Reklamı Kapat

Rüzgâr gibi geçti

Ramazan’ın son sahuru da yapıldı, çatal, kaşık sesleri arasında. Bir gece yarısı evlerin ışıkları yeniden yandı. Yüzlerde mahzun bir hal. Anormal şartlara uymada tedirginlik yaşansa da gülümsemeler eşlik etti bu sofraya, son sahur sofrasına.

Namazlar kılındı... Derken hafif hafif esen güzel bir rüzgâr sesi duyuldu dışarıdan. Ruhu okşayan bir ses. Birçok kimseye ninni olan bu ses beni uyandırdı. Rüzgâr bu yönüyle Ramazan’ı tamamlıyordu aslında. Uyandırıyordu. Bu mübarek ayı bitirirken rüzgârı daha derinden düşünmeye başladım. Şimdi esen bu yel, sonbahardakine benzemiyordu. Çünkü ilkbaharda açan yapraklar ağaç dallarında kavi bir şekilde nöbete devam ediyordu. Yemyeşil renkleriyle tabiatta bir devrim yapan yapraklar, rüzgârın etkisiyle dünyaya büyük bir resital veriyordu.

Esen rüzgârla yapraklar uçuşmuyordu ama kim bilir belki günahlarımızı süpürüyorlardı. Ramazan küresel temizlik ayı değil miydi zaten? Ağır günahlarımız var, bu rüzgâr onları alıp götürür mü dersiniz? Rüzgârın güçlü olduğu kesin fakat o günahlara bir daha dönmeyecek olmamız kesin mi? Soruların cevabı soruda gizli.
Rüzgârlar mevsimlere göre farklı farklı eserler. İlkbahar rüzgârı soğuk esmez mesela. Çok sıcak da esmez, tam karar. Uzun süre rüzgârda durunca üşüyebilirsiniz. Kış rüzgârından bu yönüyle farklıdır. Lisede okuduğum sırada bir gün öğle paydosundan sonra okula dönerken ne çok üşümüştüm! Kış mevsimindeydik, sertti rüzgâr, montum ise ince idi. Ne kadar sıkıca kapatsam da önümü, gene üşümüştüm. Kuvvetli giyinmek lazımdı. Sonraki günlerde gidip kahverengi ve sarı arası spor bir mont aldılar bana. Daha üşümedim.

Hayatımızın da sert geçen mevsimleri olur. Buna hazırlıklı mıyız? Yoksa siz de benim gibi üşüyüp hemen hasta mı olacaksınız? İlim, hikmet, insanlığın değişmez değerleri ve nebevi hakikat bizi bu sert kışlardan koruyacaktır, sıkıca kuşanmalı. Çünkü yeni montumu giydim ve üşümedim, biliyorum.

Rüzgâr, bir şeyin habercisi olmalı. Yağmurun büyüttüğü bir çocuk olarak cevabım hazır; rahmetin habercisi! Ramazan’ın son gününü geçiren bizlere aslında bir gün sonraki bayramı hatırlatıyor rüzgâr. Bayram, günahların affedildiğine sevindiğimiz, Rahman ve Rahim’in merhametine sığındığımız o mübarek gün. Bayram kadar rahmetimiz, rahmet kadar bayramımız olsun duası dökülüyor dilimden, herkesler uyurken. Derken rüzgâr sesi kesiliyor. Haber, bilfiil gerçekleşiyor. Ve yağmur başlıyor. Başı rahmet olan ayın sonu da rahmetmiş meğer. İçimde bir sevinç, dışımda da. Annem için de seviniyorum. Toprak çok kuraktı demişti gündüzleyin. Topraktan yaratılan insan da çok kuraktı anne. Allah, dünya çöl olmasın diye rahmetini gönderiyor. Bu rahmeti bazen yeni doğmuş bir bebekte, bazen işsiz bir babanın işe girmesinde, bazen de iyileşen bir hastada görüyorum. Gönüller kurak olmasın diye Ramazan ayında vahiy nazil oluyor. Şair “ne çok acı var” demişti. Evet, ama aynı şekilde ne çok rahmet var!

Bu Ramazan rüzgâr gibi geçti. Ne kadar ıslandık bu rahmet sağanağında? Heybemize neler koyduk? Sorular cevap bekliyor bizden. Ilık esen rüzgârların bir anda bitiverdiğini düşünün. Ne kadar şaşırır insan değil mi? Biz de bayram sabahı öyle şaşkınız. Namaza gidemedik. Çocuklar uyudu, büyükler de kalkmadı. Camiden tekbir sesi geliyordu. Abdest alıp namaz kıldım ve dua ettim. Ama olmadı, doyamadım. Kalkıp balkondan hüzünlü duran camiye baktım. Dibindeki mezarlık da boştu. Yasin okuyan yoktu. Bir tuhaf hal işte. Ölüler de diriler de şaşkın! 1441 Ramazan’ı mahzun geçti, birbirine küsmüş çocukların hüznüyle geçirdik günleri. Evler, sokaklar belki de en önemlisi camiler ıssız, ıpıssızdı. Alınlar secdeye değmedi, omuz omuza verilmedi, çaylar içilmedi. Birlikte atan inanmış yürekler sarılmayı musafahayı unuttu. Araya bir mesafe girdi. Niye girdi? Bu derin soruyu sorduk birbirimize. Kötülükle arasına mesafe koyanlar oruç tutmuş oldu, sınıfını geçmiş oldu namaza başlayan talebeler. Mahrumiyet nimettir derdi babam. Bunu uzun bir süre teselli cümlesi olarak okudum. Aklım bir şeylere erince dönüp baktım gökyüzüne ve bu söz asıl anlamını kavradı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Kantarcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?