Reklamı Kapat

İman, ilim, ordu, komutan ve fetih

Bismillâhirrahmânirrahîm;
KONSTANTİNİYYE’NİN etrafı çok iyi tahkim edilmiş, kalın surlarla çevrilmişti. Dünya 1.100 sene bu surları “geçit vermez” olarak bildi. Bizanslılar, Osmanlı’nın da bu sağlam surları aşabileceğine ihtimal vermiyordu. Fakat “zor oyunu bozar”dı. Bu yüzden, İstanbul’un fethi olayında çok ciddi bir hazırlık, deha çapında bir sevk-ül ceyş (strateji) uygulaması söz konusuydu.
Fethe inanmak lâzımdı. Çünkü zafer önce komutanın zihninde kazanılırdı. Fetih Suresi, bu gerçeğin amaç ve yöntemini anlatıyordu. Mekke’nin fethi bu amacı görünür hale getirdi. Fetih; toprak işgali ve insanları öldürmek değildi. Hakikate, iyiliğe giden yolun önündeki engelleri kaldırmak; insanı yaşatmaktı. Mekke’nin kan dökülmeden fethedilmesi buna örnekti. Gönüller fethedilmezse, yalnız toprak kazanmakla cihat amacına ulaşamazdı.
2. Mehmet, daha şehzadeliği döneminde başladı fetih hazırlığına. Devrinin seçkin hocalarından iyi bir eğitim aldı. Fetih anlayışı hücrelerine kadar sindi. Bir gün dersine Molla Güranî hazretleri gelecekti. Mehmet hocasını bekliyordu. Molla Güranî kapıdan girince talebesini çok dalgın buldu ve sordu:
-Ne o Mehmet, bu ne hâl?
Mehmet utandı. Kendisini toplayarak, hocasından özür dileme makamında şöyle cevapladı: “Bağışlayın hocam! Bir sevgilimiz var: İstanbul! Efendimizin (s.a.v.), ‘İstanbul mutlaka fetholunacaktır’ müjdesini verdiği fetih hadisi hatırıma geldi de!”
2. Mehmet, daha çocukken hocalarından Fetih Suresi’ni dinler; arkadaşlarıyla oynadığı oyunları bile İstanbul’un fethi üzerine kurardı.

ŞARTLARA TESLİM OLMA!
İSTANBUL, daha önce 28 kez kuşatılmış; alınamamıştı. 2. Mehmet İstanbul’u fethetmeye kararlıydı. Sonuca götürecek manevî ve maddî her tedbiri aldı. Sevk-ül ceyş (strateji) konusundaki manevî hocası Akşemsettin yol gösteriyordu: “Şartlara teslim olmayacaksın! Şartlara teslim olmazsan; bir gün şartlar değişir, sana teslim olur. Unutma ki, dağ ne kadar yüksek olursa olsun, yol onun üstünden geçer.”
2. Mehmet planını, surları yıkacak, İstanbul’un fethinin önündeki engelleri kaldıracak şekilde yaptı. Devrinin en büyük, en gelişmiş toplarını döktürdü. Ordusunu düzene koydu; ileri disiplin ve fetih şuuru kazandırdı. Ordunun sembol askeri Ulubatlı Hasan fetih ruhunda erimişti. Burçlara ilk bayrağı ben dikmeliyim, diyordu. Kendisinden sonra gelecek fetih erlerine mesajlar verdi. Onu, Ulubatlı’nın selâmıyla Arif Nihat Asya iletti günümüz fetih erlerine: “Sana selâm getirdim Ulubatlı Hasan’dan!”
2. Mehmet önce milletin birliğini sağladı. Halkta “fetih şuuru” oluşturdu. Muazzam bir ordu kurdu. Sebeplere sarıldı. Stratejik harp planları yaptı. Her ihtimali dikkate aldı. Fetih şartlarını yerine getirdi.
6 Nisan’da start alan fetih planı büyük bir titizlikle uygulandı. Dev ve aşılmaz bilinen surlar delik deşik oldu. Kuşatmada Fatih çok heyecanlıydı. Parmağıyla ordusuna Bizans’ı hedef gösteriyor, atını denize sürerek kararlılığını yansıtıyordu: “Ya ben İstanbul’u alırım, ya da İstanbul beni!”
Bizans, böylesine inançlı, kararlı orduya direnemedi. 29 Mayıs’taki son saldırıda fetih gerçekleşti.

GÖNÜLLER FETHEDİLDİ
BİZANS, dünyada zulüm ve entrikalarla anılıyordu. Zulümler, ağır vergiler Bizans halkını da yıldırmıştı. Bu sıkıntılardan kurtulmak istiyorlardı. Osmanlı’nın kuşatıcı adaletini duymuşlardı. Halk, “Bizans’ta kardinal külâhı görmektense, Osmanlı sarığı görmek daha iyidir” demeye başlamıştı. Sarık; “adaleti, temizliği, iyiliği” temsil ederdi.
Fetihle birlikte bunun yansıması daha net görüldü. İstanbul Fatih’i, hocası Akşemsettin’le birlikte Topkapı’dan şehre girerken Bizans halkı yollara dökülmüştü. Şehrin yeni hükümdarına çiçekler gönderiyor, alkışlıyor, övgüler yağdırıyordu. Fetihten önce Bizans halkının gönülleri fethedilmiş; zulümden usanan halk, kurtarıcı olarak âdil bir hükümdar beklemeye başlamıştı.
Cihat, fetih ve şehadet kesinlikle insanları öldürme, beldeleri yağmalama yolu değildir. Onun adı işgaldir. İslâm’da işgal yok; fetih vardır. Cihat, Allah’ın en şerefli olarak yarattığı insanı yaşatma yoludur.
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’yı kendi parasıyla satın aldı. Orayı fetih hakkı, şükür nimeti olarak camiye çevirdi. İlk Cuma namazını Ayasofya’da kıldı. Ayasofya’nın kıyamete kadar cami olarak kalmasını vasiyet ederek Müslümanlara vakfetti.
İstanbul’un fethiyle, dünyanın süper gücü Bizans’ın beli kırıldı. Doğu Roma İmparatorluğu yıkıldı. Dünya tarihinin seyri değişti. Osmanlı, dünyanın en büyük devleti, bütün Müslümanların ümidi haline geldi.
İnsanı yaşatmak için yeni fetihler gerek. AGD; bu sebeple, fetih anlayışını canlı tutmak ve yaşatmak için Mekke’nin, Diyarbakır’ın, Anadolu’nun, İstanbul’un fetihlerine sahip çıkıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?