Reklamı Kapat

Koronavirüs Korkusu

Sokaklar bomboş sadece sokaklar mı, caddeler meydanlar bomboş. Şehirler sanki savaş olmuş da terk edilmiş. Sadece ülkemizde mi, her yerde bütün şehirlerde sokaklar caddeler meydanlar bomboş. Dünyanın bütün ülkelerinin bütün şehirlerinde sokaklar bomboş, caddeler meydanlar bomboş. Sanki bir kıyamet senaryosu yazılmış sahneye konulmuş, eksiksiz oynanıyor. Senaryo olduğu elbette tartışılıyor ama uygulama ürkütücü gerçeklikte. Koronavirüs tüm dünyayı sardı; insanlar ölüm korkusuyla evlerine kapanmış vaziyette. İnsanlarda ölüm korkusunun tezahür etmesi insanın beşeri özelliklerini göstermesi bakımından normal. Her insan ölümün şiddetinden korkar. Hâlihazırdaki yaşanan durumda ölüm korkusundan ziyade başka bir korku var. Ölüm korkusunu aşan bir korku, ölüm korkusunu içinde barındıran fakat daha fazlası bir durum yaşanıyor; kıyamet korkusu. Her yeri kıyamet korkusu sarmış durumda. Kıyametin, henüz kopmadığı için, ne olduğu bilinmiyor. Güçlü, sarsan, yok eden, yeryüzünün hallaç pamuğu gibi atıldığı ki bu ifadeler kutsal kitabımızda daha fazlasıyla yer alıyor, fakat henüz gerçekleşmediği için insanların yaşamadığı o büyük günün korkusuna benzer bir korku yaşanıyor. Bilinmezlik korkusu bu, çünkü ne olacağı bilinmiyor. İnsanlar her an korkuyla yaşıyor. Her an tetikte. Koronavirüse karşı bütün duyargaları açık bütün silahlarıyla hazır olda. Bu korku savaş korkusu değil, bu korku ölüm korkusu değil bambaşka bir korku; yepyeni bir korku yaşanıyor.

Koronavirüsün insan eliyle yapılıp yapılmadığı farklı ülkelerde artık bilim adamlarınca tartışılıyor. Virüs laboratuarda mı üretildi? Bu konuda bilim adamları ikiye bölünmüş durumda; yarısı koronavirüsün doğal yollarla oluşmuş bir virüs olduğunu savunurken diğer yarısı koronavirüsün laboratuarda üretildiğini savunuyor. Koronavirüsün laboratuarda üretildiği fikri ağır basıyor. Çünkü aşı bulma çalışmaları yapan bilim adamları koronavirüsü kopyalayıp çoğaltabiliyor. Ki ülkemizde de yapılan çalışmalarda virüs devre dışı bırakılabildi. Kopyalanması, devre dışı bırakılması virüsün insan eliyle üretildiğini savunan bilim adamlarını doğruluyor. Bu ise koronavirüsün bir hastalıktan ziyade bir siyasi mesele olduğunu ortaya koyuyor. Yani virüsün sağlıktan ziyade siyasetle ilgili olduğu birçok yönüyle ve birçok raporla ortada. O zaman nedir bu siyaset?

Dünyayı yeniden dizayn etmek isteyen güçler var; kapitalist sistemin ağababaları. Siyonistlerin böyle bir projesi olduğu bilinen bir gerçek. Dünya nüfusunu azaltma projesi. İnandıkları sapkın ideolojik görüşlerine göre dünyadaki insanlar dünyaya fazla. Azaltmak lazım. Neden? Kaynakların tükenmemesi için. Bunu yapmanın yolu insanlara ölüm korkusuyla birlikte kıyamet korkusu vermek. Koronavirüs dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin’de ortaya çıktı. Çin nüfusuna göre ölüm oranı devede kulak bile değil. Avrupa’da görülünce hemen salgın denildi. Salgın denilince dünya adeta ayağa kalktı; ucu görünmeyen bir korkuya kapıldı. Peki, henüz dünya genelinde ölü sayısının yarım milyonu bile bulmadığı salgın, insanları neden bu kadar korkutuyor, neden dünya ayağa kalkıyor? Dünya nüfusu yedi buçuk milyar; daha milyona çıkmadı ölü sayısı. Peki, ABD’nin Irak ve Suriye işgalinde iki milyon insan öldü. Bu ülkelerin toplam nüfusu yüz milyon etmiyorken iki milyon insan ölüyor kimsenin gıkı çıkmıyor, ama salgında yedi buçuk milyar insandan iki yüz bini öldü diye kimse evinden dışarı çıkmıyor, yani dünya ayağa kalkıyor. Buradaki çelişkide bir bit yeniği yok mu? Bütün ülkelerde medya adeta koronavirüs korkusu pompalıyor. Bir merkezden emir alınmış gibi. Bu normal mi? Koronavirüs aşısı ya da ilacı gerçekten bulunamıyor mu bulunmak mı istenmiyor? Öyle anlaşılıyor ki kapitalist sistemin ağababaları karar verdiğinde şıp diye bulunacak aşı veya ilaç. Koronavirüs perdesinin arkasında dünya düzeni değiştiriliyor. İnsan alışkanlıkları kökten değiştiriliyor.

Bakalım güneş herkese eşit mi doğacak yaşarsak göreceğiz!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?