Sabır

Sabır, üzerinde çok düşünülmesi gereken ve hayatta çok elzem olan bir kavramdır. Sabır, insanı sıkıntılardan kurtarıp zafere ve kurtuluşa götüren, kişiyi günahlardan uzaklaştırmada ve salih ameller işlemede büyük bir güçtür. Bela, musibet ve ağır imtihanlara karşı sabır, bir teselli kaynağı ve sığınılacak bir limandır. Yüce Rabbimizin sabır konusunda çok sayıda uyarıları, ikazları vardır. Efendimizin (s.a.v.) muazzam beyanları vardır. Sabır ifadesinin genellikle cihat ve namazla birlikte zikredilmesi, tefekkür ve teemmüle değer bir konudur. Yüce Allah (c.c.) Asr Suresi’nde kurtuluşun dört temel unsurundan birisi olarak sabrı ifade etmiştir: İman, salih amel, Hakkı ve sabrı tavsiye. Kurtuluşun reçetesi olarak bu dört önemli esas zikredilmiştir. Hepsi bir anda yaşandığı takdirde kurtuluş gerçekleşmiş olur. Bu dört temel esastan birisi veya birkaç tanesinin eksik olması bir kayıptır, bir ziyandır, bir hüsrandır. Yüce Allah (c.c.), Bakara Suresi’nin 153. ayetinde de, “Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyiniz. Şüphesiz Allah (c.c.), sabredenlerle beraberdir” buyurmuştur. Sabır ve namaz İle yardım dileyiniz ifadesi, Yüce Allah’ın nusret ve inayetine işarettir. Ayrıca bu ayet, Yüce Allah’tan yardım istemenin şeklini de belirliyor. Dirilişin ve kurtuluşun formülünü veriyor Cenabı Hak. Her zaman iddia ettiğimiz husus da budur. “Namazla diriliş” hususudur. Günde beş defa huzura geçmek, günahlardan arınıp huşu ve hudu ile, edep ve  sevda ile namazı ikame etmek sabır gerektirir. Ayrıca namaz kişiyi arındırır, temizler, Rabbine kavuşturur, bir nevi miraç gibi huzura kabul eder, O’nunla mükâlemeye geçer. İstikamet için dua ve niyaz talebi vardır. Safların belirlenmesi, Yüce Allah’ın razı olup nimetler ihsan ettiği kişilerle beraber olma arzusu ve duası vardır. Bütün bunlar kişiyi hazırlar, psikolojisini düzenler, irtibatı güçlendirir ve günahlardan uzaklaştırır. “Şüphesiz namaz insanı fuhşiyattan ve münkerden alıkoyar” ayet-i kerimesi bu hususu vurgular. Bu yüzden ömür boyunca her gün beş defa olmak üzere bu iletişimi kurmak ve bu hassasiyetle “dosdoğru” olmak için Allah’a yalvarmak, çok kıymetli olduğu kadar büyük bir sabır da gerektirir. Kişi bu irtibatı güçlü bir şekilde kurduğu vakit, Rabbinden her türlü yardımı dilemeli, bu şuurla kılınan namazlar, yapılan dua ve ibadetler kişiyi her türlü bela ve musibetten, haramdan, şeytandan uzaklaştırır, iyi ve hayırlı işlerde de sebatkâr ve sabırlı kılar. Ayet-i kerime ancak bu şartlarda tecelli eder. Sabır olmazsa hayat çekilmez olur, sıkıntılar bitmez ve ömür boyu bu ibadetler düzenli yapılamaz olur. Namaz gibi oruç ve diğer bütün ibadetlerin düzenli yapılabilmesi için yine sabır şarttır. Ramazan’da tuttuğumuz farz oruç olsun, nafile oruçlar olsun bir düzen ve disiplin gerektirir. Bedel ve sabır gerektirir. Hac ibadeti de, hem mali bir külfet hem de bedeni bir meşakkattir.

