Reklamı Kapat

İşgal Altındaki Simge

Kapıdaki görevli İngilizce soruyor Türkçe cevap verince kusura bakmayın hocam diyor; buraya genelde turistler geliyor. Kendi ülkemizde kendi tarihimizi görmeye giderken yabanın diliyle karşılaşıyoruz. Derin bir hüzün oluşuyor. Hüzünlü bir şekilde içeride gezerken neredeyse bir tane Türkçe konuşana rastlamıyoruz. Bir yandan geçmişin muhteşem günleriyle gurur duyarken diğer yandan güne dönünce içimize tuhaf bir kimsesizlik çöküyor; ağlamaklı oluyoruz. İki zıt duygunun verdiği ağırlıkla gezerken gördüğümüz her turiste neredeyse tokat atacak derecede yabancılaşıyoruz. Sanki turist değiller de işgal ordusunun askerleriymiş gibi geliyor. Bir iki Arap görünce hah bunlar bizden deyip onlarla selamlaşıyoruz. Bizim içimizde duyduklarımızı onlar duyuyor mu bilmiyoruz. Durumlarına bakınca sanki onlar da bizim Türkçe duyduklarımızı Arapça duyuyorlar içlerinde. Karşılıklı gülümsüyor fotoğraf çekiliyoruz. Gururlu, durgun ve hüzünlü. Gezmeye devam ediyoruz. Eşim ve oğlumla birbirimizi fotoğraf çekerken Fransız bir çift bize yaklaşıyor. Bizdeki klasik fotoğraf makinesini (ki o zaman akıllı telefonlar yok henüz) işaret ederek bizi ailecek fotoğraf çekebileceğini anlatıyor. Gülümseyerek makineyi uzatıyoruz. Karı koca gülümsüyor. Bizim fotoğraf makinemizle bizi çekiyor. Biz de Fransız çiftin fotoğrafını çekiyoruz kendi makineleriyle. Karşılıklı teşekkür ve nezaketle ayrılıyoruz. Oysa Fransız çift hiç de hüzünlü değil. Gururlu ve sevinçliler sanki. Sanki onlar yerli biz yabancıyız. Yabancı hava içerideki tarihi hüznü örtüp kapatarak kendi varlığını iyice duyuruyor. Öyle ki o yabancı havanın ağırlığı gitgide artarak adeta nefes kesecek boyuta ulaşıyor. Bunaldıkça bunaldığım bir anda hayır diyorum; hayır burası bizim!

Bizim mi? Kâfir sisi altında kalmışlığın garipliğini her santiminde yaşamakta olan bir yer nasıl oluyor da bizim oluyor. Tam dörtyüzseksenbir yıl imanın sesiyle neşv-ü nema bulmuş hava, 1934 yılında yabancı sisin işgaline uğramıştır. Halen üzerindeki o yabancı havayla yaşamaya dahası direnmeye devam ediyor. Yüzlerce yılın nakşettiği her tekbir sesi dolu olduğu yerde hapis hayatı yaşıyor. Müze gibi bir yabancı yaftanın altında yaşamanın kederi her santimine sinmiş durumda. Yüzlerce yıl alınların değdiği yerlere turist ayakkabılarının numaraları değiyor. İmanlı alınlara numara çekenlerse halen numara çekiyor açalım mı açmayalım mı diye. İçinde tekbir sesi taşıyan her insan yabancı havayı kovmak için elinden geleni yapmaya hazırdır. Ne pahasına olursa olsun.

Ne pahasına mı olur. Açılırsa ithal rejimin dayandığı önemli bir tuğla yerinden paldır küldür düşecektir. İmanlı alınlara zorla ve hileyle dayatılan sistemin bir kenarında bir oyuk açılmış olacak. Özgürlüğün üzerinden bir tuğlayı kaldırmak az şey değil. Dayatılan ithal rejimin ortasının çökmesi de muhtemel. Ki büyük beklenti de bu yönde. Açılacak kapıyı basitleştirmemek lazım. Açılacak kapının özüne açılması bekleniyor. Bir simge yerli yerine geldiğinde temsil ettiği bütün değerleri hayata geçirme olanağına sahip olabilir. Açılacak kapı açılmasını beklediğimiz diğer kapıları da açabilir. Simgenin temsil ettiği coğrafyalar birlik halinde olması gerektiği düzleme gelebilir. Özünden yapay sınırlarla ayrılan imanlı coğrafyaların simgeyle yeniden özüyle birleşmesi sağlanabilir. Çünkü beklenen bir kapının açılması değil bütün kapıların açılmasıdır. Orta Asya’dan Arap Yarımadası’na, Balkanlar’dan Kuzey Afrika’ya bütün kapıların açılmasını getirerek kendi doğal sınırlarımıza kavuşmaktır isteğimiz. Simge bütün bu coğrafyaları doğal bir şekilde temsil ediyor. Camidir; caminin taşıdığı içeriği geniş bir coğrafyayla özdeşleştirmiş büyük bir simgedir. Çünkü fetih büyük bir anlamdır bu büyük anlamın simgesi yani cami içeriğiyle birlikte bir adım ötesi. Fetih herhangi bir yeri fethetme değil cami de herhangi bir cami değil.

Ayasofya açılacaksa bütün anlamıyla cami olarak açılmalıdır!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?