Ayasofya, müjdelenen fethin sembolüdür

İstanbul, “Konstantiniyye mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan ve o ordu ne güzel ordudur” Nebevi müjdesine nail olmak için Sultan Fatih’ten önce 24 kez İslam halifeleri tarafından kuşatılmıştır. İstanbul’un Müslümanlar tarafından ikinci muhasarası Hz. Muaviye’nin hilafeti döneminde hicri 49. (m: 675) tarihinde olmuş ve burayı muhasara eden İslam ordusunda asbab-ı kiramın ileri gelenlerinden Ebu Eyyüb el-Ensari, Abdullah İbn-i Abbas ve Abdullah İbn-i Zübeyr (radyallahu anhum) da yer almıştır. Ama bu büyük sahabilerin içinde olduğu ordu İstanbul’u fethedemediği gibi, bundan sonra 22 kez kuşatan İslam halifeleri de başaramamıştır. Nihayet bu fetih müjdesi Sultan Fatih ve askerleri üzerinde tecelli etmiştir.


Bu Nebevi müjdeye mazhar olmuş olan Sultan Fatih, kendisine lütfedilen bu büyük armağanın bir şükür nişanesi olarak şehrin en büyük mabedi olan Ayasofya kilisesini fetihten sonra üç gün içerisinde camiye çevirtmiştir. Salı günü fetih müyesser olmuştu. Üç gün sonra Cuma namazında muzaffer komutan Sultan Fatih Ayasofya Cami’inde minbere çıktı. İlk hutbeyi büyük bir heyecan ve tevazu içerisinde camiyi dolduran ulema, devlet ricali ve askerlerinin huzurunda kendisi okudu ve arkasından ilk Cuma namazını hocası Akşemseddin Hazretleri kıldırdı. İşte böylece Ayasofya 1935 yılına kadar İstanbul’un fethinin sembolü ve İslam hükümranlığının bu topraklardaki mührü olarak kaldı.
Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasının gündeme geldiği şu günlerde birileri kafaları karıştırmak için, “Ayasofya’nın karşısında koskoca Sultan Ahmet Camii var. Orası doluyor mu ki Ayasofya’nın açılması isteniyor” şeklinde bir itirazda bulunuyorlar.


Bu abes benzetmeye rahmetli üstad Necip Fazıl şu cevabı vermiştir:
“Biz, kimden, neyi istiyoruz? Yemen’den Viyana’ya, Fas’tan Kafkasya’ya kadar en aşağı 10 milyon kilometre karelik bir zemin üzerinde, evet böyle bir zemin üzerinde atalarımızın -ata derken halimize bakıp başımızı dövdüğümüz nur insanların- tohum atarcasına her tarafa serptiği kubbelerden birini 700 bin kilometre kareye indikten ve bu hâlin ismine millî kurtuluş dedikten sonra, evet bütün bunlardan sonra toprağı kaybedilmiş kubbelerden birini mi istiyoruz? İnsana gülerler!.. Herhangi bir yıldızda bu türlü iddialara girişen milletleri sürecek bir tımarhane olsa, bizi oraya sürerler.”
Evet, Ayasofya böylesine mana yüklü bir yerdir ve bir değil bin Sultanahmet Camii ona denk değildir.
Fatih Sultan Mehmet Han, fethin sembolü olan Ayasofya ve diğer vakfiyelerini amaçları dışında kullanacaklara şu bedduayı yapmıştır:


“Bu vakfiyeyi kim değiştirirse, Allah’ın, Peygamberin, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen laneti onun ve onların üzerine olsun, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın.” (1 Haziran 1453-Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nde bulunan Ayasofya ile ilgili vakfiyenin tercümesi.)
Allah Resulünün övgüsüne layık olmuş bu büyük fatihin bedduasından kurtulmanın tek yolu burasının tekrar ibadete açılmasıdır. Onun için din gayreti olan herkesin bu konuda üzerine düşen görevi yapması lazımdır. Bunun için bu konuda adım atan herkesi hiçbir niyet sorgulaması yapmadan destekliyor, bir an önce harekete geçmeye çağırıyoruz.
“Allah’ın mescitlerini, içlerinde Allah’ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına çalışan kimselerden daha zalim kim olabilir! İste bunlar, oralara korka korka girmekten başka bir şey yapmazlar. Bunlara dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardır!” (Bakara, 114).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?