Zekât mal ile yapılan bir ibadettir. Ancak kazanılan malın bir kısmını başkasına vermek o kadar kolay bir şey değildir. Bu yüzden kıymetlidir. Cihadın her türlüsü yine farz kılınmıştır. Davet, irşat, tebliğ, emr-i bil maruf nehy-i anil münker görevi ve gerektiği zaman kıtal cihadı, Yüce Allah’ın emrettiği ibadetlerdir, farzdır. Başka yapılması emredilen veya tavsiye edilen ibadetler de vardır. Bütün bu görevleri yapabilmek için sabır şarttır. Fedakârlık ve bedel gerektirir. Bunları da ancak sabırlı insanlar yapabilir. Sabreden sınavını kazanır ve kurtulur. Teheccüd namazını, duha, evvabin namazlarını, her türlü infak ve kurban ibadetini, eğitim ve aile hayatını en güzel şekilde sürdürmek ancak sabırla gerçekleşir. Sabır, her türlü kulluğu yaptırır. İbadetlerden lezzet almak için, kalbin nurlanması, hakikatin bulunması, her türlü münkerden uzaklaşıp uzaklaştırmaya çalışılması ancak sabır ile olur. Günahın her türlüsünden uzaklaşmak, nazar, zina, faiz, gıybet, iftira, yalan, riya, kibir gibi hastalıklar ve büyük günahlar insana tatlı gelmektedir. Fert ve toplum hayatına zararlı olduğu için yasaklanan bu hastalıkları nefis arzular, şeytan teşvik eder. İnsi şeytanlar da devreye girince iş çok zorlaşır. Kötü çevre ve kötü arkadaş da bu işin teşvikçisi olur. Yazılı ve görsel basın, TV dizileri, sosyal medya harama tahrik konusunda muazzam tahribatlar yapar. İnanç olsa bile bazen gaflet hakim olur, yasaklar tatlı gelir, dünya hırsı ve sevgisi kişiyi kör eder ve bataklığın içine sürükler. Bunca karanlık ve güçlü etkenlere rağmen ayakta durabilmek, kendinden geçmeyip uyanık kalabilmek çok büyük bir azim ve sabır gerektirir ve çok makbule geçer dergâh-ı ilahide. Bütün şeytanlarla ve zalim nefisle mücadele etmek çok muteberdir, çok kıymetlidir. Değerli ve kıymetli olduğu oranda zordur. Bu zor işi ancak sabırlı ve dirençli insanlar başarabilir. Sabır böyle bir bataklığın içinde kişiyi koruyan bir zırhtır. Ayrıca sabır bela ve musibetlere karşı da bir tesellidir. Cenab-ı Hak, Bakara 155. ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!” Bela ve musibetlerle bizi imtihan etmektedir yüce Rabbimiz. Asi olmamak, sabır gösterip akıllı olmak zorundayız. O’nun lütfu da hoş kahrı da hoş deyip teslim olmak zorundayız. Sınav sürecinde, sınav esnasında mutluluk aranmaz. Zahmet ve meşakkatli bir süreçtir sınav yeri olan dünya hayatı. Huzur, mutluluk ve kurtuluş sınavda başarılı olmaya bağlıdır. Ebedi saadet, ancak verilen ödevleri, görev ve sorumlulukları hiçbir engel tanımadan yerine getirmekle ve ancak O’nun rızasına odaklanmakla mümkün olur. İlahi ikaz, bela ve musibetlere karşı sabır göstermeyenlerin sonu hüsrandır. Ancak “Sabreden kurtulur”, “sabır kurtuluşun anahtarıdır” buyuruyor Efendimiz (s.a.v.). Bu sıralar bütün dünyayı kasıp kavuran koronavirüs musibeti de böyle bir şeydir, Yüce Allah’ın bir ayeti, bir ikazı ve bir imtihanıdır. Sabredip namaz ve niyazla, tövbe ve istiğfarla, zikir ve cihatla, davet ve irşatla ve bütün bunlara sabırla ve sebatla kurtulabiliriz. Rabbim bizleri sabırlı kullarından eylesin. Âmin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdurrahman Sevgili - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?