Sorumluluk ve kaçış

Bütün insanların yaratılış gayesi Allah’a kulluk yapmaktır. Bu kulluk bilincinin en önemlilerinden birisi insanın halife olma özelliğidir. Yani Allah insanları imtihan ederken sadece ibadetlerine bakmayacaktır. İnsanın hilafet özelliğinden kaynaklı sorumluluklarını yerine getirip getirmediğine de bakacaktır. İnsan hakkında birçok farklı tanımlama yapılsa da konumuza en uygun tanımlarından birisi de mesuliyet duygusuna sahip olmasıdır.

İnsanın imtihanı dünyada olduğu için sorumluluk alanı da dünyayla alakalıdır. Dünyayı Allah’ın muradı doğrultusunda imar etmek bu sorumluluğun anahtarıdır. Bu yüzden dünyada olup bitenler, bu sorumluluğu üzerinde taşıyan insanların gündeminde olmalıdır. Bu sorumluluk sadece insanların yönetimiyle ilgili değil, arzda olan her şey bu sorumluluğun kapsamındadır. Kendine, insana, topluma, diğer canlılara ve doğaya yaklaşımı bu sorumluluk alanını belirler.

İnsan imtihan sürecinde ibadetler konusunda eksikleri olduğu gibi mesuliyet duygusuyla ilgili de pek çok eksikleri bulunabilir. Bu eksiklikler yüklenilen sorumluluğun farkına varamama şeklinde olabileceği gibi bilinçli ya da bilinçsiz sorumluluktan kaçma şeklinde de olabilir. Kaçış üzerine ilerleyen bu yazı, özellikle ikinci mesele üzerinde konuşmayı zorunlu kılıyor.

Sorumluluk sahibi insanların kaçışlarını farklı boyutlardan ele alabiliriz. Birincisi uzağı yakına, geleceği şimdiye, ideali pratiğe tercih etmektir. İlk bakışta bu durum kişi için ayrıcalıklı bir tercihmiş gibi gözükebilir. Sözde daha önemli, daha büyük ve daha ulvi olana yönelmiş hissedebilir. Ama bu durum aslında kendinden ve toplumsal sorumluluktan kaçışın bir yoludur.

Bütün enerjisini Kudüs’ü kurtarmaya vermeye çalışan bir kişi ya da grubun ayağının altında kayan toprağın farkında olmaması gibi. Adil bir dünya kurma hayalini dilinden düşürmeyenlerin kendi ticaretlerinde, ilişkilerinde, memuriyetlerinde adil olmamaları gibi. Farklı kıtalardaki ırkçılık için duyar kasanların yanı başındaki ırkçılığı görmezden gelmesi hatta ona güzellemeler dizmesi gibi. Bunlar gibi birçok örnek daha verebiliriz. Aslında bu kaçış zihinsel konforu muhafaza etmeye dönük duygusal tatminden başkası değildir. Bunu hayatımızın her alanında ve her anında yaşıyoruz bir bakıma.
İkincisi ise sorunu anlama yerine sorumlu arama, çözümü sorunun merkezinde arama yerine sorunun dışındaki alandan çözüm sunma kolaycılığıdır. Bu iyi niyetle ortaya çıkan kaçış aslında sorunla hemhal olmamaktan kaynaklanıyor. Bunun en göze çarpan örneğini kimliklere yönelik hak taleplerinde görebiliriz. Örneğin farklı kimliklere karşı uygulanan haksızlıkların giderilmesi için mücadele ederek çözmek yerine kardeşlik gibi kavramlarla sorunu sorun olmaktan çıkarmaya çalışmak gibi. Yerel bir meseleyi küresel güç odaklarıyla açıklamaya çalışıp sorunu çözümsüz bırakmak gibi.

İnsanın bu kaçışlardan kendini kurtarması için sorumluluğu merkezden çevreye doğru belirlemeli, sorumluluk alanını dairesel bir şekilde genişletmelidir. Dairenin dış sınırına ilerledikçe daireyi biraz daha genişleterek daha uzak mesafelere uzanmalıdır. Bu genişleme zaman, mekân ve fikri açıdan gerçekleşmelidir. Ancak bu şekilde sorumluluk gerçek ve somut hayatın sorunlarına eğilme şansına ulaşabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?