Reklamı Kapat

Sonun başlangıcı: İktidar ve ahlaki tutarsızlık

Ahlakınızı kaybederseniz her şeyinizi kaybetmişsiniz demektir. Ahlakınızı, iyi bir makama, iyi bir bedele veya şöhrete satmış olmanız kârlı bir ticaret yaptığınız anlamına gelmez. Çünkü yaptığınızı zannettiğiniz şeyin mahiyeti yanlıştır. Yanlış bir mahiyete sahip olandan da hayır çıkmaz. Zira ahlak ticarete konu olamayacak bir şeydir.

Ahlaki tutarlılığı her şeyin üzerinde tutup ve ahlaki -buna ilkesel de diyebiliriz- tutarlığı sürdürme adına eziyet görmeyi, kaybetmeyi veya yok olmayı göze alamayanlar elbet bir gün “eyvah” diyeceklerdir. Neyle ilgilendiğiniz ne yaptığınız önemli değildir. Yola çıkarken ki ahlaki tutarlığınızı devam ettirip ettiremediğiniz ve bütün yapı içerisinde bu tutarlılığın takipçisi olup olmadığınız önemlidir.

Sosyal hareketler yani siyasi partiler, dernekler, vakıflar ya da daha genel anlamı ile sivil toplum kuruluşları kendi iç ahlakını kaybederse yok olmak için sadece vakte ihtiyaçları vardır. Yok olacakları vakit er ya da geç gelecek ne kadar büyük ne kadar şaşalı ne kadar kudretli olsalar da bu kader tahakkuk edecektir.

Çok partili hayata geçtiğimiz günden beridir ilk defa İslami bir gelenekten gelen ya da kopan bir parti bu kadar uzun yıllar tek başına iktidarda kalmayı başardı. Yani iktidar Tanzimat’tan beridir dillendirilen İslamcı söylemin bir çeşit devamı olan bir kadro tarafından devir alındı. AK Parti’nin İslamcı bir parti olup olmadığı tartışıladursun kurucu ve yürütücü kadronun tamamı İslamcı geleneğe dayanmaktadır. Bu inkâr edilmeyecek kadar açık bir durumdur.

28 Şubat öncesi iktidar gücünü elinde barındıranların bilhassa toplumu tahkir eder bir şekilde tavırlar içerisine girmesi, başörtüsü yasağı, İmam Hatiplere karşı geliştirilen tavırlar, dini değerlere karşı takınılan anlamsız ve dengesiz davranışlar halkın bu güç sahibi ve güç sahibi olanların siyasi temsilcilerine karşı net bir tavır koymasına neden olmuştu. Çünkü yapılanlar makul aklın ve vicdanın ötesinde bir hâl almıştı. Bilhassa şehit cenazelerinde dahi askerlerin cenaze namazında saf tutmamaları/tutamamaları işin artık makullük seviyesinden çıktığının ve derin bir ahlaki tutarsızlığın en büyük nişanesi olmuştu.

Bütün bu olumsuzluklar, halkın, bir şekilde umut olmayı başarmış ve varlığını haksızlıklarla, yolsuzluklarla ve tepeden bakışlarla mücadele olarak konumlandırmış bir partiye yönelmesine neden oldu. (Dış güçlerin bu durumun ortaya çıkmasındaki rolünü her vakit düşünüyor olsam da bir bütün halinde kitlenin yönlendirilmesini yani seçim sonuçlarına birilerinin doğrudan karar verebilir olmasını makul görmüyorum.)

