Telekonferans toplantıları!

Önce UEFA Başkanı Ceferin yerel federasyonlar ile telekonferans yaptı. Yerel federasyonların yapması gerekenleri açıkladı. “Yarıda kalan ligler tamamlanmalıdır” dedi ve Ağustos başına kadar süre verdi. Liglerini iptal veya tescil eden ülkeler için Avrupa kupalarına katılacak takımların nasıl belirleneceği konusunda da birtakım doneler sundu. Milli takımlara futbolcu gönderen kulüplere, Avrupa’da oynama hakkı elde edenlere, play-off’a kalmış milli takımlara, finallere katılacak ülke takımlarına maddi katkılar sağlayacaklarını ifade etti. Miktarlarını da tek tek açıkladı.

Ardından Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Kasapoğlu 3. kez TFF Başkanı, Kulüpler Birliği Başkanı ve bu toplantıya mahsus taraftar sayıları bakımından 4 büyük kulübün başkanları ile telekonferans toplantısı yaptı. Ve bu kez daha somut kararlar alındı, net tarihler verildi. Fakat yine görüşülmek ve Bilim Kurulu’nun, Sağlık Bakanlığı’nın görüşleri alınmak üzere kesin kararlar ay sonundaki toplantıya bırakıldı. Yani yine maddeler halinde yazılmış, kime, hangi kulüplere ne gibi nakit destek planı ortaya çıkmamıştı.

Bakan Kasapoğlu’na yine somut bir rapor verilmemişti. Ya da verildi, konuşuldu biz bilemiyoruz. Sayın Kasapoğlu, Sayın Sepil ve Sayın Yardımcı’nın açıklamalarına bakıldığında “kulüplerin zor durumda olduğu, ne tür önlemler alınır bir ekip kurularak sorunları nasıl çözeriz şeklinde görüşler ortaya atıldı” cümlelerini görmemize rağmen bu çözümler ve görüşler nelerdir? Bu ekip kimlerdir? Net bir bilgi verilmedi. Kapalı kapılar ardında bir şey kalmamalı, şeffaf olunmalı. Biliyoruz ki bu tip görüşmeler ve görüşler sonra birileri tarafından sızdırılıyor ve iyi sonuçlar doğurmuyor. Zaten bazı konular yine alelacele masa başı, kâğıt üzerinde alınmış gibi duruyor. Aslında Sayın Bakan’ın açıklamaları çok net fakat TFF’den net, doğru ve yerinde plan ve açıklamalar gelmiyor. Bu yüzden yapılan açıklamalara bakıldığında acemi cümleler sarf ediliyor. Yani dostlar alışverişte görsün hesabı. At pası Bilim Kurulu’na, olsun bitsin.

Şimdi deniyor ki 10 maç günü yani 10 maç haftası gerek. 8 haftası lig için, diğerleri Türkiye Kupası için. Maçlar kaldığı yerden Süper Lig formatında oynanacak. Yani her hafta bir maç oynanacak. 12 Haziran’da başlayacak, 26 Temmuz’da bitecek. İyi de bu tarihleri verirken hafta takvimine bakmadınız mı? Dediğiniz tarihler arasında 7 hafta var! 8 hafta lig formatında nasıl oynanacak? Haaa Sayın Yardımcı gerekirse hafta arasına maç koyabiliriz dedi. İyi de gerekiyormuş demek ki. Bu şekilde bir basın açıklaması olur mu? Ya da tam hesap yapılmadan Bakan’a böyle mi sunum yapıldı? Çalışma grubundan söz ediliyor. Daha hafta hesabını bakkal hesabı yaparak bile yapamıyoruz, hangi çalışma grubu Allah aşkına! Ya hesabı doğru yapın, net konuşun ya da her zaman yaptığınız gibi şifreli, muallak ve üst perdeden konuşun. Bu tarz anlaşılmıyor. Ayrıca bu çalışma grubunun çalışmalarını kim denetleyip evet, güzel, uygundur onayını verecek, doğrusu çok merak ediyorum.

