Reklamı Kapat

“Şair, coğrafyadan kalıyor ikmale en çok”

Birkaç gündür Nadir Aşçı’nın yeni şiir kitabı “Ölümle Paslanmış”ı okuyorum. Nadir Aşçı ismi beni nerede görsem heyecanlandırmıştır. “Gölgede Kırk” ve “Fi’d Dünya” ne güzel kitaplardır. Hece şairi olarak biliniyor Nadir Aşçı.
Bugünlerde biraz uyumu gösteren her şair “hececi” addediliyor nedense. Hececilik denilince biraz parmak hesabı giriyor işin içine. Hecelerin üst ve alt dizelerle uyum göstermesi bir şiiri hece şiiri yapmaya yeter mi? Ben yetmez diyorum, zira bunu kendimden biliyorum. Nadir Aşçı ya da bu tarz üzere şiir yazan şairler ne Faruk Nafiz’dirler ne Mehmet Emin Yurdakul. Necip Fazıl ya da Ahmet Muhip Dıranas’la da bir ünsiyet kurmak kolaycılık olur.
Bazıları bu tarz şiire “Yeni Hece” ismini kullanmayı daha uygun görüyor. Üstelik bir hayli tuttu bu isimlendirme. Bana kalırsa hece formunu yansıtan kendimin de içinde bulunduğu bu şiir yürüyüşüne “Serbest Hece” demek daha uygun düşer. Nedenini ve nasılını sonraya bırakarak Nadir Aşçı’nın kitabına dönelim. Madem hece dedik, “Hece Düşmesi” şiiriyle girelim söze.
Bu şiirde yukarıda anlatmak istediğim durumun itirafı sayılabilecek iki dize var: “çözülüyor bağlandığı dilden, günler kuytu”, “hangi heceye yüklesem kalbimi, düşüyor.” Günün bağlandığı dilden düşmesi, zamanın ritmini yitirmesi gibi bir şey olmalı. Şair alaturka bir saatle avunma niyetinde değil. Neyin muvazenesi ya da şirazesi kaldı ki şiir tek başına giydiği hece elbisesiyle “ben varım!” desin. Ne içimizdeki ne de dışımızdaki hayat kalbimizin ritmine eşlik edebilecek güçte değil. Şairin “Hece Düşmesi” dediği şey heceye sığmayan bir kalbin düşmesidir. Şairin hecesi dizgesini kalemden kâğıda geçmeden tesis eden bir hecedir. Matematikle bir ilgisi yoktur. Gece ile gündüz kalbin seyri bir olmuyor bu yüzden. Bir dizeyi gündüz okurken hesaplayın, bir de gece okurken, heceleri birbirini tutmayacaktır. Gecenin ağırlığı gündüzün hafifliği vardır, dünya ile ahiret gibi. Belki de bu sebepten söylüyor şair: “sesli okudukça insicamı bozuluyor/gündüz gözüyle aklımı çalıyor o dize.” (Kuyu, s. 11)
En kestirme şekilde şiirin tanımını yapıp “şiir, bir nefesli çalgıdır” desek hece bahsini de vuzuha kavuştururuz belki. Nefes gücünü, ritmini ve kıvamını da nefs (gönül, kalp)ten alır. Nefsin nefese yüklediği sesin kâğıt üzerinde rakamlara özgü bir hesabı yoktur.
Gelelim şairin nefesli çalgısından dışarıya üflediklerine: “yerle gök arasında bekliyor bütün her şey/ kitaba almadığı şiir gibi şairin.” Bu nefis iki dize nefsin nefese yükleyerek kaleme anlattığı, kalemin de kâğıda döktüğüdür. Şimdi bir kez daha düşündüm, şairlerin kitaplarına almadıkları şiirler nereye aittir? Yerle gök arası bir salınış içerisinde olmak her iki taraf arasında gidip gelmektir. Tıpkı insanın yersizliği gibi. En çok da herkesten çok insan olan şairin yersizliği bu. Belki de bu yüzden şairin dağın yamacında söylediği en masum itiraftır yersizliğe dair olandır: “şair, coğrafyadan kalıyor ikmale en çok”
Mekânsızlık kadar sözün sahipsizliği de eşlik ediyor şairin acısına: “sözü çok çiğnemişler ağızda, kimsesi yok.” Hece bir vatan arayışı olmasın şairin, tavanı gökyüzü tavanı yeryüzü olan, kim bilir? Mekânsızlık (gidecek yerimiz yok diye geliyor buhran) ve sahipsizlik (insan dediğin mahşeri bir yalnızlık zaten) dili düzyazıya dönmeyenleri bir araya getirmiş sanki: “aynı hecenin içindeyiz, tedirgin biraz.” (Mahzun Çocuklar Risalesi, s. 46)
“Ölümle Paslanmış” kitabında sayılamayacak güzellikte şiirler var. Ben diyeyim otuz beş, siz deyin yüzbinlerce. Hecelerin sayılmadığı bir dünyada şiirleri saymak niye ki? Saygınlık bir şeyden geriye kalandır, sayı değil. O da bu dizelerde ve dizelerin gergef gergef ördüğü şiirlerde mevcut. Modern şiir formatlarına çok uygun olan her cümlenin küçük harfle başlaması ve söz diziminim klasik fiili fail ya da özne yüklem düzeneğinin dışında seyretmesi Nadir Aşçı’yı şiirde bulunduğu yer itibariyle modern serbest hece içerisinde tanımlamaya müsait kılıyor. Sevincin, acının ve hüznün döküldüğü yer itibariyle de aynı şeyleri söylemek mümkün diyebilirim.
Sevgili okur, “Ölümle Paslanmış” ama yine ölümün dirliği ile dirilmiş bu şiirleri okuduğunda sadece iyi bir şairle tanışmakla kalmayacaksın, iyi bir dünyanın kurulması önündeki sözcükleri de tanımış olacaksın. Haydi öyleyse.
(Nadir Aşçı-Ölümle Paslanmış; Çıra Yayınları-2020)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?