Sahih akıl ve düzgün bir okuma bize gösteriyor ki ilk seçim olmasa bile ikinci bir seçinde artık bu iktidar olmayacak. Bu öngörü birçok gerekçe ile temellendirilebilir. Ancak kanaatime göre bunun tek bir nedeni var ahlaki tutarlılığın kaybedilmesi. Şunu demek istiyorum; 28 Şubat sürecinde ortaya çıkan dönemin güç sahiplerinin ilkesiz, anlamsız, dengesiz ve halkı dikkate almaktan uzak tavırları birebir bugün ortaya çıkmıştır. O dönemde başörtüsü bir yerlere gelmenin engeli iken bu dönemde başörtüsü liyakatsiz bir şekilde bir yerlere gelmenin sembolü olmuştur. O dönemde bir meşrepten olmak yargı başta olmak üzere devlet erkinde yükselmek anlamına geliyor iken, bugün de bir bölgeden veya bir cemaatten olmak bürokraside yükselme anlamına gelmektedir. O gün kendi saflarında şehit düşmüş askerlerin cenaze namazlarına katılamayan ya da saf tutamayanlar var iken, bugün de iktidara fikri olarak karşı saflarda ölmüş insanların ölüsüne saygı duymayan iktidar sahipleri mevcut. O gün düşünen insanlar konuşmaktan ve yazmaktan nasıl endişe duyuyor ise bugün de muhalif olanlar konuşmaktan ve yazmaktan aynı şekilde endişe duyuyorlar. O gün dönemim kavramları olan laiklik ve Kemalizm nasıl baskı aracı olarak kullanılıyor ise bugün de millilik ve din kavramı baskı aracı olarak kullanılmaktadır. O gün medyanın büyük bir kısmı nasıl aynı manşetlerle çıkıyor ise bugün de medyanın büyük bir kısmı aynı manşetlerle çıkmaktadır. O gün medyada da bulunan sözde gazeteciler programlarına davet ettikleri karşıt görüşlere nasıl hakaret ediyor ise bugün de aynısı yaşanmaktadır. O gün işlerini, ekmek teknelerini kaybetmemek için büyük şirketler nasıl emekli paşaları yönetim kurullarına alıyor ise bugün de iktidara yakın kişilere anlamsız şekilde kurullara üye olmaktadır. O gün Diyanet nasıl birilerinin emrinde ise bugün de Diyanet mutlak olarak iktidarın emrine girmiştir.

İmdi bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu örnekler bizlere şunu gösteriyor ki değişim vakti geldi. Yani yönetim yakın bir dönemde bir daha iktidarda bulunanların ellerine teslim edilmeyecek şekilde değişecek. Bu bir seçim olur yahut iki seçim olur fark etmez. Zira bir devletin ömründe beş yıl on yıl önem ifade etmez.

Bu durumu yani iktidardan gidişi hamlelerle, milli ve manevi değer söylemleri ile durduramazsınız. Sonun başlangıcını geçeli çok oldu son ne vakit olur onu zaman gösterecek. Şuanda iktidar ne kadar güç gösterisi yapsa da varlığı bitmiş ancak sonuçları devam eden haller gibidir. Bir orman yangını düşünün bütün ormanı sarmış, bütün araziyi kaplamış, sonra orman yangını bir şekilde sönmüş olsun. Ancak gel gör ki yangının izleri devam ediyor. Dumanı uzaktan görenler hâlâ orada büyük bir yangın var zannediyor, yakında olanlar ise karartı ve isler yüzünden yangının devam ettiği kanaatini taşıyor. Oysa yangın sönmüş hükümleri yani izleri devam etmektedir. Ve hükümler elbet bir gün son bulacak, orman yeniden yeşerecektir.

İktidarlar; güçlerini, yönetebilme becerilerini ve meclisteki çoğunluklarını kaybettiklerinde iktidarı kaybedebilirler. Ancak bu kaybediş bir daha geriye gelmeye muhtemeldir. Fakat! İktidarlar ahlaklarını, ilkesel tutarlıklarını kaybeder iseler sadece iktidarlarını kaybetmezler aynı zamanda iktidara bir kez daha gelme ihtimallerini de kaybederler.

Bugün yeni iktidarların şafağındayız ve bu şafak ilkesel ahlaklarını koruyanlar üzerine doğacak. Kendi içerisinde devlet kurup devlet yıkan, hamaset kasan yahut büyük hayaller satanların değil, önce kendi içlerinde adaleti sağlamış, birliğe ulaşmış ve halka umut olmaya çalışanlar üzerine doğacak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Musaumit - Pekala. O zaman kim iktidar olacak. Rasyonel düşünelim. Anketler ortada. Türkiyede şu bir gerçek oldu. Ne parti ne de ideoloji para etmiyor. Günahıyla sevabıyla güçlü bir lider olmayınca zor.

Yanıtla . 1Beğen . 2Beğenme 28 Mayıs 11:02


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Fındık fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?