Kalan maçların ve gelecek sezonun yine seyircisiz oynanması planlanıyor. Eeee ne anladık bu işten! Maçlar neden ertelendi? İnsanların sağlığı için. Hadi diyelim maçlara gidiş gelişi, yedek kulübesini ve soyunma odalarını bir şekilde hallettiniz! Gerçi bu konular da aklınıza gelip konuşuldu mu bilemiyorum! Hadi konuşuldu hallettiniz. Çünkü açıklamalara göre bir ilde yani Antalya’da oynanmayacak. Her takım kendi stadında oynayacak. TFF Başkanı böyle bir öneri sunmuş. Makul olabilir. Çünkü herkes kendi stadında önlem alabilir. Zaten tek bir yerde oynanması yoğunluk oluşturacaktır. Kültür ve Turizm Bakanlığı da Mayıs sonu itibarıyla iç turizmi kısmen de olsa açacağını belirtti. Yani Antalya’ya bir de turist gelecek. Yoğunluk daha da artacak. Düşünsenize, ayrıca 4 büyük takımın futbolcularının da orada olduğunu.

Bir de eskiden çok iyi gazetecilik yapan gazete vardı. Bu spor gazetesinde geçenlerde Katar’da Süper Lig fikri ortaya atıldı. O fikre yakından tanıdığım, bildiğim Cumhurbaşkanı Erdoğan zaten sıcak bakmazdı. Çünkü eğer oynanacak ise Türkiye şartlarında oynanır. Katar’a gitmek Türkiye’nin güçlü devlet imajında yanlış algı oluşturur.

Seyircisiz meselesine geri dönelim. Haydi maçları seyircisiz oynatacaksınız diyelim. Önlemleri aldınız. Futbol, bir temas oyunudur. Futbolculara, teknik heyete veya yöneticilere virüs yine bulaşır ise ne olacak? Bu kez ölüm gerçekleşir ise bu vebalin altında kim kalacak? Bu hesabı kim verecek? Bilim Kurulu bu garantiyi nasıl verecek? Hangi veri ve hangi ölçüleri baz alacak?

Haaa mademki 10 Nisan sokağa çıkma trajedisi sonrasında beklenen endişeler yaşanmadı. Mademki normal günlerde insanlar aynı ilde mesafelerini ayarlayıp, gerekli dezenfektan konularını halledip alışveriş yapıyor ve rahat rahat dolaşıyor. Mademki normalleşme konusunda, iyileşme konusunda gözle görülür bir düzelme var. O zaman gerekli fiziksel mesafeler dikkate alınarak maçlar seyircili oynansın! Mademki maçlar adalet sağlanması açısından tamamlanacak. Mademki 5 büyük lig sonrası biz de büyük bir ligiz! Belçika ve Hollanda küçük ligler. Mademki Türkiye açısından bir mevzu bahis söz konusu değil, o zaman Bilim Kurulu kararını futbolcular için bir tehlike yok, belli önlemler ile seyircili oynanabilir diye alsın!

Eğer bu kararı her türlü baskıya rağmen (çünkü haberler yapılmaya, yaptırılmaya başladı!) Bilim Kurulu önce sağlık diyerek uygun görmediğini belirtir ve yetkili merciler de bu yönde görüş bildirir ise tek bir çare kalıyor. Küçük ligler gibi ligin iptali ve Avrupa’ya gidecek takımların belirlenmesi. Hem sıkıntı yaşayan kulüplere ekstra harcama yaptırmazsınız, hem olası sakatlıklar yaşanmaz hem de kimse vebal altında kalmaz. Böylece herkes gelecek sezonun planlarını yapmaya başlar. Sanırım gerçek millilik kavramını küçük liglerin ülkesinden öğreneceğiz. Şimdilik bu konuya nokta koyuyorum.

İşin ekonomi kısmını ise ay sonu yapılacak toplantıdan sonraya bırakıyorum.

Özetle, Bakan Kasapoğlu’nun açıklamalarını TFF’nin çok dikkate almadığı, alelacele hesaplamalar, tarihsel yanlışlar ve demeçler verdiği görülüyor. Bu talihsiz açıklamalar yumağına Kulüpler Birliği Başkanı Sayın Sepil’i de ekleyebiliriz. Bu telekonferans toplantısı da geçti. Bakalım ay sonundakine kim dersine çalışmış bir şekilde gelecek?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?