Hayatın anlamı! 28-mihenk

“Eksik bir şey mi var hayatımda?
Gözlerim neden sık sık dalıyor?
Eksik bir şey mi var hayatımda?
Gökyüzü bazen ciğerime doluyor.”
( Nadir Göktürk/ Ezginin Günlüğü)

İnsanın en büyük kavgası kendisi ile yaptığı kavga olmalı diye düşünüyorum. Çünkü insanın başına ne geliyorsa kendi eli ile yaptığı işler nedeniyle geliyor. Sebebini başka yerlerde aradığı, bin bir bahane ile kendinden uzağa düşürmeye çalıştığı her şey kendi elinin, yapıp ettiğinin mahsulüdür. Onun için insanın aslında içinde yürüttüğü kavganın büyüklüğü kendini vurduğu mihengin doğruluğu ile orantılıdır. Bugün kaoslarımızın, buhranlarımızın, içimize doğru her gün büyüyerek gelen karanlık duyguların bu kadar yakıcı olmasında mihengimizi kaybetmemizin payı büyük olsa gerekir.

Bugün amaçsız, basit karşıtlıklar üzerine kurulan hayatların ne anlamı olabilir ki? Ya da bu kadar kendinden uzakta bir yere konumlandırılmış bir benliği yüklenmek insanı nereye götürebilir ki? Her şeyi görmek kötü bir hastalık olmalı çünkü bu kadar yoksunlukların içerisinde pembe bir bulutun üzerinde yürüyen bir insanlığı algılayamamak işte marjinal kılıyor insanı. Her gün birbirinin benzeri günlere gözlerini açan birçok insanın tutuştuğu ucuz kavgaları, sahte kahramanlıkları ve iltifatları, ithamları yüklenmek, insanın gözlerinin altına yorgun hatlar bırakıyor.

Bizim bu hayatta düştüğümüz yer neresi, hangi anlam dairesi içerisinde yer buluyoruz. Kaba ideolojik, yapay tatlandırıcılar gibi gündelik tasvirlerin dışında yerimiz neresi? Ne kadarın da kendimiz varız. Hangisi bizim sesimiz? Terry Eagleton, Hayatın Anlamı’nda; “Eğer hayatlarımızın bir anlamı varsa bu anlam bizim onlara kazandırdığımız bir şeydir; onların hazırlop donattığı bir şey değil. Kendine, ‘Hayatım nasıl gidiyor?’ ya da ‘Hayatım daha iyi olabilir mi?’ gibi sorular sormamış bir kişi eksiktir” diyor. Bunu sadece maddi boyutu ile algılayan bir insan için bu eksiklik hiç kapanmayacaktır.

29-GİTMEK
Bir yere gitmek birçok duyguyu da beraberinde götürmektir. Gitmek bir boyutu ile umut diğer boyutu ile kaygıyı yüklenmektir. Gitmek, umut ile korku (havf ve reca) arasında bir yerin adıdır. Hem neşe hem de hüzün barındırır. Hem yaklaşma hem uzaklaşma ifade eder. Hem arkanızda bıraktıklarınızda bir parçanız kalmıştır hem de bir parçanız ummadığınız kadar şeyi heybesine doldurmuştur. Bu bakımdan yol, tartma ve değerlendirme imkânı verir. Bir türlü sıkışmışlığı aşıp kendine yeni bir sayfa açma imkânı sunar ve bu imkân daha çok kendine bakma hem de yalınkat bakma imkânı verir. Gidebilmek zordur onun için. Çoğu insan bir yere gittiğini zanneder ama sadece bir zandır. Çünkü bazı gidişler bu rikkatten ve dikkatten yoksundur. Ama o gidişlerde az çok bir şeyler katar.

Giden için mi daha zordur yoksa kalanlar için mi? Belki de bu soru, cevabından bir türlü emin olunulamayacak bir sorudur. Onun için her gidiş bir boşluk bırakır, hem gidenin yanına hem de kalanların yanına… Eski bir resme bakıp değişen fiziki şeyleri görmek sadece boşluğun adını söylemek gibi bir şeydir. Sadece yüz hatlarındaki değişime odaklanmış bir bakış giden zamanın, değişen dünyanın farkında olamamak ve zamanın ruhundan yoksun kalmak gibidir. Giden zamandır, bir daha geri gelmeyecek ve yeri doldurulmayacak bir daha aynı şekilde hissedilmeyecek bir gidiştir. Onun için gitmek bir daha görememenin, duyamamanın, temas edememenin kaygısını taşımaktır bu yüzden hep yüreği ağzında olmayı beraberinde muhafaza eder.

Gitmek bir daha gelememeyi, gelip de bulamamayı, bulup da bulduğuna yabancı kalmayı hep başucunda bulur. Onun için gidenin yükü ağırdır. Gurbettir ve gariplik barındırır. Ozanlar gurbet üzerine ne çok söylemişlerdir. Dünya da olmak bir gurbet halidir hikmetine yakınlıklarından olsa gerek. Bozkırın tezenesi de bunu güzel ifade edenlerdendir. Adeta şöyle kanatır sazını, sözünü: “Uzadı sıladan bizim yolumuz / Eşe dosta malum olsun halimiz / Korkarım gurbette kalır ölümüz / Garibin derdine ağlar bulunmaz.” İnsan için neresi sıladır, neresi gurbet? Şair Murathan Mungan cevabını veriyor: “Neresi sıla bize, neresi gurbet / Yollar bize memleket…” Hoşça bakınız zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?