeniden artışa geçmesine vesile olunuyor. Hemen belirteyim ki uzun süreli maske takmak insanı sıkıyor, rahatsız ediyor ama salgına yakalanmak daha mı iyi diye herkesin kendisine sorması gerekiyor. Bu arada, söz konusu maske takmak sadece kendimiz için değil, başkalarının korunması için de gerekli. Bu noktada başkası beni ilgilendirmez gibi yaklaşımın toplumda yaygın olduğunu sanmıyorum, düşünmek bile istemiyorum. Çünkü başkasının sağlığı beni ilgilendirmez yaklaşımı insanlıkla bağdaşır bir tavır değildir. Kaldı ki, mademki bu ülkede birlikte yaşıyoruz hepimizin sorumlulukları vardır. Söz konusu sorumluluklarını yerine getirmeyenler, bilmelidir ki, bir gün kendilerini hastanede solunum cihazına bağlanmış bulabilirler. Hemen belirteyim ki, hiç kimsenin böyle bir duruma düşmesini gönlüm istemez. Ne var ki, başkalarının sağlığını ciddiye almayanlar kendi sağlıklarını kaybedebilirler.

Netice itibarıyla hayata iyimser bakmak iyidir ama iyimser olabilmenin gereklerini yerine getirmek gerekiyor. Bir gazetemizde yer alan haberde olduğu gibi maskeyi, çenesine takanlar ile kollarına ve kafalarına takanların bu yaptıkları işin mantığını düşünmeleri gerekiyor. Bu tür davranışlar sonunda görünen o ki, salgın birden bire yayılmaya başlıyor. Bu ise ister istemez sıkı tedbirlerin uygulanması hususunda eskiye dönülebileceğini gündeme getiriyor. Halbuki üç ay boyunca evlere hapsolmanın sıkıntılarını toplum olarak birlikte yaşadık. Tedbirler kaldırılmaya başlayınca rahatladık ama bu rahatlama bizi kendimizden geçirmemeli. Aksi halde ne zaman kalkacağı belli olmayan sıkı tedbirlere dönmemiz gündeme gelebilir. Bunun için toplum olarak hep birlikte birbirimize duyduğumuz saygı sebebiyle yasaklara uymamız şart görünüyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?