Reklamı Kapat

Koronavirüs mü gavurluk mikrobu mu?

Gâvurluk mikrobu, bugünlerde önce Ruslar tarafından geldi Afganistan’ın üzerine ve yüz binlerce Müslüman’ı öldürdü.

Ardından Hıristiyanlığın Amerika versiyonu geldi Afganistan’a ve yine o da aynı öldürme işini devam ettirdi ve halen ettiriyor.

Koronavirüsün öldürdüğü insan sayısından fazladır gâvurluk virüsünün öldürdüğü Müslüman sayısı.

Ayrıca veba, yangında yanmak, depremde yıkıntı altında kalmak, suda boğulmak gibi elde olmayan kazalarda ölen Müslümanların şehit sevabı alacağını ifade eder Sevgili Peygamberimiz.

Amerika’da mutasyona uğrayan Hıristiyanlık Amerika gâvurları eliyle Irak’a sıçradı ve bir yılda bir milyonun üzerinde Müslüman öldürdü.

Ocak ayında adından bahsedilen koronavirüs üç aylık zaman içinde bütün dünyada ölümüne sebep olduğu insan sayısı bu günlerde daha milyona yaklaşamadı.

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere bütün ülkeler koronavirüse karşı birlik olabildiler.

Birlikte hareket ederek bu salgının önünü almaya çalışıyorlar.

Koronavirüs, ölenlerin can taşıdığını ve düştüğü evlerdeki yaşayanların yüreğini yaktığını gösterdi.

Irak’ta bir buçuk milyona yakın Müslüman öldürülürken, Suriye’de Rus, Amerikan, Beşşar Esed ve işgalci Siyonist güçlerinin öldürdüğü milyona yakın Müslüman’ın haberini dünya basını, televizyonları verirlerken bir fok balığı verirken yüz ve sözlerindeki acıma duygusu olmadı ölen Müslümanların haberini verirken.

Şimdi dünyanın her şehrinde, her köyünde birkaç eve bu korona acısı inince bütün yüreklere indi aslında bu acı.

Hâlbuki Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz, Hazreti Musa’yı terk edip ve Tevrat’ı tahrif edip istila, işgal, talan ve katliamlar yapan İsrailoğullarını uyarmak için haksız yere herhangi bir kişiyi öldürenin bütün insanlığı öldürmesi gibidir anlamında şöyle insanlığı uyarmıştı:

“Bundan dolayı İsrailoğullarına şöyle yazdık: Kim, adam öldürmeyen, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir adamı öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibidir. Elçilerimiz onlara apaçık delillerle geldiler. Bundan sonra da onlardan birçoğu yeryüzünde aşırı gittiler.” (Maide süresi ayet 5/32)

Bugün için araştıralım, Çin’in Doğu Türkistan’da öldürdüğü Müslüman sayısı, koronanın öldürdüğünden fazla çıkabilir.

Amerika’nın Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de öldürdüğü Müslüman sayısı da koronanın öldürdüğünden fazla çıkabildiği halde ondan bahseden olmadığı gibi Birleşmiş Milletler’in kılı kıpırdamıyor.

Müslümanların ana kitabı Kur’an’da geçen “Nefsen” kelimesindeki “en” tenkir tenvini, “haksız yere öldürülen herhangi bir ülkede, herhangi bir ırktan, herhangi bir renkten ve sosyal farklılıktan bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir” derken dünyanın herhangi bir yerinde haksız yere bir tek adam öldürüldüğünde sekiz milyarın tepki göstermesini ister.

Sevgili Peygamberimiz de, “Müslüman bir insanın öldürülmesinden, (insansız) bir dünyanın yok olması Allah katında daha ehvendir” buyurmuş. (Tirmizi, Sünen, K. Diyat 5, İbni Mace, Sünen, K. Diyat,1).

Bu imanla büyüyen İmam-ı Gazalinin hocası, İmam-ül Harameyn-el Cüveyni (Hicri 419-478):

“Bir damla kanla bir dünya malının tamamı karşılaştırılsa bir damla kana denk gelmez” der. (el-Ğıyasi  s:256)

Aynı manayı İmam Gazali de el-Müstasfa 1/314’de tekrarlamış. Aynı kültürden sulanan Mehmet Akif merhum da:

“Bütün dünya için bir damla kan çoktur” diyorlar, sen,

Şu ma’sum ümmetin seller akıttın hûn-i pâkinden” deyivermiş.

Sevgili Peygamberimiz,  İslam kültürünün  evrenselleşmesi için  gayret göstermiş, doğuyu ve batıyı birleştirmiş, İstanbul’u ve Roma’yı işaretlemiş. Sağlığında Türkiye topraklarının  İki buçuk katı toprak  fethetmiş ama iki taraftan harp meydanında  ölenlerin sayısı  240’ı geçmemiş. (Bak: Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, Hz. Muhammed’in savaşları, s:11)

Atom bombası yaparak, ülkelere üsler kurarak, mazlumları öldürerek, can güvenliğinizi sağlayamazsınız.

Firavun, sizden daha katı tedbirler almıştı ve doğan erkek çocuklarını öldürmüştü ama ölümü o çocuklardan birinin elinden olmuştu.

Hem de kendi beslediği Hz. Musa sallallahü aleyhi ve sellemin elinden olmuştu.

Atalarımız, tarihin derinliklerinden bize nasihat eder: “Ne ekersen onu biçersin. Eden bulur.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?