Reklamı Kapat

Kutuplaştıran değil, kucaklaştıran siyaset

Ülkemizde nedense hemen her dönemde galiba kolaya geldiği için olsa gerek siyasette ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı bir dil tercih edildi/ediliyor. Böylece, ülke sorunlarını ortaya koymak ve sorunların çözümüne yönelik programlar sunmak gibi zahmetten siyasiler kendilerini kurtarmış oldular. 1950’li yıllardan beri bu ayrıştırıcı siyasi tavır sürüp geliyor. Siyasette ille de hainler belirleme hastalığından bir türlü kurtulamadık. Bu ayrıştırıcı tavrın sergilenmesi konusunda partilerin iktidar ya da muhalefette oluşları neticeye tesir etmedi. Uzun yıllar bu ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı tavrı muhalefet sürdürürken bazen de iktidar partileri de bu ucuz ve tehlikeli tavra sarıldıkları görüldü. Uzun yıllar belli bir kesim toplumun inancı ile savaştı. Kendileri gibi düşünmeyen ve inanmayanları, gerici, yobaz, Cumhuriyet düşmanı gibi nitelendirmelerle suçladılar. Hatta bu ayrıştırıcı tavrın sonucu olarak darbeler gündeme geldi. Darbeciler de mutlaka bir hainler ve düşmanlardan oluşan(!) cepheye savaş açtılar. Ancak, bu tavrın ülkemize hiçbir faydası olmadığı gibi açtığı yarlar hâlâ tedavi edilebilmiş değil.
Bu ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı tavrın çeşitli sebepleri olmakla birlikte sanıyorum ağırlıklı olarak toplumda herkesin aynı düşünmesi ve aynı şeylere inanması gerektiği gibi dayatmacı bir arka plandan kaynaklandığını düşünüyorum. Hâlbuki herkesin dilinden düşürmediği demokrasi toplumda farklılıklara tahammülü gerektiriyor. Eğer, siyasette tek tip düşünce isteniyorsa o zaman öncelikli olarak bu demokrasi şarkısının söylenmesine son verilmesi gerekiyor. Çünkü hem demokrasi ve insan haklarından söz edip ardından toplumun tüm kesimlerinin tek tip düşünmesini istemek, bu olmadığı zamanda toplumun bir kesimini bir takım suçlamalarla mahkûm etmeye kalkmak en hafif ifadesiyle samimiyetsizlik olur.
Kaldı ki, siyasi rejimin adı ister demokrasi ister başka bir şey olsun hiçbir toplumda tek tip düşünce söz konusu olamaz. Zaman zaman tek tip düşünce yanlıları iktidar olsalar da toplumlarda farklılıkların olması gayet doğaldır. Farklı düşünenlerin sesleri çeşitli yollarla kısılmaya çalışılabilir, insanlar sindirilebilir ama kesinlikle bir toplumu düşünce bazında tek bir kalıba sokmak mümkün değildir. Böyle olunca da farklılıklar zenginlik haline getirebilmek önem kazanıyor. Bunun yolu ise farklılıklara tahammülden geçiyor.
Geçmişte ayrıştırıcı ve sürekli olarak düşman icat eden siyasi hareketlerin uzun yıllar boyu iktidar olamadığı gerçeğini unutmamak gerekiyor. Ancak, dünün suçlananlarının iktidar olmalarının ardından aynı üslup ve tavrı sergilemelerini insan anlamakta güçlük çekiyor. Daha doğrusu öyle anlaşılıyor ki, iktidar olmanın mesuliyeti, ülke sorunlarına çözüm bulma mecburiyeti siyasileri zorluyor, hazırlıksız yakalanmış olmanın telaşına itiyor, kolay ve ucuz ama tehlikeli bir üsluba sarınılıyor. Çünkü toplumun dikkati ülkeyi adeta işgal etmiş hainlere(!) çevrilince ülke sorunlarını dikkatten kaçırmak kolaylaşıyor olabilir. Ancak, bu yolun uzun süreli sürdürülmesi geçmişte aynı yolu izleyen siyasi ve ideolojik kadrolara bir şey kazandırmadığı gibi, bundan sonra da kazandırması mümkün olmayacak, ülke zarar görecektir. Kaldı ki, siyasi kadrolar genellikle ortak aklın gereğinden söz ederler, bu vaatlere inananlardan aldıkları oylarla iktidar olduklarında ortak aklın önemi unutularak tek akla takılmayı tercih edebilirler. Ancak, bu yol sağlıklı değildir. Özellikle iktidarlar sadece kendilerine oy verenlerin iktidarı değildirler. Siyasiler için iktidar olmak elbette başarıdır, ancak iktidar olduktan sonra ülke sorunlarına getirdikleri çözümler çok daha önemlidir. Toplumun bir kesiminin sesini bastırarak kendi söylediklerini hakim ses haline getirmek özellikle iktidarlara geçici bir süre zaman kazandırır ama, çığ gibi büyüyen sorunları bir süre sonra toplumun yarısını hain ilan ederek de gizlemek mümkün olmaz. Bu bakımdan ülkemizin kutuplaştıran değil, kucaklaştıran siyasete ihtiyacı vardır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?